12 Mart 2010 Cuma

bilet

hasta oluyo gibiyim. olmamam gerektiğini düşündüğüm için kendime izin vermiyorum, çarpışma halindeyiz. boğazım mı batıyo, ılık çay, hop iyi hissediyorum. ankaraya biletim var bu gece, annemin ültimotomu, teyzemin telefonları, sabuş'un sessizliği ve defnenin gelemeyişleri filan, gecikmeli işlerim işte. ankara 18 dereceymiş hem. gerçi ben gidiyorum ya, kesin soğur, yağmur filan yağar. ayak bileğime bağlı kara bulutlarla dolaşıyorum bu ara. x-men'de en çok storm'u severdim, o ayrı.

trompet ne güzel bir aletimizsin sen. haftaiçi konserlenmesi de güzel bi şi. babylon'a masa düzeni yakışmıyo ama olsun. gerçi babylon'a damlalıkla votka vermek de yakışmıyo ama neylesin gönül.

~

kadın ve aileden sorumlu devlet bakanları ne kadar enteresanlar değil mi? ruh halleri bir ters. gerçi gönül ister ki ne bileyim, "cinsiyet" odaklı bi bakanlık olsun olacaksa, böyle "kadınlar ve pek doğal olarak aileleri" girdabına dolanmayalım. aya benzer yüreğim, e doğal olarak takipteyim.

"Güçlü aile için güçlendirilmiş kadın anlayışı, toplumsal anlamda yaşanan tüm sosyal sorunların çözümünde etkili olacak en temel unsurdur. Kadını güçlendirmek demek, aileyi güçlendirmek demektir. Aileyi aile yapan kadındır. Huzurlu bir toplumun en önemli unsuru sağlıklı aile yapısı, sağlıklı ailenin en unsuru ise güçlü kadındır." demiş bakınız bakanımız.

güçlü birey için güçlendirilmiş kadın anlayışına var daha yani. kadına fonksiyonel bakış. hani yuvayı yapan dişi kuşun uçabilir olması lazım, niye, yuva için. binayı taşıyan ana kolona güçlendirme. güçlendirilmiş kadından ne anlaşılıyor bilmiyorum, "tüm sosyal sorunlar" da iddialı bi laf olmuş. kadın, yine aileli kadın. ailenin annesi olarak ama; kızı olarak değil. o zaman bambaşka bi kadınlık performansı icap ediyor. ki kız çocuk olabilmek bile hesap kitap işi bi yerde.

aileyi aile yapan kadınmış. deliricem. aileyi aile yapan kadın ve erkektir. bence iki kadın ve iki erkek de olabilir; ama kendisi o konuda hassas. bekar anne- çocuk, bekar baba-çocuk gibi versiyonları da mümkün ayrıca. "sen yeterince aile değilsin gözüm, bi kadın al öyle gel" mi denecek? böyle "toplumun en küçük birimi ailedir" saplantısıyla aile odaklı politikalar, onun bi alt kümesi olan bireyi ıskalamaktan bir hal oluyo. neyse bunları piinata devrettim, o halledecek.

*
onun dışında ve kenarında, keşke otobüste filan kitap okuyabilseydim, yol tutmasaydı. belki öğrenilen bi şidir, geçebilen bi şidir. başucumda kitap, rapor, makale ve bissürü yazıyla dolu bi sepetim var, kısmet. hepsi bitecek, durdukça içim sıkılıyo.

kahvaltıda serçe istilası ne güzel bi şimiş, özlemişim ben. serçeler minicik, harika hayvanlar. amerika ve avustralyada yokmuş mesela aslında, sonradan götürülmüşler. 1854'te new yorkta bi mezarlığa getirilmişler ilk kez. central park yetkilileri 50 tanesini salıvermiş. birilerinin serçesizliğe dayanamayıp kıtalar aştırması, belki de romantik bi şidir.

kendime not: yaş 25, nihayet becerdim: saç terbiyesi. "öyle durmuyo" diyene küserim.
dibimde hem postane hem havuz var. kullanmamak ayıptır, adamı döverler.

3 yorum:

Damlo dedi ki...

babylonda bi de lokal anestezi var deryik, süpel eğlenceli.

Onuncu Köyün Adamı dedi ki...

YAzılacak çok şey var ama dediğiniz gibi en özet haliyle aileyi aile yapan kadın ve erkektir, eşlerdir. Arkadaşca dostça insan gibi bir dayanışma ve birliktelik en sağlam temel olabilir ancak.

a little penny dedi ki...

Ankara güneşli fakat nanik yapıyor.:) Gölgelikler, akşamlar, sabahlar epey serin ve mont filan yetmez. Bekleriz:)

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker