14 Haziran 2007 Perşembe

mış gibi

mış gibi yapmak kalıbı ne güzel di mi? "her şey yolunday-mış gibi yapmak" mesela. "dinliyo-muş gibi" yapmak. keyifliy-miş gibi yapmak. zaten -dili ve -mişli geçmiş zaman ayrımına sahip pek dil yoktur sanırım, yani geçmişi "bizzat gördüklerim" ve "sonradan duyduklarım" şeklinde ayırmak bi ilginç. "miş" yani: ben onların yalancısıyım. şahit olma bazlı zaman ayrımı, kaynak belirtme kaygısı. hoş bi şi.

ÇOK SIKINTILIYIM BE ATAM.

%99 kakao içeren bir şeye hala çikolata denmesini ilginç buluyorum. o yüzde 1'lik kısımda ne var acaba? ayrıca %78, %67 gibi kakao oranları da var, hangi kuyumcu terazisi ölçmüş, nasıl belirlenmiş falan filan.

hollanda posta servisine karşı nötr bir haldeydim, bi duruşum olsun diye bi şiler yolladım efendim, bakalım ona göre belirliycem. heheyt, PTT ile yaşanan aşk, nefret, ihtiras dolu yoğun anları hayatta yakalayamayız sanırım. "peki kaybolursa nolucak?!" yusufluğuma "size geri göndeririiiiz" şeklinde cevap verdiler. ruhsuzlar. insan bi "olur mu olur, kader kısmet işi" muallaklığı bekliyo.

muallak ne kadar şaklayan bi kelime. mual-LAK. LAK: Laf Ağızda Kamçı.

bazen insan "artık beni şaşırtamaz" dediklerinden çok enteresan, neşe dolu, biraz şaka biraz abukluk tadında tepkiler alıyo. hani bi yandan iyi, "oh be, hala dengesiz" deyip rahatlıyo insan... bi yandan da havsalama olan inancım giderek azalmakta, hiçbi şi almıyo benimki. öte yandan "niye?" gibi bi soruya cevap verememek de doğal bazen. misal:

-yemek yer miyiz?

-yok ben tokum.
-niye?

gibi. ya da benzer. yani bariz durumlarda bile saçma bir ısrar olarak tanımlayabiliriz evet sanki.

börek istiyorum çılgınca. su böreği, talaş böreği, puf böreği kıymalı, ıspanaklı, dandik, ev yapımı, yağlı fark etmez. börek. bi de zeytinli açma. boğazıma bu kadar düşkün olduğumu bilmezdim. börrek. bör bör börek. tepsi tespi.

pina colada aromalı jelibon
diyor, susuyorum. her zamankinden olsun barmen. bi de patlayan şekerli lolipop fikrini bulan insan ne kadar eğlenceli biridir.

tek kişilik yatakta iki kişi yatmak ve iki kişi uyanmak ne güzel bi şidir di mi? sevgilin olsun, kardeşin ya da arkadaşın olsun, kıvrılır birlikte uyursun. uykunun arasında böyle iki tarafta bi özenlidir diğerine sanki, üstünü örtersin yapabilirsen. battaniye paylaşımı 101.

sevgilinle mesela, o sımsıkı sarılıp uyumalar zamanla gevşer; ama sevgisizlikten değil, birbirine alan tanımaktan, rahat etsin diye. en sevdiği yastığı, ne tarafta uyumayı sevdiğini hatta gece kaç civarı tuvalete gitmek için ayaklandığını bile bilirsin. hep bi temas kalır sanki "burdayım" diyen. kardeşinse mesela, izin verirsin seni itip kakmasına, uykusunda eliyle burnunu ve ağzını tıkamasına. küçükken gelip sokulması başkadır mesela, korkunca uykusunda bile bulup sarılması. Defne aniden uyanırdı, "hadi deffoş yat geri, bi şi yok" derdim, "hı hı evet yatiym geri" der, uyurdu misal.

uyku halleri fark edilir birlikte uyuyunca, o güzel işte. bi arkadaşım kalkar kalkmaz bi bardak su içer. biri hafif sayıklar. ben başımı yastığın altına sokarım, güzeldir o his. özgecimle sabah 5te aynı anda korkuyla fırlayıp, birbirimize bakıp "brownie evet evet" deyip uyumak mesela... bi şidir o da. tek kişilik yatak her durumda daha samimi sanki ya da daha öğrenci işidir belki. bilmem. horlanır, bi şi olmaz. "horladın" dersin, geçer.

h
ani ölümün kardeşiymiş ya uyku, öyle der yunan mitolojisi, uykuyu paylaşmak da güzel işte. arabesk bir hüzün yakıştırmıyorum hayır.

neyse ne diyor idim... unuttum. hah. marilyn'in kalbimde yeri ayrı olsa da, arıza kadın statüsünde marlene dietrich kalplerde bir numara. rita hayworth ve eldiven ne ise, türkan şoray ve göz ne ise, marlene dietrich ve kameraya dik dik; ama buğulu bakmak odur. o mudur? olsundur nolurdur. mesela bir marilyn ekolü olan (Sabuş tarafından sürdürülen) "ah fotoğraf makinası mı varmış burda ahahahah ben ufka dalıp gitmişim her zamanki çekici halimle" pozu yoktur.
dan dun bakar. güzel bakar. hayatı da bi hikayedir zaten.



onlar mı tanrıça kontenjanından buğulu, biz mi hiç tatmadığımız tarihlerin büyülü zerafetine nostaljik bir hasret duymaktayız? imrenme midir, nedir bu his?
neyse çok düşünmeden geçtim.


yaa evet evet...... bitse de gitsek dediğinizi duyar gibiyim. "duyar gibi" de "mış gibi" sanki biraz. neyse geç olsun güç olmasın bitti. ne berbat bi şi di mi ertelenmeler. bugün git yarın gel demeler. bi börek bile yok; ama dünya üzerinde hala zırhıyla önünde dikilen polise ufak baloncuklar üfleyen insanlar var.

SON:

Eduardo Galeano zamanında şık bir tespit yapmıştır, insanın içini açar bazen:

"Madrid'te bir otelin duvarında bir levhada şöyle yazıyor: şarkı söylemek yasaktır. Rio de Janeiro havaalanının duvarındaki bir levha şöyle diyor: bagaj arabalarıyla oynamak yasaktır.
yani: hala şarkı söyleyen insanlar var, hala oyun oynayan insanlar da."


6 yorum:

szn dedi ki...

son 5-6 postu okumadan yapılan yorum (iki nokta üst üste) olimpos havaları getirdim efem blogunuza, taze fikirlerimi de sunacağım tez zamanda. deniz deniz kokarak öpüyorum.

narsis7ekho dedi ki...

1. Bana kakaosu bol iste asil ciku budur diyenlere nanik yaparim, bitterin yeri vardir ama ben en cok sutlu ciku severim. Kakaoya o kadar hayran olsam alir bir paket yerim yani ya da kakao cikunun guzelligini belirlese ciku=kakao filan derdik. Aman iyi ki dememisiz.

2. DERYAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAG
Bunu ayri bi postta belirticem azzz sonra kendi blogumda. Hollanda posta servisini bilemem de Hollanda'dan gelen postalar hakkinda sevinc doluyum an itibariyle!

3. muallak sakliyor, muessese tisliyor. sss esesesssese

4. Borek. BOggggrek. Cigborek? Kiymali borek. Suboregi. Tatar borekleri. Her turlusu. Mumkunse icinde et ya da kiyma olanlarindan ama patetes ispanak filan sevmez bu gonul.

5. Sen gulerek horladin dersin, o da gulerek horlamam ben hih der misal. Evrensel bi diyalog herhalde.

Uzun oldu dimi. Kestim gidiyorum. Ama kocaman operim, cekil bi be aaaargh dersin. Dersen bi daha operim, ahaha. Sevincliyim yau

turuncu dedi ki...

okuyunca şöyle bir çağrıştım, hepsini aktarmam mumkun degil ama ikisini söyleyeyim:

- muallaklık dediğin yerde muğlaklık daha çok yakışır gibi. o da lak lak, pek fark yaratmaz fonetik açıdan.. :)

- havsala dedin, ben yine zuhtupekmez 'in bu mevzuda yazdiklarini hatirlayip gulumsedim.

madde355 dedi ki...

-ne alırsınız?
-peynirli börek, buz gibi limonata arkasından, üstü hafif yanmış sütlaç istiyorum
-ben de zam istiyorum
-efendim?
-yok bişi
-var bişi ki bişilettin kendini.
-bişiletseydim duyardın duysaydın sormazdın.
-sütlaç çok yanık olmasın ama
-peki

eysean dedi ki...

ptt ye aşık bir insanım ben. hem aşk hem hayranlık..
beşiktaştan yola çıkan bir zarfı 4 günde cihangire yollarsa ona hayran olmaktan başka birşey yapamam sanırım.

deryik dedi ki...

szn: deniz kokusu getirdin ya, ne güzel işte :)

narsis7ekho: ehehe süplisüplis!! ben de bitter pek sevmem ama güzeli güzel oluyo şimdi(politik cevap).
börek peynirli olsa? kıymalı da güzel ama peynirli en güzel :P

öp sen öp çekil demem ki ben :D

turuncu: yok ama muğlaklık farklı bi kelime. bu durum da muğlak çünkü muallak. ay anlatamadım ama... :) zühtü pekmez gurumuzdur efem her daim..

madde355: limonatada da buz olmasın, sadece buz "gibi" olsun, sulanmasın.

eysean: 4 günde de olsa ulaşmış efenim, bazen karşılıksız aşk mektubu gibi yarım kalmakta yolculukları kolilerin.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker