9 Aralık 2009 Çarşamba

sincap

çoktan uyumuş olmalıydım monamur.
derken bir şey oldu, yaşamak aklıma takıldı.
sonra işte yaşamak'ı aradım ben. yanlış söylemiym, yuvarlak hesap, 1,5 milyon sonuç çıktı. picasso haklı, bilgisayarlar yalnızca cevap verebiliyor. sorular mühim.
neyse o 1,5 milyon sonuçtan bildiklerim vardı elbet, açtım baktım. insan bildiklerini arıyor bazen.
nasıl yaşamışlar diye mi baktım, nasıl yaşamalıyım diye mi, bilmiyorum. afilli laflar aradım, o kesin. sincaplara dair bir şey de olabilir tabii, neden olmasın.


sonra kuşlar geldi aklıma, havada yaşar gibi koşar gibi güler gibi uçan kuşlar. daireli kuşlar. havadasın düşün, bi yandan deli gibi kanat sesi, bi yandan kalbin güp güp. her şeyinle kuş olmuşsun, kalbin kanadın her şey çarpıyor. ne bileyim, duymak istedim.

sonra dedim ki kendi kendime: gorki üstüne sait faik, livaneli olmuş ya hani... üçü birden ne haklılar sahi. güzellik kurtarsın beni. gerisi mühim değil.

sonra düşündüm, o 1.5 milyon sonuç içinden sanırım seçtim:
Ben iyimserim, dostlar, akarsu gibi
okudum ağladım, ağladım okudum. nesine bilmiyorum, akmasına, akışına sanırım.
bak yine okudum, gözlerim doluyor. tuhaf. ama iyi geldi. yazayım istedim.

sanırım ben ölüm üzerine güzellemelerin korkaklığına inandım bugün. yine. "ölmeye methiye düzeceğine adam gibi öl be adam" diye bağırmak taştı içimden. yaşamak dediğin ölmekmiş, ölememekmiş, laf. iki güzel laf edemeden gitmektir sahiden ölmek, pek matah bi halt değil. ölücen bitecek, bok var. yaşamak dediğin de öyle su üstünde kalmak değil, bi zahmet kulaç atmak herhal. tahammülüm yok pek öyle ölüm güzellemelerine, anlamamak değil gerçekten, kolaycılık gibi geliyor. edip cansever'i tenzih ederim.

yapamadıklarına hayıflanmayı seviyor insan. ölemiyor mu, ölüme aşık.
formül buysa, yaşama vurgun olanlar da yaşayamayanlar heralde. bilmem.

"yaşamın, bilmediğindir" demiş oruç aruoba.
böyle kalsın aklımda.

Hiç yorum yok:

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker