12 Aralık 2009 Cumartesi

kıpırkımıl

yapılacaklar listesi yapmayı beceremem, boynu bükük köprüaltı çocuğu olarak kalır genelde çünkü. "yapılması hiç fena olmiycaklar" listesini tercih ediyorum o yüzden. bugün :

1. hava buz gibi, yağmur da var. etrafımda 4 duvar görmekten feci halde sıkıldım. sımsıkı sıkı sıkı giyinip boğaza doğru salsam kendimi, okuldaki yokuştan, bebekteki yokuştan. acaba yürüyüş çizmesi diye bi şi var mı? uzun olsun, bacaklar üşümesin; ama tabanı, kalıbı öyle külkedisi zerafetinde olmasın, koşabilelim. olsa çok çirkin görünürdü kesin. neyse işte, kalın kalın giyinip, southpark bebeleri gibi, denize doğru.

2. terziye uğrasam. paçası, eteği teyellenecek şeyleri bıraksam. teyel ne komik bi şi. kalın kumaşta tutmuyo, düzenli sökülüyo; ama yoksa kötü duruyo filan. "vur abi dikişi, yeter bu çile" desem. ay yok eteğe vurmasın dikiş, kadifede iz yapar. böyle zirzop işlere kafa yorsam.

3. çerçeveciye gitsem. giderken resimler ıslanmasa. hop hemen yapıverse. dönüşte alsam.

aslında yani, terzi-çerçeveci-yokuş sırasıyla bunların hepsi olabülü. ve galiba bu miskinler tekkesi halimi bırakıp, ataleti yenip yollara düşüciim. evet evet bunu yapıciim. kışı pek sevmesem de sonbaharı severim ve bakınız 12 aralık, hala kar yok ortada. demek ki hala sonbahar.

dün paranormal activity'i izledik. bi ara gözümü kapadım, içim geçti, itiraf ediyorum. mantık hatalarını geçtim, neyse işte. gerilim severim; ama gerilebilince. otopsi hikayeleri, seri katil dizileri filan, hele ki böyle diziden çok belgesel gibiyse, bence çok daha etkili. niye böyle bi merakım var bilmiyorum ama ecinniler yerine ölümlülerin saçtığı dehşet beni daha çok etkiliyo. "kocasının kulağından içeri huniyle kızgın yağ dökerek beynini kızartan kadın" hikayesinde uyumamıştım misal. "karısını öldürdükten sonra kıyma makinesinden geçirip ormana saçan adam" da çok daha etkiliydi. bu ince düşünme hali etkileyici galiba.
neyse, spoiler vericem: bence tek güzel olabilecek yanı, sonundaki ironiydi, kamerasız kıpırdamayan adamın kamerasız ölmesi. o kadar. ayrıca amerikan polisinin adam indirmede bizimkilerden çevik olduğunu da gördük. .bitti.
rüyamda da den haag'daydım, dudok cafe'de elmalı pay yiyodum, çok bi güzeldi.


sonra, sonrası gerçekten gündem maddeleri yazısı. belki yarın yazarım.
dün işten eve gelince, ekrana bak.. bak... bak...
neyse dedim ya, yarın.

5 yorum:

Ms. Parilda dedi ki...

Bakarsın olurmuş ve ben Den Haag'da dudok cafe'yi arayıp bulurmuşum ve elmalı pay yer, sana da mail atarmışım :)

S. dedi ki...

naçizane bir oneri; dikiş izi kalmadan kapansın istiyorsan, şerit telalar satılıyor tuhafiyelerde. etek ucu ya da pantolon paçası; basmak istedigin ne ise; kumasın arasına bu seridi koyup ütülediginde, iki kuması dayanıklı bir sekilde birbirine yapıstırıyor. yıkama ve yeniden ütülemede de bozulmuyor ve DİKİŞ İZİ YOK! Umarım işine yarar :)

irène dedi ki...

http://www.productwiki.com/upload/images/onitsuka_tiger_snow_heaven.jpg

yakinda ugglardan farklari kalmaz diye tahmin ediyorum ama simdilik guzel bi secenek bence:)

Adsız dedi ki...

geçenlerde bi yazında bahsettiğin üzere hiç aklımda yokken NTV tarih aldım (sadık okuyucu=). gerçekten muhteşem yazılar var dersim ve apsentle ilgili olanlar da muhteşem.tavsiyen için teşekkürler.şu günler blog üstüne blog kapanıyor siz yazarları motive edebilirsek biz karlı çıkarız gibime geliyor=)tekrar teşekkürler.

zeynep

deryik dedi ki...

parilda: valla ne güzel olur, çok sevinirim. yaşasın dudok :)

S.: deniycem çünkü çok aklıma yattı. teşekkürler :)

irene: aklımdaki gibi bi şi olmuş. işlevi yerinde de, giymem sanırım ben.

zeynep: :) eh, blog işe yaramış, sevindim.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker