25 Mart 2010 Perşembe

stres bik bik

hayatta en asap bozucu şey, "strese bağlı bik bik" denen hastalıklar bence. misal, çarpıntı. stresim olmasa da o çarpıntı zaten stres sebebi. yüz beygir gücünde çarpıyo el kadar şey. veya misal, reflü. "ay bebeklerde bile var" diyen sevgili doktoruma sorarım, bebekte ne stresi yani, agu bugu yaşıyo! hiç işte. şimdi buna bendeniz, isiliğimsi kaşıntımsı şeyi ekledim. isilik denemez, o kadar da değil. karaktersiz minik kırmızı noktalar yüzünden karnım kaşınıyo. agu bugu demişken yani, kedileri ve bebekleri nasıl iyi anlıyorum, anlatamam. yat, kaşın. mis. öyle de lanet bi şi ki bu, düşünüyosun, tüm vücudunu karıncalar kaplıyo. nedir nedendir, fikrim yok. annem "uyuz oldun kehkeh" dedi. bir gece vakti ansızın bi baktım ki mini mini birler: kaşınıyorum. gregor samsa bir sabah uyandığında tırmık olmuştu. bi de sahiden bi karaktersiz, kızamık değil, isilik değil, belli ki böyle bızırtlar mırtmış, saçma sapan bi şi. kaale almiycam ama yani cık. bak düşündüğüm anda bacağıma vurdu, resmen psikolojik. annem de karınca/arı belgeseli izlese kaşınır. duş, soğuk su iyi geliyo. bunu okurken kaşındıysanız, bence kesin "neden kaşınıyoruz" konulu evrimsel açıklamaları da merak edersiniz. cık ama o kadarını da kendiniz bulucaksınız, sevmedim bu konuyu.

*

okuyorum dinliyorum, şu paket meselesini anlamaya çalışıyorum. konu anayasa mahkemesi üyeleri:
Cumhurbaşkanı 7 üyeyi ise direkt olarak atayacak.  5 üyeyi; üst kademe yöneticileri, serbest avukatlar veya Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından; 2 üyeyi ise yüksek öğrenim görmüş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları arasından seçecek.

anayasa mahkemesi üyelerinin 2si "üniversite mezunu sıradan vatandaş" olacakmış. yani atıyorum, uçak mühendisi olmanız buna yeterli. sosyal bilimlerin bilim görünmemesi ne acı di mi blog? misal, "üniversite mezunu herhangi biri beyin ameliyatına girebilir" denmiyor ama anayasa mahkemesine dahil olabiliyor. rica edicem, hukuk dediğin ne kadar zor olabilir ki, peh! ya da mesela politika. kahvedeki ahmet amca da yapıyo, dört yıla ne gerek var? sosyoloji-psikolojiye girmiyorum, onlar "entel hobisi" olarak görülüyo zaten genelde. iktisat biraz daha saygı görüyo olabilir, para filan, dolar üzerinden mark üzerinden, o da yani, işte, yine tahtakalede biten bi işlem neticede. zamanında wall street uzmanları ve maymunlar arasında fark bulunamadı. bi bina mı yaptın, adam mı kurtardın, cık. eften püften sosyaller siziiii. safi laf, tooori çok, pratik yok. çok laf, az iş.

neyse özetle yani: bir diploma yeter! çünkü bunun adı demokrasi. velakin, ben mi yanlış biliyorum, güçler ayrımı filan, temsil yokken ne demokrasisi? yargıdan bahsetmiyo muyuz? "demokratik uygulama"dan farklı bi şi bu. hani gayet belirli bi alanda, ilim irfan sahibi, saçı beyazlamış akil insanlar ve uzmanlık gerektiren bi dal değil miydi hukuk? ben, atıyorum, matematik öğretmenliği bitirdim diye, tamam mıdır bu iş? madem tamam, üniversite mezunları bence "sıradan kul"ların başvurduğu yasal süreçlere dahil olmasın. düşünün yani, ben, gerekirse anayasa mahkemesi üyesi olacak kadar yetkin yüce kul, yine atıyorum, haciz için filan dava sırası mı bekliycem sıradan biri gibi? hatta yani kendi davamı kendim çöziym, üniversite okudum ya, yetiyo bana her haltı anlamam için. hukuk, hele ki anayasa, peh, ne kadar zor olabilir ki iktisatın yanında? tamam abarttım biliyorum; ama öyle bi his veriyo bana. yetkinlik, bilgi filan, çok mu gereksiz?

dedim ya anlamaya çalışıyorum. bi de bi 5 kişiyi cumhurbaşkanı kendi doğrudan seçecekmiş. aile şirketi yönetim kurulu ya orası. 2006 yılında da "cumhurbaşkanını anayasa mahkemesi seçsin" önerisi geldiğini hatırlatırım. paranoyaklar birliği olalım diye demiyorum ama bi tuhaf. kibarım bakın.

hukuk ilmiyle hiçbi ilgim olmadığı için mi çok büyütüyorum gözümde? benim için hukuk, böyle ilim irfan, kadim bilgi, kara kitaplar, tonla osmanlıca laf, evcimen evcimen evcimen - ve yani sahiden açık kalp ameliyatı gibi bi şi işte. zeycanın saçlarını beyazlatan tonla kanun, hakikaten bi ton çekecek bir sürü kitap, onlar bunlar, boşuna mıydı? 2 yıllık radyoloji mezunu arkadaş da yapabiliyo mu yani o işi? aşağı görüyorum sanılmasın, istersen yüksek mühendis ol, yine de hukuk değil işte.

yani tamam evet, mevcut anayasa mahkemesi başkanı hukukçu değilmiş, sayıştaydan filan. e ona bile laf ediyoruz, emre kongarın dün diklenerek söylediği üzere. "sayıştaydan başkan olmaz ama üye dediğin olsa olsa bizim derya olur" diyen bi sistem mi yeğ yani? ben anlamoor, diğerlerinin yanına ekliyorum. duyunca bile abes geliyor. belki de "ah biz ne güzel paket yapmıştık, denemiştik anlıyor musun dostum, bu pis muhalefet izin vermedi değiştirmemize" numarasıdır. bunu da gördük. ben çamurdan yapiym, hayır diyin, "en azından denedim" olur. en azından açıyoruz ya kapıyı, aza tamah ordusu.

ay neyse işte dedim ya, hukukçu filan değilim, belki ondan geriliyorumdur. 4 yıl okuyup diploma almış olmak belki de sahiden yeterlidir. "isveçte var norveçte var" diye sayanlar olursa, onların 2-3 ayrı  sistemi olduğunu da (hazır yeni okumuşken satiym) dip not. mutlak güç değil yani. daha bi okiym anliym, oo neler neler yazıcam.

chp ve mhp kombo bombosu yerine adam gibi muhalefetimiz olsa, "cık bu kattiyyyeeen olmaz" demek yerine bi şi önerseler, yemin ederim daha bi anliycam. adamlar zaten müzmin muhalefet, belki arada olumlu şeyler de kaynıyo yani, ne bilcez, di mi a güzel? böyle gıpta ettiğim şeyler de var.

*

yarın zorla eğlenicem. işimi seviyorum işimi seviyorum. zorla resmen ya. sağ dön, tüfek omza, eğlen! japonlar gibiyiz. iş çıkışı sosyalleşmek mi, o da tabii ki iştekilerle! hele cuma akşamları!

kaşınmıyorum, karınca göçü bu. avustralya'da kırmızı yengeçler böyle boydaaan boya geçiveriyo ya kilometrelerce yolu, onun gibi. göç rotası üstündeyim. çok fena geyik yapmak, saçmalamak istiyorum, özge'yi sırf bu amaçla izmirlerden getirtmeyi planlıyorum hatta, bi o çeker sanki beni (buğulu bakışlarla fade out).

5 yorum:

enes güler dedi ki...

bu konuda şu ropörtaj doyurucu bilgi veriyor gibi geldi bana. ya da belki de benim kafama yattığı için de öyle hissetmiş olabilirim :)

Tugc dedi ki...

enes: ben o röportajı da okudum ama yine de kafam karışık. Hafif bir aralıyor gibi ama sonra yine de adamın dediği; "bi yerden açmak gerek, eğri doğru önemi yok" gibi bi şeyler.Ya da ben strese bağlı reflüm sebebiyle anlayamamış da olabilirim tabii.

deryik; Strese bağlıymış konuşmamızdan sonra kopan sistemimi bir kenara bırakıyorum. Ama senin teşhisin ve tedavini kullansam da aynı olurmuş; doktorlar da üç aşağı beş yukarı aynı şeyi yapıyorlar diyecektim. Malum, üniversite mezunuyuz ya, olur yani, ha anayasa mahkemesi üyesi, ha pratisyen hekim-intern vs. Endoskopide zorlanabiliriz gerçi ama birlikle bunun da üstesinden gelinebileceğine inanıyorum. 3ü o seçiyor, 8 öbürü, 9 da var, her aday için 3 kişi, sonra cumhurbaşkanı.. Tam hafif anlar gibi oluyorum, "hah tamam galiba" diyorum ki; bir sayı daha çıkıyor, ben yine dağılmış halde boş bakışlar.

Ayhhh diyesim geldi histerik modda.

a little penny dedi ki...

Aslında stresle tetiklenmiş olma ihtimali olsa da hafif alerjik bünyeli olabilirsin ("karaktersiz kızarıklıklar"). 3-4 gün boyunca günde 1 adet Claritine iyi gelir alerjidense. Bende arada pörtlüyor, alırım geçer.

deryik dedi ki...

enes güler: okudum birazını, anladığım kadarıyla benim şu "bir diploma yeter" kısmına takılmam tuhaf değilmiş, di mi? bana yine de "aza tamah" hissi veriyo genel yorum.

tugc: bol su iç. tek bildiğim yöntem bu :) insan ejderha gibi hissediyo. onun dışında, ilkokul çocukları gibi: "çarparız.. yok yok böleriz..hmm, toplarız?"

a little penny: krem bi şiler sorucam eczaneye, bakalım. inatla da müdahale etmiyorum, kendi üstümde deney. ama çekilir şey değil. alerjim varsa daha da beter :S

Adsız dedi ki...

http://en.wikipedia.org/wiki/Pityriasis_rosea

göbekte basladiysa bu da olabilir. Kötü bisi degil, bikac haftaya geciyo, iz falan da kalmiyo, bi de resimlerde göründügü kadar kötü degil.

emel

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker