6 Mart 2007 Salı

sus

derse 15 dakika geç kalmış olma bahanesiyle kantine gidiş. kantin dediysem, saat 11.15'te sadece 3 kişinin olduğu bir "coffee lounge" şeker, içecek ve abur cubur ihityacınızı otomatla karşılıyosunuz, kaşarlı açma veren o teyze yok. bi mesaj atış "marisol ders arası olunca haber ver". bekleyiş.

sonra defter açış. 4-5-6.... sayfalarca yazış. sigara yakmayı düşünüp kapalı mekanda olmaya sövüş. ah şeker sen gündüz sigara içmezsin ki. hoş, sigara da içmezdin sen. gök gri ve yağışlı. kantinde dam yok, tavan cam. tavanı izleyiş. deftere yaz yaz yaz. ders ortalarında, bar köşelerinde, daraldığımda türkçe yaz. kimsenin bilmediği bir dile sahip olmayı istediğim ergen bunalımları çağından sonra ilk kez o dile sahibim. istersen duvara kazı, koca binada anlayacak 1 tek kişi var.

yazdıklarına bak. hep aynı şeyi yazdığını düşün... kimbilir kaç aydır, hep aynı cümleleri evirip çevirdiğini... hatta bu cümlelere artık inanmasan da, o cümleler geçerliliğini çoktan yitirse de, sırf verdikleri güven duygusunu yitirmemek için o anki gri bulutlu halini yine aynı cümlelerle açıkla. başka cümleler korkutsun seni. insan bunalımın bile biraz tanıdık olanını seviyo canım.

sonra bi anda kalem kendine söylememeye karar verdiğin şeyleri yazsın. bakakal. yazınca, dillendirmediğin şeyi gör. gül geç sonra. hani o yeni bi cümle ya, onun huzursuzluğu. bastırılmış bir cümle oluşuna, aslında bilmemkaç aydır her gün aklına gelişine aldırma. ne demişti baar: kapıyı kapa, açıp bakma. canım baar. kapı aralansın, koşarak kapa.

tavanı izle. yağmur damlaları. 17 yaşına ulaşmış her genç gibi "ah bi gün cam tavanlı evim olsuuunn" dediğin zamanları düşün. şimdi sadece "yalıtımı zor olur yaaauu" haline gelmiş hayaline gül.

ders aralarında deli gibi yazdığın sayfaları sonradan görmek ne korkutucu. bu kantin sayfaları da öyle. 3-4 gün çantada dolaşıp sonra bi defter arasına tıkılacak. bunları söylediğimi görmek istemiyorum. o bi anlık trans halinde yazdığım şeyleri görmek istemiyorum sonra. o anlık satırlar onlar. icabında karton bardak altlıklarına yazılan tespit fışkırmaları.

"ara vermiycez galiba derya.. bekleme sen"

ders arası olmasın... dersi kaçırdın işte yine, orada öyle kal. o çizgili A4 kağıtlarda yaptığın tespitleri seyret, can acısından çarpıntın tutsun, nefes al.. verr.... espressochoco lazım. makina kartlı, kartın yanında değil, 2 kat in, bozukluklarla al. söv. ana avrat söv.. içinde biriken ekşi suratlı huysuzluğu anlayamamak ne komik; yine de sevmek o hali. kızgınlık değil hırçınlık hali. sebepsiz. söve söve iç, çarpıntın iyice azsın.

öflemek hep uzun uzun.
muppet show'daki yargıçlar gibi yine... öfffflemek.
açlık ve çarpıntı. iğrenç bi yemek ye. daralmalarda boğul ve bi sigara iç sonunda.

bugünün bitmesine daha 7.5 saat var.


dokunsanız ağlayacağım.
ya da dokunanı yakarım.
hangisi doğru, bilemedim.

7 yorum:

TugCe dedi ki...

deryik ara ara kendimi hatirlatiyorsun bana . hani ,hah iste benim gecen haftaki halim filan oluyorum:)
eger rahatlatacaksa soyle soyleyeyim, o kadar cok sikayet ediliyor ki, kendinden sikiliyor insan filan. o zaman duzeliyor birazcik.hehe.
kalemin yazisini izledigim cok olmustur. edilgen birsey. hani sanki ben yapmadim.
opuyorum ben seni. dua et US de degilsin. bir de yanina, " aah, that is AAAwww siiiimmmm" diyen tipler gelecekti :)

mz dedi ki...

Gectigimiz gunlerde canim burnumda, sikkinken, bir arkadasim Alberto Moravia diye bir adamcagizin Sikinti diye bir kitabini onerdi, cok iyi gidiyormus bu durumlarda. Halbuki ben Sartre'in Bulanti'sini okurdum normalde. Moravia'ninki yeni gecti elime, bakalim bu seferki bulantimi atlatmama yardimi dokunabilecek mi.

Emir Bey dedi ki...

böyle hafifi hafifi saçlarınız falan okşasak ama belli bir mesafeyi koruyarak ne olur ne olmaz =) yine de iyi gelir belki =)

enne dedi ki...

Ne oldu deryik? Neden bu kadar üzgün ve sıkıntılısın? Açıkça söyler misin nolur? Ben anlayamıyorum ve fena halde anlayıp seni rahatlatacak şeyler söyleme niyetindeyim oysa.

deryik dedi ki...

tuğçe: var evet öyle kendimden bunalıp toparladığım zamanlar :)

mz: sıkıntı.. bulantı.. benim kitabım olsa adı bıkkınlık olurdu ya da miskin.

emir bey: iyi fikir paşam, bravo!

enne: şimdi sen bunu dedin ya, neler neler demiş oldun... iyiyim ben, arada oluyo öyle. rahat batması yaşıyorum diyelim:)

Suleyman Ve Ben dedi ki...

Merhaba Deryik,

Ne haber? Nasilsin?

Senin post okudum ama cok zor benim icin :)

Here is what I was able to understand so far:

- Deryik kantin+de ama "Kasar+li" acma (tost gibi mi?) yok :)

Bos ver !

- Sigara icmek yok :)

Bos ver !

- Ders ara yok :)

Bos ver !

- Deryik ofluyor :)

Bos ver !

Benim tavsiye: Bos ver !

Life is short, just be happy !

Kanada'dan gule gule simdi !

Suleyman.

deryik dedi ki...

boşverdim be süleyman. gerçekten :)

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker