25 Şubat 2010 Perşembe

rororo

ne güzel de yazmıyorum. tatil dönüşü depreşi, ondan. ofis ekranına baktıkça kaçıp gitme temalı reklam cıngılları, şarkılar ve bolca nazan öncel.

salı günü mermaid hanımla ertelenen buluşma gerçekleşti. istanbula erken dönüş tatili kapsamında, hop hop hop. kemal bey'in belirttiği üzere, aydınlık bi insan kendisi; ama bunu zaten biliyoruz. velakin ben horhor'u bilmiyormuşum yahu, küçük horhorcukmuş benim bildiğim, çok ayıp. elimden tuttu, götürdü. yön şaşkınlığına sebep oldum resmen.



buluşmanın ilk ayağında ben ona marputçular. baş döndürücü bir ıvır zıvır alışverişi, bkz foto. süper şeyler yapıcaz vuhu. ben eksiklerimi tamamladım, aklımdakileri toparladım, nihayet hayata geçiricem filan. istem dışı baş dönüyo o kadar kalabalıktan, meyve suları gerekiyo.

sonra horhor. kat kat tat. dünyanın en güzel teneke kutusuna, bkz foto, ve en minik kirpi biblosuna sahip oldum, en minik kutuların yanına koydum, bkz yine foto. aradaki ad yazılı ajanda tayvanlardan ama yeni yeni gözüm alışıyo, renk versin diye fotoda, çok kaale almayınız. mermaid de beklediği parfüm şişesine kavuştu. kısa günün kârlarıyla eve döndük ve daha birçok şey. kitap getirmiş yanında, benimki de taze bitmişti, değiştokuştuk. onun ödevi daha kısa.

yine 2 tane tam şarjlı fotoğraf makinesi gezdirdik ve tek bir kare çekmedik. niye böyle bilmiyorum ama resmen aklımıza gelmiyor. ayrılınca da "yine çekmediiik" diye telefonlaşıyoruz.

eve geldim, boğuştum boncuklarımla, tırnağım çizildi, ama pes etmiyciim. çünkü yapılabilir duruyosa kesin yapılır, pes edemiycem. keşke elimde kitaplarla adaşım baykalcılık oynasaydım ama yani cık, olur gibiyse oldurmak üzerine bi işkence benimki. bir de, mermaid üşümek bilmiyor, burdan arz ederim. açık havada ısıtıcısız ortamda dondurma yedi, ilan ederim hatta.



teneke kutum harika, bkz foto. çamaşır suyuyla boğuşmalı bi 15 dakikadan sonra, renkleri, çiçekleri, tenekeliği, her şeyi çok güzel. hollandalı olması ise duruma bir hoşluk katmakta, o kadar. antikacıdaki parçalara mütemadiyen atraksiyonlu hikaye uydurarak "deneyim" pazarlayan cuma günü çukurları yerine, "teneke işte, çay filan koymuşlardır" çok daha samimi. antika değil eski olsun, ölmem. öbür türlüsü, ne bileyim, herkesin ilk hayatında kleopatra olması gibi bir şey. biriniz de yaprak sallayan kölesi olun yahu, di mi? hiç.

2 yorum:

little penny dedi ki...

Çok güzeller. Çocukluğumdaki kutuları anımsatıyorlar.

mermaid dedi ki...

biz hiper eğlenmişiz!

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker