24 Ocak 2008 Perşembe

daralan dar alan

sulukule taşınacak. arınacak. ooh akça pakça yapacaklar. bangır bangır ortalık. fatih belediyesi, ki kütüğüm 3 kuşaktır orda benim, dağ başını duman almış bir bölgede ev göstermiş kiracılara. diyor ki: "kentsel dönüşüm projeleri hep ev sahipleri için düşünülür, kiracılar unutulur, biz unutmadık". evet doğru. yani 20 maddeden birini doğru yapmışsınız. sonra bi de mesela

ulaşım masrafı eklememek (şehrin 35 km dışı)
yaşanabilir yerler yapmak (bakkal, kasap, okul, hastane)
toplu yaşam kültürünü/ mahalleyi korumak (komşuluğu, sokak hayatını)
ek masraf çıkartmamak (doğalgaz, aidat vs)
iş imkanı yaratmak(madde 2ye döönn)

falan var. orda zurnanız zort etmiş, zart zort etmiş. ama google'a bile sorsanız, size söylerdi.
işin acı yanı bu: iyi niyetle yola çıktığınıza inancım (dürterek de olsa) var; ama bir bilene sormuyosunuz. kaybolunca adres sormayan erkekleriğin bi üst aşaması. başkalarının geleceğinde kayboluyorsunuz, yine yol yordam sormak yok. kat kat gökdelen yavruları yapılıyor. orda yaşayacakların gideri 3-4 katına çıkarken geliri değişmiyor ki. ah dostum ah. çağlar keyder diye bi adam, ayşe buğra diye bi kadın var, anlatmışlar. hani google'dan çekindin, gel bir bilene sor. 30 yıldır bunun nasıl olmayacağı yazılıyor, sen yine gidip o şekilde yapıyosun. duvara çarpan sinek bile arada durup düşünüyor. ben tvde programını izliyorum, sonunu önceden tahmin edebiliyorum. eh, tahmin ettiğim gibi de bitiyor. benim bu konuda bilgim ne kadar ki? ben bile öngrebiliyosam...

müthiş üçlü:
huysuz virjine yayın yasağı gelmiş.
içkiye ekran yasağı gelmiş.
spor kulüplerine de içki yasağı gelmiş.
hoppala yavrum: bahçeye kiraz gelmiş!
şimdi benim içimden durdurulamayan bir huysuz virjin'le ankara tenis kulübünde kadeh tokuşturma, bunu prime time'da yayınlama isteği var. yükseliyo harlı harlı. tutmasam nolucak? kardeşimin ar edep haya en temiz duygularına mi yüklenicem? "edep" kriteri konmuş ekrana. nasıl aşkım kabarıyo böyle muğlak sözcüklere. müjdat gezen cevaben "e o zaman meclis tv kapatılır!" demişti. e yani. yeni RTÜK başkanımızın yüzünde meymenet göremiyorum ben. her konuya el atmış durumda. hırsla ve hızla. "tercih" diye bi şi yok, o bizim için seçiyor: d)hiçbiri.
harlı harlı muhafazakarlaşıyoruz. tv sansürü, içki yasağı... ister misin diye soran yok. zira cevap belli: c)hepsi. ne be bu? "çocuklarımızı koruyoruuzzzz" yalanı kadar ikiyüzlü bulduğum bir şey yok. çocuğunun arkasına saklanma hali. koruma artık yahu. bırak, beni de koruma. kadını, çocuğu, aileyi.. ekrandan koruma. bi zahmet eğit, öğret, biraz filtreleme becerisi ver "insan"a, o kendi seçsin. ne bu yahu, "burda ayıklanmışı varr" hali. din için, devlet için, devletiçindedevlet için... habire bi bakma, görme, o yasak, bu ayıp. ne kadar kırılgan değerlerimiz varsa bizim artık... fanuslarda allı güllü koruyoruz. hani illa dini referans veriyoruz, ilk taşı günahsız olanınız atsın madem. yerseniz.
"ayıp" kadar sömürülmüş başka bir kelime yok. oysa ne ayıplara gıkımız çıkmıyor. bir sürü kavramın içi boşaltılmış, kenarı oyulmuş, bunun savunması da bu kavramlara inanmayan bana kalmış. pes. bir de bir üslupsuzluk var sağa sola hakim... işte o daha da acı, ısırır gibi konuşan politikacılardan yoruldum. hepsinden.
ergenekonlandık bu ara. merakla izliyorum. radikal sağolsun, hep bi "kim kimdir" haritası veriyo. ne kadar derine gideriz, boy verir miyiz, meraktayım. büyyyüük bi "neden şimdi" neon tabelası da paranoyak yetiştirilmiş beynimde yanıp sönüyo.
ekonomiden sorumlu bakanımız borsa krizine dair çok net açıklamalar yaptı. kabaca şöyle: "paniğe gerek yok. sakin olun. bu herkesi vurdu, kaçınılmazdı. müsterih olun, geçicek. maaşınızı aldığınız para biriminden yatırım yapın. ee, üzülmeyin panik yok". bi ekon bi ekon konuştu yani, sormayın. müthiş bir açıklamaydı. öyle iktisadi... vaaaoov dedim ben şahsen. annem de duygulandı.
balığım hasta, ölmek üzere. yarın yardım almaya gidiyor.
biri baykalı uyarsın: yaptığı aşure fazla suluydu, çorba gibi akıyordu. olmamış. kıvam meselesi, nohutu akşamdan ıslatsın. ama elindeki kaşıktan yemeyip yanındaki beyfendiyle verdiği düğün pastası pozu etkileyiciydi.
herkes davos'u izliyor; ben avusturalya açık'ı. daha eğlenceli, değişik bi şi oluyo en azından. yarı finalde beklenmeyen isim, bel fıtığı atlatmış, yetişkinlerle ilk kez oynayan fransa-kongo melezi tsonga kortların final gediklisi ispanyol nadal'ı iki ters bi düz yendi. sakin oyuncu VS agresif panter maçlarında genelde gördüğümüz şey yani... misssler gibi bi maçtı, artık finalde. yarın da gönüllerin prensi, kahverengi buklelerine kurban olduğumuz federer ve bu yılki sırp işgalinin genç neferi djokovic oynuyor. kadınlarda sharapova henin'i eledi, henin inanılmaz kötü ve sharapova inanılmaz iyiydi. o da bir sırpla oynayacak; serena williams'ı eleyen esmer güzeliyle. finaller haftasonu. neyse yani, buyrun izleyin.
kaç spor klasmanında iyiyiz biz? güreş ve halteri saymıyorum. futbolu da çıkar. bazen basketbol, kısmen voleybol.. takımına bağlı ama bu, sezona bağlı. gelenekselleşmiş bir branşımız yok daha. yüzme de bir derya vardı, bi de dünya 8.si olmuş bir artistik panitajcı tuğba var... o kadar. koşu falan da yalan. bi spor dalı da izlemiyoruz ki. ben sportif bir tip değilimdir hiç, nazenin eklem dokumla oturup izliyorum. o da bi tenis işte, bazen de artistik patinaj, tek kadınlar ve çiftler. geri kalanı bilmem. kayak, yüzme, kürek... galon galon spor var oysa. gerçi anlamaya çalışınca da spikerin insafına kalıyo insan, bkz. hıncalın ulucun dönemsel azarları. yine de ilgilenmiyoruz pek.
ne gerek var di mi?
gazze'de de bir duvar indi aşağıya. mısır'a doğru. 1,5 milyon insanı açlığa teslim edersen bu oluyomuş demek ki... insanlık dramları gözümüze gözümüze... konuşup üzülemiyoruz, sıra gelmiyor.
ve sansürlenemeyen kadın, "bilmiyorsan çaktırma" üstadı, retorik prensesi,
değer sömürüsünün biricik neferi Semranım açıklıyor:
belediye başkanlığına adayım!!!

4 yorum:

Lavender dedi ki...

bir zamanlar yurtdışında okumak ve yaşamak istediğini söyleyen akranlarımdan rahatsizlik duyardim. hii ne ayip ne ayip diye. şimdi böyle bi ne haldeyiz özetini okuyunca içim karariyor, şişiyor. gitmiş olanlara da selam söylüyorum. firk.

gulin dedi ki...

bir offf desen karşıki dağ yıkılır deryik :)

mermaid dedi ki...

Deryik senin de halka açık alanlarda yazı yazmanı yasaklayabilir rtük her an:)

Deli olmuş bu yazı, inan sabah gazetelerden önce sana bi göz atıyorum.

Balıkçıktan ümidi kesme:)

Öpücük!

deryik dedi ki...

lavender: "başka denizler bulamazsın" der kazancakis. aynen katılmaktayım. hem sen git ben git kim kalacak kuzum? :)

gülin: sessizce diyorum ben. of değil de uff falan :P

mermaid: :) balık öldü yahu. bühü.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker