23 Ocak 2007 Salı

okuyucu yorumları

internet güzel bi şi. mesela hollanda'dan naşi ben sanki TV başındayım, gazete elimde, üstelik anında yenileniyo falan. misal, Rakel Dink'i dinledim, izledim. onu duydum. daha güzeli, normalde bi gazete satın aldığınızda yanında verilmeyen gizli hazine: okuyucu yorumları.

inanın ben milliyet'in, radikal'in websitesine sadece okuyucu yorumu okumak için giriyorum bazen. bi süre sonra isimlere aşina olmak bile mümkün. ve aslında asıl haberin o yorumlarda yattığını düşünüyorum. ne bileyim ben haberi yapan kişi olsam, "bu nasıl böyle anlaşılır insaf" diye karşı yorum bırakırdım. bkz. blogun iyi yanları.

ogün yakalanmış. medyadaki fotoğrafları itinayla "psikopat bakışlı". tek kaş havada bakıyo kameraya, bi zamanlar mehmet ali ağca'nın attığı gözünü çekmeyen, başını eğmeyen, hafif Hannibal Lector esansı sıkılmak istenmiş bakışlardan. ben bunu böyle görüyorum. insanlar "gözü dönmüş zaten bak yüzünden belli" diyo. bu öyle bi laf ki, sonra "ay ne fenaaa... değiştir kızım şu kanalı allasenn" geliyo sanki. öyle bi his veriyo.

sonra "ogün niye katil oldu" analizleri var, şaka gibi...
1) "ey aileler çocuğunuza sahip çıkın yoksa cıs olur" analizi.
2) "trabzonda neler oluyorrrr" analizi
3)"trabzonda hiçbi şi olmuyor, CIA bu çocuğu özellikle seçti, yaşasın trabzon, süperiz" analizi
4)"bu işin altından cemaatçiler çıkar" analizi
5)"ne cemaati, bu çocuk boş bakıyo, cemaatin işine gelmez.. bunun altından Mossad ya da ermeniler çıkar" analizi
6)" internet kontrol edilemez bi teknoloji oldu, katil yaratıyo" analizi
7) "bunun soyadı bi cins, ermeni olmasın" analizi
8) "saf oğlum kandırdılar seni bak naptın" analizi

bir allahın kulu da, "yahu ogün olmasa öbürgün, kim olduğunun ne önemi var" demedi henüz. itinayla takipteyim. Dink cinayeti yorumları da ayrı bi lezzetti. böyle büyük puntoyla "amerika biz kardeşlik barış içinde yaşiycaz elini çek" diyenler falan...

ha tabii bu arada, en güzeli, "bunu yapan türk olamaz, bu kesin ermenilerin kendi içinde, bize bok atmak için" kıvamı yorumlar olduğunda, ilk telef edilen şey Türkçe. düzgün türkçe yorum bırakan yoktu arkadaşlar. bu insanlar internetten gazete okuyup, yorum bırakmak için üye olmuş insanlar. TÜRKÇE BİLMİYORLAR. bu kadar basit. bir iki kişi değil, nerdeyse hiç kimse türkçe bilmiyor. çok vahim. "deyerli" yazan mı isterseniz, neler neler... -de ve ki hassaslığım zaten geçti gitti. mesela "bunları yapıp ta rahat uyuyorlar" gibi cümleler var. ilkokulun neresinde "ta" bağlacı duydun kuzum?

nedir, ana dilini bilmeyen insanlara "diyalog çağrısı"nda bulunmak, bana abes gelmektedir. biz henüz ne yazılı ne sözlü bi fikir beyan edemiyoruz zannımca. konuşmuyoruz, bi şiler geveliyoruz. buna mı takıldın derseniz... evet, ziyadesiyle. orası şahsi kahvehaneleri değil bi gazetenin yorum köşesi. adamların maksimum itinayla kullandığı türkçe bu. ya da mesela hiç noktalama işareti yok: "bence bunun arkasından abd çıkar neden mi söyliym çünkü bizi bölmek istiyolar bence elini çek abd bize dokunma yetmedi mi artık ben böyle düşünüyorum evet" gibi. müthiş di mi.

bi de bööle komplo teorisyenleri var beni benden alan.. her şeye "mi acaba? hımmm" şüpheciliğiyle yaklaşan saf paranoyaklar. öyleler, napiym. iki kelimesinden biri atatürk olanlar. boşaltın anacım kelimelerin kavramların içini... rakıya meze bile değil, çayınıza katık yapın.

sonra bi kadın çıksın, "bebekten katil yaratılması"ndan bahsetsin, en sade kelimelerle. ve o "yabancı" olsun bu kadar "türk"ün içinde, öyle mi? ben bunu seviyorum işte.

"olayın siyasi yanı yok" diyebilen istanbul emniyet müdürü'nü takip ediniz.
Bolu tüneli'ni takip ediniz.
"okuduğu haberden etkilenmiş" gibi saf, köksüz, sapsız yorumları takip ediniz.
bugün yapılan "ırak gizli oturumu"nu takip ediniz.
zamanında "Apo Ermeni dölüdür" diyenleri takip ediniz.
sahi bu ülkede bi deprem olmuştu, 30 bin insan ölmüştü. takip ediniz.
saat 9'daki "sürekli aydınlık için bir dakika karanlık"a nolmuş, takip ediniz.
vicdani red ve "mehmet barışı seviyo" haberlerini takip ediniz.
ölüm oruçlarını takip ediniz.
kızgın demirle rahmi dağlanan kadın haberini takip ediniz.
daha devam edeyim mi?


bütün bunları ama, okuyucu yorumlarından takip ediniz. aslında nerde durduğumuzu görünüz efendim. benim içim acısa da bazen güzel bi tokat oluyor.

Başbakanımızın güzide "her şey kopenhag kriterlerine uygun yasalarca düzenlenmiştir" yağlaması yerine........
"bu millet talep ve hak ettiği için bu yasalar var ve bu yasalar uygulanıyor" diyeceğimiz günler şerefine...




ve dünkü "gremlin ovuvirdik" için bi gülücük.
günün şakaları için.
iyi geliyosun.

8 yorum:

Adsız dedi ki...

anlamamışsın hala Türkiye'yi yazzzık.

mz dedi ki...

Su da var, birkac yerde duydum, birkac yerde okudum: "Biz Ermenilerle kardes gibi yasadik hep, Ermeni isimlerini bile bilmezdik."
Soyleyenler bunu kendilerince iyi niyetle soyluyorlar tabi de eh yani diyorum!

Bir de Ermeniler de bizim diplomatlarimizi oldurmus, o zaman onlar niye yuruyus yapmamislar, hadi kan davasi cikaralim, oh olsun diyelim, sevgili tartismasi cunku bu!

Adsız dedi ki...

Deryikcim, facebook diye bir universiteler arasi(genellikle) bir network var. boyle yonja, hi5 tarzi birsey, ama politik, sosyal konularin da tartisildigi cok oluyor.
3gundur orada Hrant Dink's Memorial Group diye bir gruba uyeyim ve inanilmaz seyler yasaniyor. Daha once de boyle gruplara uyeligim vardi ama hic kavga etmeden bir tartisma yasanmamisti. Simdi ilk kez boylesine guzel konusabiliyoruz ve soykirimi tartisiyoruz, Hrant'i aniyoruz. Yakinda hatta bir yerlerde bulusmak bile dusunuluyor, ya da Peace organisation haline getirmek.
Istersen sana facebook icin davet yollarim ama mailini bilmem lazim.
kisacasi ilk defa, nefretle kufretmeyen bir insan grubuyla karsi karsiyayim..

deryik dedi ki...

kaptan: valla evet, anlayamıyorum bazen. ama anlayamadığım şey Türkiye değil. zira ben 1 tane mutlak Türkiye olduğuna inanmıyorum.

mz: ermeni isimleri evet... bilmiyoruz ki. bi de nerden bilelim yani? hayatı boyunca duymamış bi insana "hrant nereli" deseniz ne cevap verir ki?

sevgili tartışması değil, mahalle kavgasının faşist yorumu olurdu heralde.

tuğçe: böyle forumlar oluşuyo, en azından konuşuluyo. dilerim daha uzun sürer... belki ne bileyim, bizim kuşak küfürleşmekten yorulmuştur. belki.

gadjo dedi ki...

öncelikle, bu bir teşekkur notu...
1 saatir şu bloglarda h. dink hakkinda bakalım neler yazılıp çiziliyor merakıyla dolaşıyorum. bir sürü akla ziyan yorum, ya da hiç bir şey olmamışcasına gündelik muhabbetler...
burada okuduğum son 3-5 post, yüreğime su serpti diyebilirim. eline, beynine sağlık, demeden geçemedim.
ha bir de; bugün cenaze dönüşü adı 'talin' olan ermeni bir arkadaş, küçükken annesinin dışarıda kendisine hep 'tülin' diye seslendiğini anlattı ve bol bol güldük.. güldük, evet.

Adsız dedi ki...

yok. emin ol bizim kusak da masallah biliyor kufurlesmeyi..
en azindan ilk defa boyle seyler konusulmaya basladi ve insanlar biraz rahatsiz olsalar da, konusmaya ugrasiyorlar.beni sevindiren tek sey bu oldu son gunlerde bu konu hakkinda..
tabi hala cikiyor arada bi gelip boyle bi laf atanlar ortaya ama.
bu arada, turkceye gelince.
benim en sinir oldum sey "-de" ekinin yanlis yazilmasi. gozum takiliyor ya!

deryik dedi ki...

gadjo: yorum için teşekkür ederim. Talin artık Talin mi peki? Fırat Hrant olmuştu sonunda çünkü...

tuğçe: küfürle ifade ediyo kendini insanlar... ah bi de soru eki mi'nin ayrı yazılması meselesi var, o da benim gözümü tırmalıyo.

gadjo dedi ki...

O çoktan Talin, elbette. 'Tülin'i bir çocukluk şakası olarak anıyor. Tıpkı Hrant'ın Fırat'ı gibi... Ama o zaman bile, Fırat değil de Hrant olmanın bedeli bu kadar ağır değilmiş!

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker