13 Mayıs 2008 Salı

macestelerii... leri leri.

kraliçe ankara'da. konvoyu yanımdan geçerken durup izlemeyen bi tek bendim, bu tavrımı fark etmiştir elbet. evet o cool kadın bendim liz. bi ben, bi ajda. charles da camilla'dan ayrılıyomuş. annemle andropoz dedikodusu yaptık, türküz mutluyuz.

şu an o beklediğim yemek sürüyo. hayrünnisa hanımın saçında daha önce hiç görmediğimiz bi şi var. baştan söyleyeyim, ben türban tasarımı fikrine hiç sıcak bakmıyorum. yok fiyonk atalım, yok çiçek yapalım, ı-ıh. aynı şekilde belli bi yaşı geçen (belli bi yaş neyse artık) kadınların uzuuun at kuyruğu sahibi olmasına da (annemden geçti bu) gıcık olurum. özetle, bağlasınlar her zamanki gibi, neyse ne yani. fularını taşlı süslü seçsin. işlemeli. gerekirse kristalli. aa ruslar kendisine on kaplan gücünde bi gerdanlık hediye etmişti, gün bugündür, onu taksın... bu ne yahu. resmen türbandan bir at kuyruğu, omuzlarına uzanıyo, eflatun-pembe ingiliz gülü. hem biz onu saç sandık cidden, sayılmaz.. yandın hayrünnisa çık oyundan. tamam peki uzatmıyorum. ama bence bi heves mahallemizin tasarımcısına türban taratmaktansa şık bi fular seçseymiş, evlaymış.. ayrıca defnenin de tespit ettiği üzere: gıdısı taşmış. evet. içine soksun gıdısını ya da ona göre bağlasın. ama makyajı fena olmamış evet, hakkını veriyoruz. şık rüküş geyiğimiz burada bitiyo.

onun dışında elizabeth çok şaşkın çok. etrafı seyrediyo gibi. belki camilla derdindedir, yeni gelecek körpeyi eğit bu saatten sonra filan... sanki 36 yıl öncesinden kareler hatırlayıp mahsunlaşmış. yol yorgunu tabii.

abdullah gül çakma bir george clooney, tayyip erdoğan çakma bir nejat işler.
çakar çakmaz çakamıyor çakmak.

abdullah gül müsamere çocuğu gibi. "maceste" dedi. "mıstafa" dedi. "müşşekkr" dedi ki, müteşekkir demek. hayatının diksiyon sınavından çaktı. maceste nedir yahu. sevgili hocamın 2,5 gün boyunca büyük bi özgüvenle vaaaaroş demesi gibi. macesteymiş. yok, macenta. bi de böyle sayfa çevirirken es vermeler filan. nefesini tutmalar. "-lardaaağ yüzen al sancak" gibi. çok heyecanlı. kadeh kaldırdılar, tam içecekti ki baktı ki elizabeth koydu bardağı yerine, hemen bi manevra yaptı gül. çaktırmadı yanındaki edward'a.

ve tayyip aman allahım, ölümüne sıkılıyo. zorla misafir ziyaretine gitmiş çocuk gibi. masa altından bacaklarını sallıyodur kesin. bardakla çatalla filan oynuyo. yemek gelicek, önünde 5 çatal. şimdiden daralmış durumda. biraz da ego meselesi heralde, elizabeth'in yanında o yok. küstü oynamıyo. annee ben de babamlarla oturiym miiii hayır tayyip çocukların masası belli. şirin bile olabilirdi eğer kendisini tanımasaydık.

frak giymeyişlerini de... ben anlamoorum. yanınızda elizabeth 80 yaşında, aç açına bilmemkaç karatlık taç taşısın başında, sen bi frağı çok gör. ayıp.

ay ne yiycekler acaba. ankara armudu. hahahaha. hediyemiz: alçı kalıp zıplayan tiftik keçisi heykeli-- by imelih. ahahah. ay sinirim bozuldu. riçırd bu soyut kuğular yerel bi motif mi. bursa'da kestane şekerini dayayalım, şekeri fırlar. yazık yahu. iskenderciler üşüşür başına. besleriz en yüce turistimizi. ooh. her 100 ingilizden 60'ı mı ne kebabı ingiliz mutfağından sanıyomuş. allah hepimize ingiliz egosu ve benmerkezciliği versin.

diğer bi eğlence: ahmet hakan VS hasan cemal. hasan bey susmuyor, lafını kestirmiyor, söz hakkı verildiğindeyse sessiz... tam sürenin sonunda cümleye başlıyo, ahmet bey "yani ama şimdi" diyecekken sesini yükseltip sözü tekrar kapıyo ve bi sonraki hamleye kadar tıp. çok komikler: "deniizz... gezz..mişş yani... bizimm......mm... dönemimiiZDE HERKES.. in.... evet... biz.... BİRLİKTEHAREKET... edişimi.. ziin..." gibi.

gözlemlerim devam edicek. zira bu anı bekliyodum, biliyosunuz.

1 yorum:

TugCe dedi ki...

Yakında senin blogundan, "bu yazına bayıldım valla" diyen kız olarak tanınacağım, az kaldı, ümitliyim.

Hayrünisa uğraşıyor ama, tık yok. Show'da izliyordum ben bir ara hatta, smokinli A. Kırca sunuyordu, 20 dk kadar Liz'in ne giydiğini anlattılar. O sırada odasına uykuya gitmişti kadın, arkasından dedikodu gibi oldu. Altın gününde pazar keyfi programı şık ve rüküşleri eğlencesi-vari.

Şu kebap, kestane bölümünü okuyunca da, dün gülerek, "bu kadının şimdi kesin midesi rahatsızlanır, aka travellers' syndrome, yağ-şeker etc etc" geldi. Ama henüz bi fesatlık yok midede, olsa izlerdik sanki :)

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker