8 Şubat 2010 Pazartesi

üçübi

istanbul konusunda gaza getirdiğim 3 misafirim olacak bi hafta içinde. yaban ellerden naşi maslaktaki fotoğrafçıya, salı pazarına kadar arayıp bulmuş durumdalar, başıma geleceklerden korkuyorum, gugıla sövüyorum. gezsinler tabii de, daha önceki bi arkadaş ağırlamasında insanların yorgunluktan zona olmasına sebep olmuş biriyim, çekincelerim var. "bir semtini sevmek ömre bedel" kıvamı şiirler gönderiyorum - bi yavaşlayın yahu. neyse ki ıhlarayı iptal ettiler, aklın yolu bir olduğu için. uzadı, ferah bi 5-6 günleri var burda.

deli pöstekisi saymak. ben böyle şeyleri seviyorum da yapıyorum. virgül hilesi. mis gibi olcek.

salı günü, kırk çarşambanın işi üst üste gelmiş olacak. sabah 7-akşam 7. ama belki sonu güzeldir, bilemezsin. yetişemiyorum ama bazı şeylere, en çok da kafamın içindeki gerçekleşmeyecek işler listeme. olsun.

toza ve ütüye çare bulamayan insanlık istediği kadar otomatik kapı yapsın, bana yetmiycek.

cumartesi günü hava soğuk ama arnavutköy mis gibiydi. ankara gibiydi istanbul. güneşli ama soğuk, adeta buzdolabı. yürürürürü. martılar pike yapar, kahve dışarda içilir, üşürseniz yün battaniye gelir. gazete menü, menü çok oyuncaklı. yemek aşkı ne gerçek, ne samimi bi şi. insanların tüm yaratıcılıklarıyla beni beslemek istemesi, üstüne para veriyo olsam dahi beni duygulandıran bi şi. ona bunu kat, kat kat tat. dil bayramı.

yün çorap, indirimli polar vs: her şey tatil için.

cumartesi gecesi, buluşulup yenilip içilip. kalabalıkları sevmesem de grup grup haller iyi işte. aradabü. içeride sigara içilen yerler var, çok itirazım yok aslında. ama madem öyle, bi zahmet bi cam kapı açın, tasarruftan kıyamadığınız pervaneler dönsün. "içiriyoruz ama nefes de alınıyo işte hohoyt "diyin. az buçuk kafayı kullanın, iyice haksız duruma düşmeyin. bi şi diil, bari sorunca da "yok şimdi olmaz" gibi bomboş cevaplar vermeyin. keyfim yerindeydi ama nefes alamaz oldum sonra, koşarak kaçarak. şarap başka güzel; ama efes de tombik şişelerinde daha güzel. pazar günü biraz ev içi kuşu günü. sonra: rise!

niye böyle gün gün rapor veriyorum bilmiyorum da bu postu resmen 3 günde yazdım, öyle de bi atalet.

Hiç yorum yok:

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker