1 Eylül 2006 Cuma

aklıma geldi- dijle

bi sınıf arkadaşım vardı, Dijle. Dijle kadar kibar, kimseyi kırmayan, her daim gülümseyen kaç kişi oldu bizim bölümde bilmem. kızsa da kızamaz, öyle biri Dijle. Dijla deprem için yardım toplar. Çalışkandır da. Dijle rica eder, teşekkür eder, özür diler. İnsandır Dijle. Dijle'yi severim, o da sağolsun beni sever. Şimdi nerden aklıma geldi, bilmiyorum....

Bir gün bir hoca (bu göreceli bi kavram aslında; ama herkese hoca diyoruz saygıdan. bence akademik bir vasfı olmayan bir kaypaktır, o ayrı) yoklama alıyor. "dijle"yi okuyor. "dicle mi dijle mi" diyor. "dijle". "kürt adı mı?" "evet". diyalog kalkan bi kaşla bitiyor. sonra, bir zaman sonra, dijle diyor ki bana "bu adama sinir oluyorum ben. taktı bana". farkındayız zaten o gerilimin. çaktırmadan manevi şiddet diye bi şi var mı acaba? düşük ölçekli gerilim. dijle'nin hep bi "kürt kızı dijle" olduğunu hatırlatma gerilimi. ve bunu o koca sınıfta aslında hocadan başka kimse takmıyor. Gülüp geçiyoruz Dijle'yle, çabuk gülüyor zaten. sonra bir gün başlıyor anlatmaya hocamız, geniş ve ukala bir sırıtmayla...

Doğu Anadolu niye geri kalmışmış?
çünkü insanlar hep kahvede oturuyormuş. okey oynuyolarmış anca. yatırım yokmuş hiç. tembellermiş tembel. tembel adam nasıl kalkınsınmış. ööle kahvede hatır hatır kaşınınca tarla mı sürülüyomuş... Zaten onlar bi şi istemiyomuş ki, ortaçağ zihniyetiyle odun gibi yaşıyolarmış işte, ne kadar ekmek o kadar köfteymiş...

Dijle kızardı. Dijle çok kızdı; ama sustu. biz de itiraz ettik. "devlet politikası"nı Çin'de bi şehir sanan hocamız anlamadı itirazları. ders sonuydu zaten, kapıya yöneliverdi. Sonra Dijle sakince kalktı yanına gitti, tam kaçar gibi giderken yakaladı hocayı...

"siz bunu nasıl dersiniz? nasıl tembellikten dersiniz? ne hakla dersiniz? Siz doğuyu ne kadar biliyosunuz ki hocam?" diye başladı, gözleri çakmak çakmak...
Ve geri adım attı hoca bu sakin, kırgın; ama saygılı cümlelerle. özür diledi. diletti dijle. o pişkinliği yedirdi hocaya. Yanar-dönek bir hoca derhal "ay yok yanlış anlaşılmış" der hemen. Dedi.

Ve ben Dijle'yi bi daha sevdim o an. susmadığı için; bağırıp çağırmak yerine o sakin "bunu nasıl dersiniz" sorusu için. o atıp tutan meydan maşasını sakinlikle adam ettiği için.

3 yorum:

xprodoksit dedi ki...

Haddini aşanlara haddini bildirmek bir ödev olmalı Dijle'ye de helal valla.. ;)

deryik dedi ki...

xprodoksit: akademik sıfatlar kahvehane sohbetlerini aşmayı gerektirmiyor sanırım, bunun örneği. helal valla, evet :)

gaykedi dedi ki...

Otuz dört yaşındayım,hem Kürt sorunu hem sağ-sol olayları konusunda ülkemizin yaşadıgı en sorunlu günleri yasadim..kücükken kürt kelmesinin bir küfür gibi kullanıldıgını hatırlıyorum,bir yanlışlık,kabalık,cirkinlik yapıldıgı zaman söylenen kürt müsün lan sen lafı kulağımda yer etmiş,ama biz bunu hep yapıyoruz,bizler ermeni,yahudi,gavur hatta mesela,karı gibi diyerek kadınları bile küfür olarak kullanmadık mi,ben bir gay'im halen,escinsel anlamlı kelimeleri küfür, hakaret olarak kullanmıyor muyuz..

aslında ülke olarak kabül etmemiz gerekirki sorunumuz ne kadın-erkek,ne kürt-türk önce bütün bunlar bir insan hakları sorunudur...90 Yıllarıydı sanırım Rahmetli Özal Kürtce üzerindeki yasakları yazılı basında kaldırınca bir kesim gene karşı çıkıp etrafa cılgınca korku yaymıstı,yok bölünecegiz yok,devleti ele geçirecekler !..aynı şey kürtce radyo tv konusundada oldu,Türkiye sanki hamur tutkalından yapılmış öyle hemencik dağılıverecek bir ülke...

90 lara kadar bu ülkede Kürt kelimesi tabuydu ve pek agiza alinmazdi,sanki o kelimeyi yok sayarak kürt sorununuda yok sayacaktık...ben gay oldugum icin askere gitmeme hakkımı kullandım,ama yapan arkadaslarımla konusmalarımda onların şaşkın itiraflarını dinledim...Hic Türkce bilmeyen nineleri,ilkokula başlamış halen türkçe konuşamayan çoçukların hikayelerini anlattılar,şaşkınlardı,biz bunları hiç bilmiyorduk,kimse anlatmamıştı diyorlardı.....

ailecek 80 senedir yaşadığımız semt istanbulun eski bir semti,semtimiz sakinleri sonradan göcmenlere sanki ilçelerini ele geciriyorlar güzüyle korkuyla bakıyor,evet 20-30 sene önce ilçemiz bu kadar kozmopolit degildi,ama o insanlara kızmaya hakkımız varmı,çünkü senin benim beyenmedigim ağır işleri yapıyorlar,kapıcılık,insaat işciligi gibi sende niye geliyorlar diye kızıyorsun bu ırkçı Almanların Almanya' da ki Türklere kızmasına benzemiyor mu ?

Komşum geçen gene asker kardeşini teslim etmek icin diyarbakıra gitti,orada evli bir garsonla muhabbet etmiş,adam 2 iş birden yapıyormuş ve iki maaşının toplamı,arkadaşımın burada işe yeni giren bir ofisboya verdigi kadar,orada bambaşka bir dünya var dedi,anlatti üzülerek...Sevgili Yılmaz Erdoğan' ın şiddet konusunda ki mektubu hakkinda insan tabi ki eleştirebilir ama milliyetçi sitelerde yazılan hakaretleri küfürleri bir görseniz,miğdeniz kalkar...

Annem aşure yapmıştı geçen sene,konu komşuya dağıtırken evimizin önünde tek başına kaldırım tamir eden orta yaşlı bir kürt görmüş,bana ona da aşüre götürürmüsün dedi,ılık ılık annecigimin nefis aşüresinden kocaman bir kase götürdüm,tabagi almak icin beklerken biraz muhabbet ettik,bana memleketteki cocuklarindan bahsetti ve tabi biraz kürt sorununa girdik,ona dedimki siz sizin psikopatlara sahip çıkın,bizde bizim delilere sahip cıkalım dedim ,gülüştük....ve tam tabağı alıcam dibinde cok az bıraktı,bu da kuşların hakkı dedi ve duvarın üstüne boşalttı...gelince anneme de anlattım,bu yaptığı hareket o kadar hoşuma gittiki anlatamam...birbirimizden öğreneceğimiz cok şey var......gaykedi

http://gaykedi.blogspot.com/

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker