21 Ocak 2008 Pazartesi

aşureye hindistan cevizi rendesi koyanlara sinir oluyorum

balığım hasta. yüzgeçleri kan kırmızı. oksijen azalırsa, suda bakteri olursa falan, böyle kılcalcık damarlarında kanama olurmuş. akvaryumdan çıkıp fanusa girdi diye oldu bence, habire tören tören suyu değişiyo o yüzden. suyu değişince hareketleniyo, çok mutlu oluyo. ben işaret parmağım kadar olan ve ten teması kuramadığım bu canlıyla böyle bi iletişme halindeysem (ve herkes benimle dalga geçiyosa), kedi köpek beslesem ne olur diye düşünüyorum bazen... shot bardağını da çıkardım, dibinde kırık bi yer varmış, keser eder şimdi. nazenin balık jaba jaba samir. turuncu gövdeye kırmızı yüzgeç fena durmuyo aslında ama bazen çok acı çekiyo sanki. böyle tek yüzgeç yüzüyo, sırayla. uf yaa. iyileşiyo yavaş yavaş galiba.

yutubsuz olmasak göstericem, bi capon amca bu balıkları dans ettirdi. böyle kare oldular, daire çizdiler, tek sıra yüzdüler çapraz gittiler falan... yalan yani o 7 sn işi. içli hayvanlar bunlar cidden.

TÜBİTAK'a gelen soru: "sorum çok net, uzaylı diye bi şi var mı?"
dürüst TÜBİTAK: "bilmiyoruz".

bu arada, güzide ülkemizde nehirde balık avlayan boz ayıyı taş atarak öldürenler olmuş. azimli azimli. biri videoya çekmiş. hayvan inliye inliye... her köşeden bi kıyım çıkıyo.

AKP'nin biraz aklı olsa "%99'u müslüman olan bu ülkedeeeğ" demez bi daha. hani din bazlı siyaset yapmıyo ya, çelişmez. referans noktasını değiştirse iyi olacak. yoksa ben de çıkıp "%50si kadın olan bu ülkedeeeğ" diyebilirim; ama nedense ikisi aynı şey değil. aynı ağırlığı yok. ayrıca biz canımız sıkıldıkça türban tartışıyoruz. bi yere de varmıyoruz. sakız işte: çek çek uzasın, bi şi yiyorum san. hani bi kere tartış, hallet, uzlaş, birbirini ye... neyse yani bi sonuca er. ı-ıh. o zaman biz hangi konuyu pişirip pişirip sunucaz, başka konuları kapamak için? hımm.. bikaç tane geliyo gerçi aklıma...

biliyosunuz Sudan başkanı burda. Çin'den gördük afrika hamlesi yaptık ya bu ara... Erdoğan Sudan'a gidip yerinde incelemelerde bulunduğu günlerden bir gün "burda katliam var ama soykırım diyemeyiz" demiş. hassas kantar, bilir kişi erdoğan. nasıl sevgi doluyorum her konuda beyanat verdikçe... gün gelip bana mesela "bence sana kızıl saç yakışır" da diyebilir. derya baykal'la beraber atkı örüp berna laçin'le yemek yapar, falan filan. gerekirse kürtlerden kürt, alevilerden alevi, kadınlardan kadın. herkesten iyi bilir her hissi, her hali. öyle bir derya deniz bilgi öbeği kendisi. höööt o bilir! diyorum ya, boncuk boncuk sevgi doluyorum. yalnız bi gün replikleri karıştıracak, o zaman şenlik.

alevi VE kürt olanlar konusuna giremedik daha. acıyı kürtçe bal eyleyemiyo zira bizim protokol, öğrensinler, ikinci ünite o. çok karmaşıklaşıyo konu hem, mesela "türkçe konuşan karaman rumları" falan dememek lazım, etiketleri şaşıyo.

bu arada ben en çok yurtdışı gezilerinde yerel şapkalarla fotoğraf çektirdiklerinde eğleniyorum: henüz düzgün çıkan yok. hep bi eğreti, hafif burhanımsı bi sırıtma... şapkacı demirel bile yani.

kıyı köşe haberleri okumak çok zevkli. mazoşistçe. misal:

Meclis'e önerge verilmiş, kızılcahamam'a kadın-erkek ayrı havuzlar yapılsın diye. yani özel tesis değil, belediye için sanırım. şenlik burda başlıyo. önergeyi sunan ankara milletvekili, "anadolu terbiyesi görük, bize ters" demiş. zira biliyosunuz, bunun aksini isteyeni kurtlar büyüttüğü için amcanın tekelinde anadolu terbiyesi. biz işte arsız zındıklar. burda bitmiyor. tunceli milletvekili laiklikten dem vurup, "meclis içinde bunu öneremezsiniz" falan deyince cevap trak, hazır: "bizim ülkede böyle, senin memleketi bilemem". başka ülke ya tunceli... noluyo acaba aynı şifalı havuza girince? ben şimdi mesela, öldür allah o ankara milletvekiliyle aynı havuza girmem. belli ki bildiği bir tehlike var ikimiz yan yana gelince ortaya çıkabilecek. işkil işkil.

burda da bitmiyor, şenliğe koşun: "ama evli çiftler için karışık havuz yapıcaz tabiiğ".. yaa bak seeen... kaplıcada evlilik cüzdanımla gezicem. "buyrun anadolu terbiyesi birlikleri, bakınız bu ben bu eşim, o zaman top sakallıydı fotoğrafta öyle çıkmış, izninizle havuza doğruu..." kocamcımla girebilirim ama sanırım abimle, kuzenimle giremem. peki ya 3 yaşında oğlum varsa? koca errrkek o herhalde, yanında duramam, boğulsun. sevgilimle kaplıcaya zaten gidemem, o kesin: biz anadolu terbiyesinin kıyısından geçmemiş zındıklar olarak çamurlara layığız.

o vekile japon hamamı öneririm.
ortalama japon erkeği pek de estetik bir varlık değil,
mumla arar valla bizim kadınları.

"daha elzem şeyleri tartışsak" dediğiniz oluyo di mi? gülerim halinize. biz gündemlerle gün kurtarma timi, sen bana manşet ben sana dal budak hezeyan.

salah birsel okuyorum. ben bunu hep yapıyorum. siz de okuyun. özellikle de Salah Bey Tarihi dizisini; ah beyoğlu vah beyoğlu, boğaziçi şıngır mıngır falan...

kablolu yayını olan da CNN'den the daily show'u izlesin. biz onun %10'unu herhangi bir devlet adamına söylesek değil kanal, televizyon denen makinayı toptan kapatırlar. bakınız youtube'da bizi yine tü kaka şeylerden koruyo türkün türke propangandası.

avustralya açık devam ediyo, tenis seven varsa... bazı maçlar 5 saat falan sürmüş, eğlenceli geçiyo. bu kadar benden.

ankara artık soğuk değil, onun ötesine geçti.
ayaz, zangır zangır, titre ve kendine gel halleri...
not: başlığa istinaden... bu kişiler genelde kuru incirden de kısar, narı az olur. ayıp. yazıcaktım ama bi başka sefere. pişiremeyenden pastane kıyaslamaları.

5 yorum:

mermaid dedi ki...

ehi nolcan sölim;
kedi besleyen ben, çıkan sivilcemsi şey için veterineri eve çağırdım:) hem de panik halinde.
bu akşam geliyor ailecek merak içindeyiz:)

çocuk yapma derim ben hehuehu

indis lúinwë dedi ki...

"the daily show"un e2'de alt yazili yayinlaniyor olmasi lazim deryikimu. (kabloluda e2 yok galiba) bi' de "late night with conan o brien" var ki diger programla ilgili yerinde tespitin bunun icin de gecerli. devlet adamlarina demedik laflari kalmiyor; ama usluplari cok eglenceli.

dide dedi ki...

ben de kaplumbapalarım öldüğünde derin bir yasa girmiştim. "ay ama bişey olmaz onlar küçücüüük, hayvan gibi gelmiyo bana" diyenleri yüreğimin derinliklerinden gelen nefretle kucaklamak isterim hala.
aşureye hindistan cevizi koyulunca zaten kokusu bastırdığı için özelliği kalmıyor bence de.
erdoğan' ın bu geniiiş bilgisi ve ahkam kesme sınırındaki özgüveninin temeli nedir merak ediyorum? bir de şiir okuma konusundaki ısrarını tabi

ne yazdı ne yazamadı dedi ki...

balık konusundaki duyarlılığını paylaşıyorum deryikcim :) zira bendeniz de attığım yemleri yemesi gerektiğini bir türlü akıl edemediği için obür balığa kaptıran balığımı bir kaseye alıp (su dolu pek tabii ki) yem yemeyi oğretmiştim.
ama benim kadınları ve erkekleri ayrı havuzlarda yüzdürmek isteyen milletvekiline bir sorum olacaktı: nedir bu erkek erkeğe takılma merakı, hım? soruyorum. zira onun cinsel tercihi beni hiç alakadar etmiyor, yeter ki benimkini rahat bıraksın.

kafcamus dedi ki...

artık baskısını bulmak çok zor sanırım ama "dört köşeli üçgen"i de şahanedir Birsel'in...

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker