5 Aralık 2009 Cumartesi

bi 15 dakika filan sürer

çok sinirliyim. o kadar sinirliyim ki el titremem bi 45 dakika filan sürdü. sinirden ağladım, ağladıkça sinirlendim, düğüm oldum.

nihayet şu benimi aldıracaktım, hani "biz" olan. fakat şimdi tekrar etmekten sıkıldığım bir sürü garabet, saygısız ve üslupsuz iş sonucunda, bir hışım hastaneden çıktım ve çıkarken şikayet formu doldurdum, o ufak kutucuk yetmediği için bi de santraldeki şikayet zımbırtısında bi adamın beynini yedim. pazartesi döneceklermiş, dönüşleri muhteşem olur umarım.

neyse bu özetti. şimdi dırdır vakti:

bir doktor, dün arayıp randevumu 11.30'dan 12.30'a aldırdı. toplantısı varmış. orrayt, bana uyar. ben de diğer randevumu da 12'ye aldım. önce dermatoloji, sonra plastik cerrahi. önce kontrol, sonra nihayet ben alınacak. cumartesi yoğunluğundan sıra bana 12.20'de geldi. bana derken, bi de refakatçim var. neyse, ben gerzeğin alası olduğum için, panik içindeyim, "ay 12.30 randevuma 10 dakika gecikicem, biri doktora haber versin!". doktora haber verildi ki zaten o da daha gelmemişmiş, peki. tamam.

saat 12.45, koşarak üst kat.
- merhaba ben 12.30 hastası, doktor geldi mi, gecikme olacağını haber vermiştim?
-doktorumuz daha yok. zaten 13.00 hastası da burda.
bu cümleyi anlamadım. meğer beni 13.15'e yazmışlar. işte burda işler koptu.

-doktor ne zaman gelir?
-bi 15 dakikası var.
-ben 12.30 hastasıyım, 13.00 hastasını önden almayacaksınız di mi?
-hanfendi herkesinki 30 dakika kaydı zaten. 15 dakikaya gelir.

peki ,bekliyoruz. ama suratıma bile bakılmadığı ve hep aynı cümle tekrar edildiği için huzursuzum. mahkeme duvarı. sanki "bızırtlar mırttı mı" filan dedim, tükürmediği kaldı.
başka bi nemrutcukla konuşmak istiyorum:

-şey benim randevum 12.30, 10 gecikme olur demiştim, randevum 13.15'e kaydırılmış. ama doktor hala ortada olmadığına göre, beni yine 12.30 olarak sayıp, 13.00 hastasından önce alır mısınız?

bu kadar basit bi denge. kimse benim 15 dakika gecikmemle mağdur olmuyosa, beni de mağdur etme. ordan birinciuyuz atlar:

-hanfendi söyledim ya zaten kaydırdık sizi. 13.15 görünüyo ve hasta var, yaptık biz.

cümleye gel. neye kaydırıyosunuz anlamıyorum ki?

bu arada saat 13.15.
-doktor bey ne zaman gelicek?
-ameliyatı uzadı.
-toplantı demiştiniz?
-burda değil zaten. bi 15 dakikaya gelir.


içim şişiyo içim. sonra 13.32 ve doktor gelir. benim sevimsiz:

-hanfendi, sizin isim neydi?
-nası yani deminden beri randevu saati konuşuyoruz?
-doktor bey 13.00 hastasını aldı, siz bekleyeceksiniz biraz daha. bi 10 dakika sürer.

ve ipler kopar. e hani ben onikiotuz? merhaba, ben onikiotuzhastası??? nasıl yani 13.00 hastasını aldı?! ve efsane cevap:

-hanfendi alt tarafı kontrol için girdi, sizinki de kontrol zaten, bekleyiverin.
-benimki kontrol değil, operasyon. ben aldırma. ayrıca on kere söyledim, niye önden başka hasta alıyosunuz ki ben varım sırada! 13.45'te mi alacaksınız beni içeri?
-ay yok o kadar sürmez, nolucak.
-peki hanfendi, siz özür dileseniz nolur, bu kuyruğu dik tutma hali neden yani?
-...

görseniz sanki adam içeride kalp krizine müdahale ediyo, ben de "saç rengimi beğendiniz mi" gibi alakasız bi şi sorucam, bu makyaj köpüğü de gardiyanlık taslıyo. ve bekleyen bissürü hasta, eminim en az 30 dakikadır ordalar. bi tane daha ütülü hanfendi, kapı kenarından resmen fısıltıyla isim çağırıyo, hasta duyabilirse ne ala, doktoru görür. yoksa sıradaki.

saat 13.45. "buyrun sizi içeri alalım". alın bakalım.
-ay sizi bi on dakika bekleticez yannız.
-sorun değil bi saati geçti zaten alıştım.
-sizin ne vardı, pansuman mı?
-ben aldırıcam iki tane.
- aa tamam operasyonla ilgili bilgilendirme evrakını imzalayın.
-buyrun.

saat 13.55 doktor bey gelir. "ay sizin ne vardı?". allahım, "bi kıymalı bi kaşarlı, 2 de ayran" demek üzereyim susuyorum. anlatıyorum sakince. ve son damla:

-hmm benim içeride bi 15 dakika daha işim var, sonra sizi alıcam.
bu arada ben bi tabureye oturtulmuş durumdayım. koltuktan aşama yaptım yani.
-doktor bey bakın ben 12.30 hastanızım!
- napabilirim ameliyat uzadı.

ve ben paltomu alıp çıktım. "aa gidiyo musunuz" dedi, "napiym" dedim. dudağımı ısırıp çıktım. çünkü sinirden ağlamaktan nefret ediyorum. elimin titremesinden, dönüp o koyun gözlü sempatik şeyin suratına "hani len 13.45'e kalmazdı" diye bağıramayacak olmaktan... bağırsam, bi yandan da ağliycam, bööeh bi şi olucak, çok sinir oluyorum o halime. "nevrotik25" diye adım çıkacak, o kadar.

önce forma kustum sinirimi. ilkokul yazısı harflerle.
tek beklediğim şey de şu bu arada:
"pardon, gecikme için özür dileriz".
bu kadar. nezaket öyle dergiye broşüre yazarak olmuyor.

bir tek bu cümleyi bekledim ben. çünkü ben 5 dakika için dahi panikle haber veriyorum. karşımda kendini başhekim sanan bi hasta kabul asistanı ve "kusura bakmayın" demekten aciz bir doktor. sanki acil servissiniz de ben kanamalı hastayı bırakın diyorum.

verilen randevu: 12.30.
hadi benim (benden bile kaynaklanmayan) 15 dakikalık bi gecikmem var: 12.45.
doktorun hastaneye lütfetmesi: 13.32.
doktorun beni görmesi 13.55.

burası özel bir hastane, çünkü yıllardır doktorum olan kadın burda ve ben beklemeyeceğimi uman bi salağım.

belirtmeden geçmiym, başka bi seferde de dermatolojide 45 dakika kadar bekleme odasında unutuldum ve yine özür dilenmedi. 4 tane bademgözlü elele verip beni unuttular. doktora benim geç geldiğimi, banaysa doktorun işinin uzadığını söylediler. ama onda doktor tavrını koyup hepsine ayar verdi ve benden özür diledi.

neyse, tonla şikayet ettim. telefondaki adam bile şaşırdı. hipokratla bi derdim yok, ama orası hastane diye hastaları da boş gezenin boş kalfası değil. 1,5 saatimi kime niye hediye ettim, belli değil. ben ve refakatçim, 2 kişinin 1,5ar saati. zaman gasp etme lüksü olamaz. alt tarafı seslenecek, "doktorumuz gecikiyo" diyecek. ben sormadan. yüzüme bakacak konuşurken ve çok zor ama: beni dinleyecek. geçiştirilmek, suratıma üflenmesi, mel mel bakılması filan... dayanamıyorum. insan gibi soruyorum, kadın sanki baş melek, ben de cennete yedekten giricem, bekletiyo. "bi 15 dakika rica ediyorum" lafını 6-7 kez duydum ben.

doktorları iyi olabilir ama hastayı kabul edemeyen bissürü güzellik kraliçesi var girişte. tamam çok yorgunlar, tamam pamuk hemşire. ama hasta olan benim, enseden narkoz alacak olan benim. ayrıca gayet "işletme" kafasındalar, farkındayım, salak değilim. ben hasta değil de bir "müşteri"ysem, o zaman size o parayı da yedirmiycem. nokta.

pazartesiyi bekliyorum. birisi açıp özür dilemezse ben yine şikayet edicem.
ve öyle bi şapşal kazım ki ben, hala hastanenin adını yazmıyorum buraya.

10 yorum:

kumru dedi ki...

Sakinleşmeli, profil fötösü bir harikaymış çünki :)

Damlo dedi ki...

benle ilgili bi sorun oldu sandım çok korkarak okudum onun için o kadar sinirlenemedim. baba ben okuldan atıldım. neeeeee. yok yahu şaka, sadece 1 yıl uzattııım. hee ii bari gibi bi şi oldu.

mermaid dedi ki...

sesini duyunca nasıl üzüldüm ben. keşke ben de gelseydim seninle, beraber döverdik hepsini.

narsis7e dedi ki...

Banka hastane devlet dairesi; kimsenin işi buralara düşmesin. Sesimi perde perde yükselterek işimi yaptırabildim bir keresinde, bağırmadığım sürece lafımı dinlemeyenlere bağırdığımdan utandım.

Üzüldüm deryikcim, zamanına ve sinirlenmene üzüldüm.

Passiflora dedi ki...

bence şu noktada önemli olan hastanenin adı. yoksa duygularınızı paylaşmanız güzel tabi.

Adsız dedi ki...

acıbadem. kesin.

deryik dedi ki...

kumru:mersi efendim :) sakinleştim gibi.

Damlo: :) bene sıra gelemedi, duruyo hala tüm ihtişamıyla.

mermaid: ben ağlayarak döverdim ama :P

n7e:"mağrur olma padişahım senden büyük allah var" filan diycektim artık. nasıl bir hindi kabarması!

passiflora: adsıza 10 puan verdim.

Abi dedi ki...

delirmelik/delirtmelik. içim daraldı.

Passiflora dedi ki...

:) öğredik yaşasın

calhan dedi ki...

nası özlemişim deryik okumayı derken yapmış yapacağını dedim.. süper yapmışsın.. bunları buraya not etmen paylaşman beni de hafifletti..

o para kesen hastanelere yapılacak ,yazılacak, söylenecek çok şey var ve bu savaşa henüz başlamadım ben de

bir gözcü bile sarkıtabiliyorsa muayanesini -bile diyorum çünkü ağır vakalar olmaz genelde - benci neler yapmaz.

doc.lar yorgunlar peki biz ? hastayız ve onlardan daha kötü koşullarda yaşıyoruz -türkiye adına konuştum -

bu ülkede doc.lar bile -çok çok okumuşlar ya - saygı nezaket bilmiyorsa kime ne öğretilecek ?

şimdi blogunu okumaya devam edeyim

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker