3 Eylül 2009 Perşembe

alefortanfoni

gidiyorum ben. nihayet: tatile.

ateşim var, burnum akıyo ve gözlerim sulanıyo. 2 gün tatilimde pastil çiğnemeyi, yüzen sevgilime sırtımı dönüp öksürmeyi ve kitabımı idareli kullanmayı planlıyorum. hala almam gereken antibiyotiği almadım. 2 gün şarap içiym bari derdindeyim.

etimden sütümden yararlanan ofisim sayesinde head phone nedir, sunuculuk nedir, onu bile öğrendim. hapşırmadan bitti ya, herkes kurtuldu. yüzüme, boynuma ve kollarıma fondöten sürüldü. bi diğer patronum (bende gani gani) "derya gözündeki beyaz farı daha çok sür" dediğinde bahsi geçen beyaz far aslında benim fondöten görmemiş göz kapaklarım, kendi tenimdi. öyle bi şi. ellerimde çiçekler, eve gelip sızdım ve sabaha iyice leş bir halde... üşüyorum, üşüyosun, yaz sonu nezlesi çok nefret bi şi.

ailece kullandığımız kelime: alefortanfoni. aziz nesinin bi hikayesinden. "alev örten huni" demek aslında. askerde bi adam aceleyle söyleyince bu hali alıyo falan filan. annem hep "alefortanfonik şeyler bunlar" der her türlü abes, saçma ve komik şeye. anlaşılmayan. ne bileyim, bu bi his. tam meali yok.

boğaz ve dolunay insana huzur veriyor. ne bileyim, yüzyıllardır o deniz ve o mehtap orda öylece... istanbula çok büyük borcumuz var bizim. önüme bi sahne çıkarıyo, topraklanmış kablo gibi elektriğimi alıyo. ne yani, daha ne. ankarayı sevemeyişlerimi dizsem kolye olur, iyi ki iyi ki döndüm buraya.

"hiç mi yok" demenin anayasal suç olduğu günler hayalindeyim. demet akbağ "bizde 'yok'lar 'az yok' ve 'hiç yok' diye ikiye ayrılmıyo beyfendi" demişti. hiç işte.

tatil evet. kardeşim deffoş der ki, yüzmesen de, gezmesen de, yer değişikliği iyidir.
17 yaşındaki birinin lafına güvenmem gerektiğini biliyorum. deliricem yoksa.
hala mesajlarındaki de ve ki bağlaçlarını düzeltiyorum. ay ne fena ve ne uyuz bi ablayım ben be.
ama 1 senesi var sınava. "ileride bana teşekkür edicek" demediğim kaldı. cıs.

şimdi mevsimler üstü bavulcuğumu yapıciim, kekler ötesi kabaran saçlarımı da artık... periler halledicek. yollar yollar.

gülü gülü.

4 yorum:

mermaid dedi ki...

sen tatile gittin ya, ben burdan gitmiş kadar hafifledim:) denizkabuğu, kum, güneş, çakıl! bak gör daha yola çıkarken hafiflicek nezlen:)

Damlo dedi ki...

iyi tatillenmeler deryik, belki biraz iyileşir bi batıp çıkarsın suya.

doya doya tadını çıkar en fazla hak edenlerden birisin zira :D:D

ayrıca sunuculuk mevzusunu pek merak ettim =D

Abi dedi ki...

alefortanfoni'den geldi aklıma.

camları açık, yüksek süratte seyreden bir otomobilde arka koltukta oturan 13-14 yaşlarında bir erkek çocuğunun önde oturan iki yetişkinin konuşmalarında "albisascengır" diye duyduğu kelâm aslında "elbise asacak yer" olabiliyor.

uğur dedi ki...

Edebiyatı çok iyiymiş herkesin. ^^

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker