5 Ağustos 2009 Çarşamba

iç güzellik meselesi

yoğun ısrar üzerine ertelenmiş ötelenmiş yazı sizlerle. ah bi an çok mühim hissettim.

-

"çok param olunca" ayakkabıymış, çantaymış benim kalemim değil. bir, beğendiğim ayakkabıların %90'ı ayağıma olmuyo. ara numara üretsinler, söz, elime bile ayakkabı geçiricem. iki, çantayı da zor beğeniyorum, hıh. gecelik ve iç çamaşırı reyonunda mutlu olucak biriyim ben.

o da ayrı bi komik alışveriş. "kimin için alıyosun" ilk akla gelen soru niyeyse. hele kadınlar... bi kere bi tezgahtar "beyler bu renkleri seviyo, hep bu renk hediye alıyolar" diye dır dır dır bitirdi beni, ben de "beylere almıyorum hanfendi, kafama takıcam" demiştim, küsmüştük. pazarlamanı sevsinler, beyler bu renk beğeniyomuş. alıp giysinler o zaman! bi de sanki kendisi normalde donsuz sütyensiz geziyo, bi tek hayatına bi erkek girince giymeye başlıyo. böyle fetiş bi şi alıyorum sanılmasın, gayet normal bi üründü. babaanne modeli olmadıkça pazar sevişgeni muamelesi görüyosunuz zaten. fetiş olsa nolucak benim fetişim onu mu gerdi, o ayrı. erkek satıcıların da bir kısmı sakız satıyomuş rahatlığında, bir kısmı prezervatif satıyomuş gibi gergin. ben daha boxer satarken gerilen tezgahtar görmedim, erkekler onu neresine giyiyo? biz mi yanlış biliyoruz?

keza alıcılar. korseye bakan çekingen liseli kız, jartiyere bakamayan evli teyze filan. sanki kendine işkence hattı. sex shopta basılmış gibiler. göz temasını sıfıra indirmek için bi kovalamaca. beyaz, pamuklu ve desensiz sütyene ulaşana kadar nereye bakacaklarını şaşırıyolar. koşarcasına, kaçarcasına.. sanki "bakire- anne- müdür karısı- yollu gacı" diye reyon etiketleri var, anlatılmaz bi gerginlik. yanlış yerde bi an için boş bulunup soluklanan hemen saf değiştiriyo. ne oluyo bilmiyorum, bulutların ardından annesi, kocası, abisi filan beliriyo galiba. hoş, aynada vücudunun tamamını çıplak görmemiş bireylerden "şey pardon bu kaçaa" diye don sallamasını beklemiyorum. hatta sanki playboy alıyomuş gibi "şey bana diil kızıme/ arkadaşıma" diyenler bile gördüm. erkekler küçüklüklerinden beri her bir noktasını seyrederek ve seyrettirerek büyüyosa kadınlar da vücutları yokmuş gibi büyüyor. sonra o reyonlar arasında bi anda: aman tanrım! hadi benim vücudum var, diğerlerinin de var! ama onlar kesin bu gece sevişicek oysa ben ihtiyaçtan alıyorum. hay allah, karışmasam bari arada. şu dantellerden uzak duriym, evet ihtiyaç. ihtiyaç temel şeyler, ham kenevirden olsun benimki.

bi ikiyüzlülük var gerçi. pazarda ikizlere takke diye yırtınan adamla dantel tül muhabbeti yap, sonra alışveriş merkezinde florasan lamba utangacı ol. niyeyse pazarda eşelenerek kaptığın, kikirdeyerek tüyünü zilini gösterdiğin ürünler, spot ışığı yiyince sevişme işaretine dönüşüyo.
yine bir: "ben anlamoor" tespitinde buluştuk. pazar sanki bizim ev, mağazalar ise komşunun terası. bu durum bi yılbaşında değişiyo heralde, ulusal kıyafetimiz olan kırmızı don alışverişine sarıyoruz. bence birçok kadın kendine alıyo, hediye filan diil.

yeri gelmişken bahsedicem: çocuk bedeninde ürünü olmadığı halde onlarca sezondur bütün iç çamaşırlarına çizgi film karakterleri konduran ve bunları dantellerle buluşturan oysho firmasıyla sorunum var. tek bu marka diil tabii. koskoca kadınların "lolita sendromu"nu beslemek bi yana, ortalığa bebek gibi konuşan kadın salıyosunuz. donunda mini fare, sütyeninde bambi olan bi kadın artık bütün günü 7 yaşında geçirir. çizgi filmler de kaç tanedir bilmiyorum, sonu gelmedi. snoopyden tut şirinlere, her şeyi gördük. unutulan karakterler oysho ile hatırlanıyor. müşterilere bakıyorum, "ay sefkiliiaamm ne şirin di miiiğğ bak my little ponyyy" diye mıyırdayan bissürü kadın. yaşları da yaş yani. olmasa nolur, 7 yaş üstünde bence tuhaf.

bana hastalıklı gelen bi pedofili çağrışımı var, hem ürünün hem de o bebek taklidinin. misal, bir ünlümüz "ben çocuksu seksiyim" gibi bi laf ettiğinde de hoplamıştı midem. neyse tamam, hadi heves ettin aldın, anladım, güle güle giy. o da olsun, peki. ama mağazada başka seçenek yok. ya baby tv ya da dümdüz, spor için üretilmiş ürünler. kadınlara tanınan alan bu. ya koşuyorum ya da emekliyorum. arada bi farklı bi ürün çıkarsa, o da inatla, nefret ettiğim siyah-pembe kombinasyonundan. siyah-pembe ne menem bir uyumsuzluktur?! siyahın yanına renk yakıştıramam pek zaten, bi de gidip şeker pembesi?! renklerin çağrışımları, hisleri alakasız bi kere. siyahın tüm asaleti, gizemi pembenin barbiliği ile, şekerleme haliyle söndü gitti. böyle sisler altındaki monica belluci'nin yanına "melebaaa" diye çıkıveren, iki yandan at kuyruklu bi britney spears adeta. anlatamadıysam sen anla.

neyse, oysho ve ben. çubuklu pijamamsı tiril tiril pantolonumun hatrına hep bi şans veriyorum, ama hep elim boş hep elim boş. etraf sevgilisine barbie desenli babydoll gösterenlerle kaynıyo. kaçarak uzaklaşmak. erkekleri de anlamıyorum. donunda gargamel deseni olan bi kadınlayken tonlarca soru işareti gelir insanın aklına. niye yani? niçün?

özet: o reyonlarda dolaşırken raf üstünden diğer müşterileri dikizlemeyi ve manasız gerginliklerini seyretmeyi seviyorum. eşine, çocuğuna, sevgilisine beşer beşer boxer alan kadınların aynı rahatlıkla kendine sütyen de alabileceği günlere.

9 yorum:

enes güler dedi ki...

"ikizlere takke" kısmına gelince önce anlamadım. hiç duymamıştım şimdiye dek. döndüm bir daha okudum ve koyverdim! :)

vay be! çok yaratıcı doğrusu. ikizlere takke oluyorsa, prezervatif satarken de pekala bebelere balon denilebilir mi?

mz dedi ki...

Esimin annesiyle Victoria's Secret'in onunden geciyorduk, oyle bir "ayy, ne bunlar boyle" dedi ki, fikir beyan edemedim. Bir arkadasim da yine ayni magaza icin "camasira bu kadar para vermem ben der. Desin, ama geri kalan tum giyim kusamina servet harcarken farkli dusunuyor. Demek ki gosteremedigi icin harcama yapmaya degmiyor.
Bir an bir suru ic camasiri alip gonderesim geldi sana. Oyle bir yakinligimiz olsa ne ala da, simdi cok tuhaf kacar. :)
Yazi icin yogun israr yapana da tesekkurler.

mermaid dedi ki...

gülmekten karnıma ağrılar girdi. uzun zamandır okuduğum -lemanyaklar, penguenler dahil- en komik, en güldüren yazı. tespitlerin, "hello kitty" çamaşır alan ve bebeksi konuşan kocakarı tasvirin, pazardaki amcaya "bu bana olur mu" diye soran kadının florasan dengesizliği... her biri, her bir tespitin şahane, şahane, şahane! hastasınım :)

calhan dedi ki...

Ya tabi sen o kadar doğal yazıyosun ,hissediyosun ve yaşıyosundur , bunlar çok doğal hareketler hepimiz insanız tabi de, bi erkek olarak vaziyetin iç gıcıklayıcı olduğunu inkar edemem. genel bi erkek için ,çoğu şeyde olduğu gibi nasıl 15 saniye sürmezse bu konu, kadınlar olunca kitaplar, fotoğraflar, bi dünya koskocaman bi sektör var. he bunu da kadınlar mı yaptı, tabi ki hayır, erkekler nasıl görmek istiyolarsa onları öyle tasarladılar, markalar çıkardılar, kanat takıp yılbaşarlarında çoluk çocuk sienbisieee izledik..
komik bi ton yan var tabi , bunlardan en iyisini seinfeld'de george'un sütyen satıcısı olmaya çalıştığında görmüştüm bu yazı da 2 olmuş.

Talisman dedi ki...

İç çamaşırı için biraz paraya kıyıp Marks & Spencer a gitmeni öneririm. Orada hem kadınsı hem giyilebilir güzel çamaşırlar var. Ne abartı bir hışır hışır dantel ne de pedofili çağrışımlı hello kitty ler, güzel alternatifler var.
Öneririm..
Ya bir de şu kısma bittim ben :))
"böyle sisler altındaki monica belluci'nin yanına "melebaaa" diye çıkıveren, iki yandan at kuyruklu bi britney spears adeta. " Süper anlatım :)

Talisman dedi ki...

Ha bir de Marks & Spencer da ne kadar aldığın şey kışkırtıcı diye tabir edilecek birşey bile olsa, tezgahtarlar sıfır mimik gösteriyorlar.. Normal normal alışveriş ediyorsun.

Adsız dedi ki...

Ankara'dan nefret ediyorum.

gln dedi ki...

deryik ve satış elemanı diyalogları serisi istiorm ben :) kafama takıcam!!! bi de bunun 50 faktörlü güneş kremi versiyonu vardı :p

ya bi de ben böyle mağaza falan hiç utanmam ne utanıcam rahat rahat bak dene al, asıl pazar çok utanç verici adam bağırır bi yandan diğer yandan teyze dikizler ne alıosun öte yandan yan tezgah amcaları kıs kıs sırıtır. fln filan.

fusionaryinstitute dedi ki...

İlk okuduğum yazın bu oldu; harika tespitler! Çok keyifliydi, düşüncelerime tercüman olmuşsun :D

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker