19 Ocak 2007 Cuma

münferit

"deryik hrant dink öldürüldü".
böyle bi sms.

sonra gazetelere bakmak. ben bi şi yazmiycam, nasıl olsa günlerce bombardımana tutulacaksınız. samimi gözyaşları da olacak, biliyorsunuz. üzüleceğiz içten, onu sorgulamıyorum. ama bikısımmedyacım bi yandan vah vahlanırken (ah tabanı delik ayakkabı romantizmi) bi yandan da "ee kaşınanı kaşırlar" temalı satır arası imalar yapıcak. uzun uzun AB ilişkileri analizleri dökülecek, komplo teorileri uçuşacak. her zamanki uzmanlar her zamanki beylik cümleler. ah biz yine ahkamlar keseceğiz bir sürü. "Dink şöyleydi böyleydi" diyen faşocuklar doluşacak, sanki "müstehak" der gibi... ekmek arası hırant dink tüketeceğiz milletçe. çok saygıdeğer aprondadevekesici politikacılarım taziyelerini ve kınamalarını bildirirler elbet. ve bunlar aslında "ülen bi bu eksikti"yle "gavur dölü" arasında gidip gelecektir. zira taziye bildirirken bile samimi olamayan, ölüye üzülemeyen politikacılar yönetiyor bizi. samimiyetsiz, kişiliksiz ve çıkarcı. siyasi görüşü ne olursa olsun tekvücut oldukları bir konu var: cinayetleri hasıraltı etmek.

bilmem, belki sıkılacaksınız. başının arkasından 2, boynundan 1 kurşunla öldürülmüş bir insanı unutacaksınız. sahi, arkadan vurmak... sahi, arabasına bomba yerleştirip paramparça edilenler de olmuştu. ah münferit olaylar ishali yaşayan bi ülkeyiz biz. meczup dolu ortalık. bi meczup artı bi silah eşittir münferit. n'olacak işte, CNN ve NTV'nin ölüm yıldönümünde belgesel hazırlayacağı bir kişi daha oldu, jenerik akarken yumuşak bi piyano sesiyle zoom out. binaenaleyh bu şoku da atlatacağız . göreceksiniz - alışacağız. direnicez yine böyle olmasın diye ama bakın, olacak.

kardeşim 1992 doğumlu. doğduğu yıl musa anter, bir yaşındayken uğur mumcu.
15 yıldır kaç faili meçhul birikti biliyo musunuz? gazeteciler, belediye başkanları...

ben çok yoruluyorum bazen.
düşünmekten, geceleri dişlerimi kenetleyip uyumaktan, gazete okurken ağlamaktan; her gün illa ki gazete okurken ağlamaktan çok yoruluyorum ben.

abdi ipekçinin eşinin yüzünde her yaz gördüğüm o hiç dağılmayan hüzün bulutundan, adı 1993 yılında konmuş uğur mumcu caddesinde oturmaktan, çetin emeç bulvarında yürümekten de yoruldum.
bıktım.


bu akşam saat 8'de Taksim'de
olmayacaksınız işte.
çünkü biz, "olay çıkar evladım"la yetişmiş tepkisizlikteyiz.
bizde en bi muhalif gençlik, iki tane sosyalist terim bilir, evinden vah vahlanır sonra. oh protestcik, seçim pusulası kadarsın.
çünkü tepki vermek bizim için hak değil, imtiyaz.
bi tür gözükaralık.
taksimde yürüyüş yapanlara normal gözüyle bakmayan bi toplumuz;
böyle biraz imrenme, biraz alkış, biraz delimibu.
aman tanrım polis copu, suyu, spreyi!!!
bizde kimse bebeğini dedesini toplayıp meydanlara dökülmedi daha.



çünkü olay çıkar.
kahve taşar ocak batar.
sanki bütün bunlar yeterince "olay" değilmiş gibi.
karamsarım, buyrun.
gözlerim acıyo.

14 yorum:

Adsız dedi ki...

yapanlara da, " ay sen kurtarcaksin zaten Turkiye'yi" bakislari atilir.. bi aşsak onu..

Adsız dedi ki...

ben çoğu insanın fikrine göre "aşırı milliyetçi" varsayılan birisiyim deryik lakin bu tip olaylar nasıl düzelir nasıl olmaz nasıl konuşulur anlaşılır nasıl medenileşilir düşüncelerinden bazen beynim zonkluyor gerçekten...

GunO dedi ki...

Bende sag eğilimliyim ve Hrant Dink i her okudugumda dinledigimde küplere binen biriydim ve bugün ben bile bu insanın susturulmasına isyan ediyosam bilinmelidir ki çok değerli bir insanı kaybettik millet olarak. Taraf olmak mert olmaktır, hele Hrant Dink gibi tarafını fikri ile, anlayış ile savunan bir insanı kahpe bir kurşunla tümden kahpelikle kaybetmek kabullenilemez. Bir karşıtımı değil, bir yandaşımı kaybetmiş gibi hissdiyorum. Ve hepimiz biliyoruz bu kahpeliğin hangi namertlerin kirli oyunlarına hizmet ettiğini. Ne desek boş, dur diyemedikten sonra. Ancak bilmeli artık Düşmanın da olsa mert ve anlayışlı her insana dostun gibi sahip çıkmalı. Çok yazdım sinirle yine kusura bakmayın.

Adsız dedi ki...

bu yazıyı da en az diğer "münferit" hadise kadar "manidar" buldum ben.

sevgiler,
rte

Adsız dedi ki...

http://turkcu.net/forum/viewthread.php?tid=18885&page=1

bir de bunu okuyup ürperelim

deryik dedi ki...

tuğçe: imagine diye bi şarkı var allahtan.

emir bey: mesele milliyetçilik değil ki, faşist olmamak, kafatasçı olmamak. aradaki çizgiyi bilmek. konuşup anlaşmak istemeyen bi insan bunun yollarını da aramıyo maalesef.

guno: emir'e de dedim, mesele sağ-sol değil, vicdan sahibi olmak.çok yazanın kusuruna bakmayıp teşekkür eden bi blogdasınız efendim, buyrun yazın. ne bileyim, belki de tasrtışamıyoruz milletçe. illa saflar belirleyip kutuplaşıyoruz. kavga ediyoruz.

skkd: yeni karikatürün hazır RTE'cim, gıdından öperim.

chesirecatunderthebed: ülkü ocaklarının niyeyse (!) "ülkenin her kesimine" sükunet çağrısı yaptığını yazmayı unutmuşum, iyi ki hatırlattın.... teşekkürler.
nasıl bi nefrettir bu... hayatta başka hiçbi kimliği olmayan, kendini nefretle var eden insanlar. uzakta da değiller... otobüste tırnaklarını kemiren amca mesela, kabus gibi. "bu olay kudurmuş köpeklerin oyunudur"... pardon? ağzından salyalar akarak kutlayan tipler mi söylüyor bunu?! iki kelime göktürkçe geveleyip altına "başbuğ" atatürk'ten alıntılar yapmak nasıl bi psikolojinin ürünü acep. daraldım yine. her şeyi çarpıtıyolar. ne siyasetleri siyaset, ne sağcılıkları sağcılık.

lavender dedi ki...

ülkede çözümler amma radikal bulunuyor. ürpertici. nefret ettirici.

Adsız dedi ki...

Sevgili Deryik, o aydınlık yüreklerinizde Nazım'ın inadı olsun hep, Orhan Veli'nin baharı, Mevlana'nın hoşgörüsü. Döktüğünüz gözyaşları çok anlamlı, çok kıymetlidir. Memleket hasreti, devasız bir memleket hasreti olsun...Hasta eden insanı...Dünyanın bütün toprakları, suları bizim, bizim dedirten...Nereye ait olduğunu hiç belli etmeyen bir hasret. "dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak her şey."

deryik dedi ki...

lavender: çözümsüzlük ve hazımsızlık. yegane çözümlerimiz.

oneofthem: acil durum şiir kitabı... teşekkür ederim. gerçekten.

THe MaN WhO SolD ThE WorlD dedi ki...

Vurulduğu yerin çok yakınındaydım, sesi duyar duymaz kendimi uere attım, sırtım dönüktü oldu ve bitti akşam 6da hala taksimdeydim büfenin önünde ellerinde fotoğraflarla, hep bir ağızdan çıkan haykırışları dinledim, ordaydım çok ilginç benim için arkamı döndüğümde görmek... Her gün taksimde beyoğlunda olan bir insan olarak beyoğlunun bana yaşattığı en kötü deneyimdi... Kötüydü.. daha ne denebilir ki? yine kendimce yorum yapıyorum bu taşın altından da Amerika çıkacak... Irakla ilgili açıklama yapan Türkiye'nin dikkatini dağıtmak kendi iç meseleleriyle uğraşmasını sağlamak, imajını bozmak maksatlı olduğunu düşünüyorum... ve susuyorum

deryik dedi ki...

mwsw: ne kadar çabuk ölebiliyo bi insan di mi? enseden iki kurşun kadar mıydı sanki hayatı... çıkar bunun altından da abuk bağlantılar, belki de çıkmaz; çıkartıcak kadar aramayız belki.
benim korkum o.

deepnotum dedi ki...

Deryik..Başlıyorum bişeyler yazmaya..ama gelmiyor..sürekli siliyorum..Röportaj için gittiğimiz zamanlardaki sohbetlerimiz,anlatıklarına olan inancı,samimiyeti,çalışma odası,kitapları,masasının arkasında duran yukluk gibi yerdeki battaniyeler,kitaplığı,gülümsemesi,gözlerine bakışlarına yerleşmiş insanlığı..Taksim'den gelen kalabalığa bakıyorum..Topu topu bikaç yüz kişi beklerken binlerce insan yürüyor Hrant'a doğru.Bu gelen "Bizimkiler" diyorum.."Bak Hrant,bunlar bizimkiler..seninle birlikte güneşe gömülecekler geliyor.Seni orada da yalnız bırakmayacağız.Haykırışları geceye yıldız oluyor gökyüzünde,hepimiz Hrantız hepimiz Ermeniyiz!!!"

deryik dedi ki...

deepnotum: anca ölünce Hrant olduk ama... yalan mı. ne bileyim, ben "bizimkiler" göremiyorum henüz.

deepnotum dedi ki...

Deryik..Zaten yalnızca "Hrant ölünce Hrant olabileceğimize" izin veren,bizi böyle yaşamaya kodlayan bir dünyada yaşıyoruz.Beylik laflar etmek degil niyetim;ama aklımızı ve vicdanımızı kuşatmaya çalışıp bizi kendisine benzetmek için kafalarında tilki çiftlikleri kuranlara karşı direnmeye çabalayan ve bir nevi dikilen her gömleğin dar geldiği insanlar var bu coğrafyada.Agos'un önünde saatlerce bekledikten sonra o binlerce insanı orada görmek,herşeye rağmen "bizimkilerin" var olduğunu bilmek,en önemlisi hiçbir zaman "yalnız" olmayacağımız görmek..Nazım'ın deyişiyle,"bu,bir müthiş bahtiyarlık"

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker