23 Ocak 2007 Salı

küs

şimdi ben biraz küsüm.
kime olduğu belirsiz bi küslük. ama küsüm işte, havada asılı.
bugün kortejde olamadım mesela. çünkü türkiye'de değilim bi 15 ay. benim sebebim bu.
sizinki nedir?

çok çok güzel bi yazı okudum, korteje katılmış bi kızın ağzından. benden 2-3 yaş falan küçük bi kızdan. kortejden biraz dışarı taşsa nasıl hemen de "vatan haini/ bölücü " bakışlarına maruz kaldığını anlatan. Agos önüne karanfil bırakanlar ve onlara dişlerinin arasından sövenler arasındaki ince çizgiyi anlatan. elindeki dövizi almaya çalışanları, dövecekmiş gibi bakanları anlatan. haberi yok, onu çok sevdim. haberi yok, benim yerime de yürüdü. benim beklediğim şeyler oldu, o belki şaşırmıştır maruz kalınca... oysa ben "e peki o dövizlerle nasıl dönecekler evlerine?" diye düşünüyodum. teşekkürler ona. bugün bi ona küsmedim sanırım. hatta haberi yok, onu pandoranın kutusunda saklıyorum, sarı saçlarıyla. (şimdi link versem, ne der bilmiyorum. vermiyorum onun için. o kendi için yazıyo zira. ben ki sıçar gibi yorum bırakırım, ona dokunmuyorum misal. neyse)

mesela blogu olanlara gelelim. birçoğundan SIRF bu konuya ayrılmış yazı bekledim, bi fotoğraf, ayrı bi post; parantez içi belirtmeler değil. biraz hüzün bekledim bazılarından, ne bileyim bazılarındansa hiç ses çıkmadı. günleri olduğu gibi devam edemesin diye bekledim. diyeceksiniz belki, "niye bi şi bekliyosun ki" diye... beklemek demeyelim, umdum. bilmem, belki kimi özellikle yazmadı, yani acısını kendine sakladı. olabilir. dedim ya ama, umdum. neyse.

küstüm ben. youtube'da bugünün videosunu ararken karşıma çıkan yorumlardan yoruldum. bi "hrant dink" yazıp aratın nolur yahu. gazetede, youtube'da, biliyorum istanbul'da olsam yolda, sokakta, havada karada, her zaman üstüme üstüme gelecek olan bu yorumlardan yoruldum. içim is kaplandı, karardım. anlatamam. bi bana mı tuhaf geliyo bu yorumlar? kimse gerilmiyo mu? sınıf arkadaşınız, not istediğiniz kişi de olabilir bu. o kadar uzak değil. kulakları tıkayıp "laa la laaa" mı diyoruz?

bugün ben "üzüldük tabiiy ama..." diyen herkese küstüm. üzülmemişler. yani "adam düşündüğünü söyledi enseden 2 tane yedi" basitliğindeki bi olaya bile üzülemeyenler var. ne düşündüğünden bize ne.

ben "naber napıyosun" diyip bu konuda iki laf etmeyen arkadaşlarıma küstüm.

elbet ben de başlarım yine "çekirdeklerini çıkardık, reçel yaptık" yazılarıma. ama biraz küs başlarım o tempoya. saf yanımın %50'sini ufak bi operasyonla aldırırım belki. bi şiler beklemem insanlardan. bu arada.... bana yorum bırakanlara, yazıya teşekkür edenlere, "böyle devam et" diyenlere, bi ses edenlere çok içten teşekkür ederim, müthiş gaz veriyosunuz. evet bu arada, blog yorumundan dahi gaza gelicek kıvamdayım, idareli kullanın :)

neyse işte...

bilmem ki anlatabildim mi küslüğümü... küslük de değil, kırgınlık böyle bi.
hani "bu insanlar da ciddiye alıp iki kelam etmeyecekse kim edecek" kırgınlığı.
hani içinizden bi parçanın pıt diye halıya düşmesi, ses çıkarmaması gibi.
bööle pıt pıt kayıplarım çoktur benim. hep aynı sahne gelir: pıt yere bi şi düştü.

benim de günlük hayatım devam ediyor, ağzım yırtılırcasına gülüyorum, belimi kırarcasına dans ediyorum; ağır depresyona girmiş değilim... ama bi yanım yaslı. cenazeyi canlı izlemek için okula gitmiyorum. Hollanda'dayım üstelik ve haberler çok geç güncelleniyor.

hadi ben abartıyorum diyelim, peki siz istanbulda olup da nasıl hiçbi şi yapmadan geçirdiniz 4-5 günü? nasıl içinize sindi? bugün "ben niye cenazeye gitmedim?" dediniz mi, yoksa "zaten gitmiycektim ki" mi dediniz?

sahi............... ben en çok tepki göstermekten korkanlara,
o kortejde olmak isteyip de olmaktan çekinenlere,
vatan haini diye diş bilenmesinden ürkenlere,
"olay çıkar"cılara küstüm en çok.
hatta gitmemeye yeminli olanlardan çok onlara küstüm.

herkesin bi açıklaması vardır tabii. hepsinden ötesi: BANA NE? yani sorgu amiri miyim, millet niye bana cevap versin? akıl var mantık var. onun için sormuyorum.

hem zaten ben size mantıklı bi bireyim demedim ki hiç.

duygu yumağıyım ve küstüm. buyrun.
içime çekiliyorum.
çünkü mozilla firefox şu an bana sadece kırgınlık sağlıyor.

23 yorum:

Adsız dedi ki...

Deryikcim,

Kac gundur yazsam mi yazmasam mi ikilemindeydim, kustum yazini okudum, iyice damarima basildi ama sanirim hala yazmayacagim. en azindan yorum birakayim istedim...

Biz de gunlerdir olayin soku ve uzuntusu icerisindeyiz. Gunlerdir internetin bilimum kosesinde cikan sacma sapan yazilari ve yorumlari (senin yazindan vb bahsetmiyorum tabi ki burda) saskinlik icinde izliyoruz...burda turklerin uye oldugu bir e-grup var, orada birisi mail yazmis "civi civiyi soker, bu adam da ermeni milliyetcisiydi, ulkede baska kadin kalmamis gibi gitti ermeni bir kadinla evlendi" diye...sok ustune sok...ve de derin bir uzuntu tabi...

biz de genel olarak insanimiza kustuk sanirim biraz, yaklasimlara, yaklasamayislara kustuk..o yuzden bazen susmak bilincli bir tercih olabiliyor...

kusmece olmasin...operim...

Adsız dedi ki...

dün ankara'daki yürüyüşte ne diyordu çevreden izleyen birileri biliyor musun: "Devlet nasıl izin vermiş bunlara?". bizim olayımız budur deryik. altı bomboş ve bombok sisli bir kollektif zihin. en çok koyan da "otuduğum yerden küfrederek ülkemi en çok ben seviyorum, ülke dediğin fikir ve bilim üreterek değil en çok ben seviyorum, bekçisiyim ulen, ağzını açanı gebertirim anlayışımla çok iyi bir yer olurcular". çok var onlardan en çok onlar seviyor ama neyi, neden ve neye rağmen sevdiğini bilmeden. BUGÜN küs zaten deryikcim. ben senin küslüğüne neden olan olaylardan birinin anısına senin için orda olacağım. (ha bir de dün cnntürk'te ahmet hakan'ın programında alin taşçıyan konuştu. bulabilirsen bir dinle derim.)
derya

enne dedi ki...

Küsme kimseye, herkes duygularını yazıya dökmekte bu kadar kararlı olmayabiliyor bazen. Bizlerle aynı duyguları taşıyan ama sayfasına bunu yazmayan/yazamayanlar da olabilir. Bunun nedeni bence biraz da ne biliyor musun? Klişe olmaktan korkmak. Çok üzüldüm, içim acıyor, yazık oldu gibi cümleleri yazmaktansa hiç yazmamayı tercih edebilir bazılarımız. Bunu yazmamak o üzüntüyü hissetmiyor anlamına gelmemeli diye düşünüyorum ben.

Adsız dedi ki...

Ben yazamadim ama bu yazinin altina ben de imza atarim.
Buralar iyiymis, gelmeli buralara bir daha, yan odada durup dinlemeli kendi kendine konusmalari

gadjo dedi ki...

küsmece olmasin evet... ama bu blog duyarsızlığı ciddi bir hayal kırıklığı, gerçekten.
neyse.. asıl, o arkadaşın cenaze izlenimlerini cok merak ettim şimdi!

Adsız dedi ki...

böle bir yazı geliceini biliyordum senden..
biz-ben diyerek savunmya geçiş mi olacak acaba bilmiyorum ama..
ben öyle cahildim ki b olaydan önce sadece ismen biliyodum hrant dink'i ve yazılarını dahi bilmiyordum. günlerdir izliyorum, gazete okuyorum, enin her cümleni okuyorum. bilinçleniyorum. bundan öte yaapcağim bi şiy yok. blogda yazı söz vs.. hiç bi zaman yapmadım zaten benden de beklememişsindir. evden çıkmadan rakel dink'in konuşmasını dinleyip dakikalarca susmadan ağlayan bi kızım sadece. yanındaki kız, yani hrant dink'in kızı da okuldan arkadaşımmış meğer.. böyle. sölemek istedim. öptüm.

deryik dedi ki...

burcuk: bu postta dediğim "acısını kendine saklayanlar grubu" oluyo bu söylediğin, anlıyorum. ama bazen, susmayıp yazmak bi görev oluyor. bu söylediğin çığırtkanların karşısında susmamak için... söylediğin yorumlara inat, bağırmak için. tercihe saygım sonsuz, dedim ya, yeter ki bilinçli olsun... mucuk.

anonymous: hah işte, benim "okuduğum" tepkiler gibi. tuhaf bi şekilde "ebenizi sikiym; ama bu ülke bi kültür mozaiği" gibi dengesiz bi yaklaşım var. bi anlasam fezaya ericem. her zaman gizliden gurur duyduğum küfür dağarcığımız keşke "acı" anlarını ayırt etse.

enne: yok, o üzüntüyü hissetmiyolar demiyorum. ama nasıl "öldüğü için sevinen" herkes kıçına kına yakıyosa (ifade için özür), ne bileyim, üzülenler de en azından bi fotoğraf koyabilir di mi? şekilciliğe gerek yok biliyorum; ama bazen gerçekten başka bi şi yerini tutmuyor. ya da ben iyice umutsuzum. bilmiyorum. sanki böyle "klişe olsun bizim olsun" hali... ne bileyim. sessiz kalabalık olsak dahi, çığıran bi horoz bile bizi bastırıyor. enne anlar, di mi :)

return2: imzanızı atınız, yine bekleriz. zira bu oda gizlice sizi dinliyo. öyle de iletkendir icabında :)

gadjo: yok ben küsmeyi beceremem pek zaten,o lafın gelişi...bu arada, beni bulmuş bi bloggerın o yazıya ulaşması için bi yorum okuyup, 2 link tıklaması yeterli (üşenmedim hesapladım). beni yakınen bilenler için tek bi tık aslında. bu gizemi yaratmak gerek bazen; zira bazıları sadece "kazaen haberdar olanlar" için yazıyor. o yüzden link vermiyorum. bana kalsa 3-4 ay önce link verirdim, o başka. o da gerek bazen, gizli kalsın, mücevher olsun. di mi :)

lavender: yoo, gayet bekledim senden aslında... ama savunmaya gerek yok.
niye biliyo musun? çünkü ölümünün ardından yapılacak basın açıklaması için bütün STÖler "mimar ve mühendisler odası"nda toplandı
(bkz.http://www.youtube.com/watch?v=DpFA7r1q9Bc) . neden başka bi yer değil de o oda? mimarlar politiktir, hani nerdeyse onlar mühendislerle sosyal bilimler arasında bağdır. mimarlar 1980lerde çok kayıp verdi, ODTÜ mimarlık kendi başına ekoldür....
bi şi diym mi, bi çift olarak bekledim sizden bi şiler; çünkü siz "sevgi" olurdunuz orda, bütün bu küstüğüm sevgisiz yorumlar arasında. ama sanma ki küskünlüğüm sana, sen okuyosun şimdi, öğreniyosun. sana küsmedim. benim küskünlüğüm "zaten" bilenlere, bir-iki kişi değil, genel. ayda bir xpress oku bebek ve asla sloganlardan korkma :) bazen bi yaslı kadın iki kelime eder, slogan oluverir binlerce insan için. "sahi, bi bebek nasıl katil olur?" diye düşünüveririz... mucuk:)

not: "yiğidim aslanım burda yatıyor"... kaç yiğit kaç aslan yatırdık oraya, hatırlamıyorum.

deryik dedi ki...

sidkont, özelnot: helva tarifi arıyorum.bu da yeni bi nick'indir :)

Adsız dedi ki...

sunu soyleyeyim zaten sustugumuz icin belki de bu kadar ilerledi.. bunlari devam ettirenler, suskunlugun nedenini anlama yoluna girismedi cunku.cunku, kafalarini onlara yoracak kadar ne akilli, ne de duyarlilar..yanlis anlama, yazmayanlar yada susanlar kendi tercihleriyle susuyorlar ve bunlara haklari var..bu kimseyi de ilgilendirmez..sorun, bunlari inatla anlamamak icin elinden geleni yapanlarda bence.
bi de en kotusu ne biliyomusun bence.. (bunu bi yere daha yazdim, cunku aklimdan surekli gecip duruyor). 1 aya kalmaz yeni bir stadyum acilir, adini begenmeyen bir sokak da bulunup, ikisinin adi birden "sozde" hatirlayan ve deger veren kisiler olarak "hrant dink" konulur..sonra baska biri olur bu.. oyle gider..hep oyle olmadi mi Ugur Mumcu'da, Abdi Ipekci'de, Ahmet Taner Kislali'da da...

littlematchgirl dedi ki...

deryik ben senin için de yürüdüm, bilesin.

Adsız dedi ki...

Great Desing.. Ben Uğur Mumcu yu ölünce tanıdım. O şekilde öldü die, ilgi ile okudum. Gaffar Okan la Düyarbakır'ı sevdim. O Ölümüne, sevdiği için orayı sevdim. Hrant Dink e ilk defa hak verdim, O bu ülkede ölümüne, kaldığı için ona hak verdim. Bu ülkeye hep inandığı için. Kendimden utandım.
Kimi yaşamı ile kimi de ölümüyle hizmet eder kadere. Ne mutlu her ikisi ile de hizmet edebilene...

enne dedi ki...

Tabii ki seni anlıyorum ve hakveriyorum da. Benim söylemek istediğim şuydu, sessiz çoğunluk var, sayısı da azımsanmayacak kadar fazla. Cenazeye katılan binlerce insan bunu ispatlamadı mı?

Sessiz çoğunluk duygusuz değil umutsuz bence. Bu umutsuzluk ve güvensizlik sonucu tepkilerini susarak veriyorlar. Doğru mu? Değil tabii ama gerçek bu.

Adsız dedi ki...

cesedi ilk gördüğümde ben de ağladım.sanıyorum ki çok insan ağladı. ama çok insan da sustu.nasıl hissettiğimizi gösterirken ortaya çıkıyor farklılık. senin hırant dink'le ilgili bütün yazılarını okudum. okurken insan ağlamak yerine bunlardan bir tanesi yazabilirdim diyor. sana bu yazıları yazdıracakları hissettikten sonra yürüyüşe katılmamış olmak çok büyük bir kayıp mı, bilmiyorum. ama küstürmemeli. yazıların için teşekkürler.

tırtıl

Adsız dedi ki...

Hrant Dink anisina bloglar icin bir kose pankarti hazirladim, buradan isteyen kendi bloguna da ekleyebilir, bu arada Deryikcim bana link verdigin icin cok tesekkurler ama sanirim adresini yanlis yazmisin kontrol edersen sevinirim.

Adsız dedi ki...

şu konuşmayı duydum geçen gün televizyonda ölmeden önce adamın ntv de katıldığı bir programdan diyor ki yaklaşık olarak, devlet beni ermeni soykırımı vardır dediğim için yargılıyor, bir yandan da dünyaya açılma çabasıyla diyor ki tüm dünyadan ermenistan dan bilim adamları gelsin araştıralım arşivlerimizi açtık, peki bu gelen bilim adamları ermeni soykırımı yoktur mu diyecek? bu durumda onları yargılayacak mı? o zaman beni neden yargılıyor?
sırf bu laf saygı duymama yetti, önceden konuyla ilgili ne kadar bilgim vardı, belki kulağına dokunmuş bir isim ama o da toplum baskısıyla pek hoş bir isim değilmişçesine dokunmuş, ismi geç de fikirleri beğenme ama tartış düzelt bir nevi vurma değil mi adamı. evcimen anlatmıştı sonucu fikir açıklamasına bitişik eylem deniyormuş buna misal derste hoca birşey dedi beğenmedin çektin vurdun hocayı... neyse dün dedim ki bir paragraf yazı yazayım günlük ayzımın altına az çok birşeyler öğrendiğim bu adamla ilgili yazı yazanlara teşekkür ederim kendimce, azıcık duyarlı oldukları için, böyle olmaz dedikleri için, sonra ayzdığım yazıya baktım, acaba dedim ben de bizim ahmak medyamız gibi mi olurum dedim, önceden dünyadan habersiz, sonra da tanımadığı adamı baş tacı yapan biri... sonra dedim ki dur bir deryik e bakayım, google çökmüş bakamadım.. haklısın deryik. ben gitmedim yürüyüşe, basit bir şekilde korktuğum için, bana bakanlara diş bileyenlere karşı değil korkum, onlardan korkan onlar gibi olsun, lakin ya yanımda yürüdüğüm adamlar neden yürüdüğünü unutur da saçmalarlarsa, cenaze törenini üzücü hale getirirlerse... sonra öğrendim ufak bir grup varmış kim olduğu belli olmayan yaşlı yaşmaklı teyzeler bir kaç slogan atmışlar, halk alkışlarıyla susturmuş onları, dedim keşke gitseydim. işte cahillik benimkisi de lakin daha herhalde küçüğüz böyle böyle öğreniyoruz birşeyleri. haklısın da küsmekte. kusuruma bakma.

Adsız dedi ki...

ben hırant dink'in düşüncelerine katılmayanlardanım.ama bu demek değil ki sayın dink'in ölmesini istemekteydim.yazılarınızın hepsinde onun düşüncelerine katılmayan ya da ben ermeni'yim, ben hırant'ım sloganlarını atmayanları ırkçı,katil olarak gördüğünüzü algıladım.
ben atalarımın canlarını feda ederek kurdukları bu vatanda milletime ''Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan Ermeninin Ermenistan ile kuracağı asil damarında mevcuttur''diye hakaret edilmesini eleştiriyorum elbette.zaten kendisi yargılanmış ve suçlu bulunmuştur.benim gibi düşünen insanların vicdanlarında da suçlu bulunmuştur ancak o vicdanların hiçbiri böyle kurşun sıkmaz.ben kendisine Allah'tan rahmet dilerim.ölmesinden dolayı üzüntü duyuyorum.birinin düşüncelerini benimsememek onun ölmesini istemek değildir.umarım yanlış algılamışımdır sizi.

deryik dedi ki...

anonymous: yorum için teşekkür ederim. beni yanlış anlamışsınız, zira yorumlardan da görürsünüz, ben "fikre katılma/katılmama" kısmında değilim. sağcılık- solculuk kısmında da değilim. ben vatanseverlik adına faşizan çığlıklar atılmasına karşıyım. milliyetçiyim deyip bu kavramın içini boşaltanlara, kendini milliyetçi görenleri de rencide edenlere karşıyım. ve soracak olursanız, evet, zamanında müdahale edebilecekken etmeyen her yetkiliyi, olayları abartıp bi nevi fiştekleyen her haberciyi biraz da olsa bu olaya dahil görüyorum.

ve lakin yalnız beni değil, zannımca dink'i de yanlış anlamışsınız. bahsettiğiniz 2 ayrı mahkemenin de bilirkişi raporu, ki metin analizi ve türk dili uzmanlarınca hazırlanan 13er sayfalık iki rapor, dink'in suçsuz olduğunu söylemesine rağmen Dink hüküm giydi. mahkeme kendi atadığı bilirkişinin bilmediğine kanaat getirdi yani. dink, türk'ten boşalacak zehirli kan değil, "türk"ten boşalacak zehirli kan dedi. bildiğiniz üzere tırnak işareti, bi kelimenin kendi anlamı dışında kavram olarak kullanıldığının altını çizer, vurgular. o yazıda söylenen şey, "ermeni diasporasının "türk" kavramına yüklediği zehir" di aslında, çünkü yazı diasporaya hitaben... o yazı diasporaya ağır bi eleştiriydi, türkleri canavarlaştırmaları hakkında. yanlış anlaşılmaya açık; ama türk dili uzmanlarınca izahati verilmiş bir cümle yüzünden mahkum oldu ve hatta öldü.

bir kişiyle ilgili hüküm verirken tek bir cümle değil bütün bir yazı, bunca yıllık yazıları ve ropörtajları olsun referans noktanız. o adamın yurtdışındaki diaspora toplantılarında "türk dostu, ermeni düşmanı" diye yuhalandığını da hatırlayınız. gerektiğinde diasporaya "soykırım olduğundan nasıl bu kadar eminsiniz?" diye sorabildiğini... zira ben de çıkıp tek bir (o da yanlış anlaşılan) cümleyle insan yargılayacak olsam ortada adam kalmaz.

ben fikre katılmayanları değil, forumlarda "iyi ki öldü ermeni dölü" diyenleri ırkçı, faşizan ve katil ruhlu buluyorum. radikal gazetesinin de haber yaptığı, bu cinayeti kutlayan cümleler... bu cümleler sanırım dink'in cümlesinden çok daha dolambaçsız, söyleyenin niyetini belli eden, düz cümleler değil mi?

yanlış anlaşıldığıma üzüldüm, çünkü ben de aynen sizin gibi, "birinin düşüncelerini benimsememek ölmesini istemek değildir"i anlatmaya çalıştım aslında. biraz sivri bi dille belki; ama kanımı donduran bir şeydi.inanın, mumcu öldüğünde 9 değil 22 yaşında olsaydım, çok daha ağırını yazardım. çünkü konu temelde aklından geçeni söylebilme özgürlüğüdür.

zira ben bu yazıların hiçbir yerinde "evet, doğrudur, soykırım olmuştur" demedim, değil mi? benim fikre katılıp katılmadığımı da bilmiyorsunuz. çünkü konu benim fikrimin ne olduğu değil.

deryik dedi ki...

tuğçe: yok, adı bi yere verilmez. bak gör. ben de öyle düşünüyodum; ama verilmez.

littlematchgirl: teşekkür ederim.

guno: evet bazen, benden daha fazla inanmış bu ülkeye... haklısın. ikisiyle de hizmet etmiş; ama kadere değil, insana.

enne: 100 bin kişinin 60 bini ermeniydi zannımca. bu yürüyüşe katılmayan ermeni olabilir mi? ne bileyim, bence 100 bin az. 12 milyonluk bi şehir, 70 milyonluk bir ülke. yani tabii tepkisizliğimiz düşünülünce, harika bi şi ama... sessiz "çoğunluk" göremedim ben. karamsarım evet :) umutsuzluk ses olmalı bence. çığlık olmalı. can havliyle çığlık.

tırtıl: ben teşekkür ederim yorumuna, çok içten hem de...

mert: ah ben ve türkçe karakterler, ulaŞ yazıyo çnkü linkte :) düzelttim. banner için eline sağlık, rahat bi vaktimde yapıcam.

emirbey:yok estağfurullah... bu yürüyüşe izin vermeyecekti valilik mesela, zorla izin alındı resmen. bu çekinceyi de anlıyorum; ama rakel dink'in ricasını kırmak zordu öyle bi durumda. hani yapanlar oldu, susturuldu. iyi ki. teşekkürler emircim. mucuk bi tane hatta, emveden izinle :)

Adsız dedi ki...

Deryik; senin samimiyetine inandığım için, seni okuyorum. Demokratik olan her platform samimidir arkadaşlar...Deryik, bize bu Demokratik yorum hakkını tanıdığı için samimidir.
Dink'in failleri,Rahip Santoro cinayetinden
sanık infial-tedirginlik çetesidir ve asıl planladıkları cinayet toplumumuzun hoşgörüsü ve anlayışına yöneliktir. Hrant Dink'in, cenazesi hakkında ki vasiyeti, bizlere örnek olmalı. Dink'in yoluna karşı da olsak kişiliğine saygı duyulmalı. Türk gibi, Ermeni gibi olalım demiyorum. İnsan gibi olalım.
Bu acı olayı, bir Night Shyamalan filmine dönüştürmek isteyenler war. Bizlere, göremediğimiz düşmanlardan tedirginlik, tasvip etmediğimiz insanlara karşı, infial uyandırmak isteyenler war. Oyuna gelmeyin.. Aklınız varsa.. Hoşgörü, demokrasi ve anlayışla, Her sorunu çözebiliriz. Deryik, misafir perverliğine içten teşekkür ederim. Seni yorduk, hoşgörüne sığınıyorum..

deryik dedi ki...

guno: bu blogu/ beni samimi bulmana sevindim, çünkü en son kaybetmek isteyeceğim şey samimiyet... bu arada, yorum çoğu azı olmaz efendim, yazınız hep yazınız, ne yorulması :)

Adsız dedi ki...

"hepimiz hrantız, hepimiz ermeniyiz" maalesef.. maalesef diyemeyeceğim.. çok değerli bir vatandaşımızı, bir özgür düşünceyi, bir barışı kaybetmiş olsak da diyemeyeceğim.. her ne kadar TERCÜMAN gazetesinin dünkü "TÜRKÜM DİYEMEYEN DEFOLSUN GİTSİN" manşetini çok saçma bulup, gülüp geçenlerden olsam da atalarıma, kültürüme, dinime, ırkıma sözde de olsa siyah biçimsiz, ölüm gibi o dövizleri tutup, gözlerine sokup, üstüne üstlük bugüne kadar ne başka millete, ne kendi milletime kötü bir laf çıkmamış olan ağzımla biz ermeniyiz diyemeyeceğim.. ayıptır, terbiyesizliktir.. sarıkamışta donarak ölen şehitlerimize terbiyesizliktir.. doğu cephesinde ölen binlerimize terbiyesizliktir.. yazık hepinize.. hepimize..

Adsız dedi ki...

Sevgili Hrant Dink,

Ben Atatürk evladıyım. Türk Devleti'nin ulusallığını ve bölünmez bütünlüğünü tehdit edecek unsurları, gerekirse canımla, kanımla ortadan kaldırmaya hazırım. Kimden aldığını bilemediğim bu Türk kanı senin damarlarında dolaşsa belki zehir tadı verir, bende ise mevcudiyetin yegane temelidir. Çünkü bu kan Adem'dendir. İnsanidir. Türk'ün damarlarına girdiği günden daha derin bir geçmiştedir. "Kardeslerim bakmayın sarı saçlı olduğuma / Ben Asya'lıyım, Afrika'lıyım." Hepinizi kucakladım, yüreğime aldım, benim kanımı ne Ermeni ne Rum ne de Kürt kanı zehirledi. Özümde hala inkar etmediğim Türk'üm ! Seni de bağrıma basarım, evreni de kucaklarım. Ben "Türk Köylüsü"yüm. "Anadolu'yum ben. Sana Allah'tan rahmet diliyorum. Yürekten diliyorum. Cenazendeki 8 km'lik kortej gözleri yaşarttı. Talihsiz ölüm, talihsiz bir anlaşılmazlık seninki. Bu ölümün tarihsiz bir sebebiyeti var. Her milletten analar barbar oğullar doğurdu. Onların kanına başkasınınki karışsa kurutur, yüreğin dibine çökerdi. Gerçek Türk kanı can verir, can almaz. Canını alanları kınıyorum. 30 Ocak ve 13 Şubat 2004 tarihli yazılarının tamamını okuduğumda, bu talihsiz ölümüne gerçekten çok üzüldüm. Barbar Türk'ten ben utandım. Onun yerine ben pişmanım. Bu topraklarda, bu söylemlerle yeterince anlaşılmadın. Sen Türk'lüğün öz kanını içemeden zehirlediler seni. Dileğim, bütün milletler birgün asılsız sebeplerden birbirlerini zehirlemeden, kan dökmeden karşılıklı sevgilerine layık olacaktır. Nur içinde yat!

Adsız dedi ki...

hrant dink'in öldürülmesinin ardından bu cinayete tepki gösterenlerin her biri birer türk düşmanı gibi davrandılar.o tepkilerden aklımızda kalan en gür ses "hepimiz ermeniyiz" dövizleri...ermenilerin kurtuluş savaşı yıllarında doğu ve güneydoğuda türklere yaptıkları katliamlar bir yana gündemden hiç düşmeyen "ermeni soykırım iddiaları" dururken "hepimiz ermeniyiz" demek türk düşmanlığından başka bir şey ifade etmedi. tepki verilmesi gereken bir konuydu hem de daha gür ama doğru tepkiler olmalıydı bunlar. kardeşçe yaşamaya, düşüncelerini özgürce ifade etmeye, aydınlığa karşı yapılmış her cinayete gösterilmesi gereken bir tepki olmalıydı. bir pakistanlı gazetecinin öldürülmesi de aynı tepkilerle karşılanmalıydı.ya da bir türk gazetecinin... aşırı milliyetçiliğe karşı bir tepki olmalıydı, bir türk düşmanı gibi değil.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker