20 Mayıs 2008 Salı

hayat güzel be blog.

hop istanbul. hop kampüs. tesadüfler artı karşılaşma ve telefonlar: bissürü insan. bu istanbul kısmı. sports fest filan.
derken: çanakkale üzerinden assos. özet geçmek iyi olacağından, maddeliyorum. hiyerarşik değil, kronolojik-imtrak:

1) saat 5.20 filan, eceabat-çanakkale liman arası feribotta gün doğuşu. kırmızı gök mavi deniz.
2) asla gülpınar minibüsüyle gitmeyin assos'a. doğrusu ayvacık. 1 saat kazanırsınız. dip not.
3) emily. eris otel. nane-defne-papatya kurusu.
4) assos meydandaki yokuş... günler sonra yanan lamba: yıl 1987-88 filan, baar var minicik, ben de ziyadesiyle minicik, baar o yokuştan yukarı koşmuş ben onu "kurtarmak için", pıtır pıtır peşinden. yemin ederim o yokuş bu. kenardaki teyzeler bile aynı. eve gelip kontrol, yes o bu.
5) damla sakızlı türk kahvesi. başta eh, sonra mis.
6) patikalar patikalar. patikalardan limana doğru.
7) liman. gizlice gümüşlük hissi. karadut-bal badem-damla sakızı.
8) 17 mayıs 2008. yemek.
9) emily tavsiyesi: athena tapınağı. assos'un en uç noktası. 270 derece deniz, midilli adası. kocaman, devasa bir mehtap. gümüş top gibi. şaraplı bi sessizlik.
10) kadırga yolu- 3 km. pıtır pıtır yürü. ve deniz. deniz deniz yüz yüz. çivi gibi su, güzel su.
11) güneş yanığı: karpuz peynir. hop karpuz, hop peynir.
12) aahh agora. yine gün batımından mehtaba dönüş. aristocum sefa pezevengiymiş, gördük. manzara arsızlığı. fikir versin diye gece vakti anca bu kadar çekilebilmiş kare:




13)barbunya, beyaz şarap.
14) yine athena tapınağı, yine arsızca denizle mehtap, bolca gülüşme.
15)emily gud bay.
16) çanakkale: domates reçeli ve o han içindeki seramik atölyesi.
17) yol boyu, arada kucağımda uyuyan bi mutluluk. bakıp bakıp şaşırıp mutlu mutlu gülümseyip dalıp gitmek... ve tepemizde dikilen muavine bile sinir olmamak bi noktadan sonra.

diye özetlenebilir heralde.

bonus: ankaraya dönerken bolu dağında şahin gördüm, kartal /atmaca filan da olabilir şehir kızıyım ben. yani neyse, martıdan büyük olduğu kesin. kahverengi ve kocaman, otobüsün yanından havalandı.

şimdi ev. güneş yanığına biraz krem. bolca "iyi ki", birazcık "umarım".
güzel şeylerden ürkmek, eşyanın doğası gereği galiba.
bu kez kendime bi hoşluk yapıp fişimi çekebilirim. umarım galiba sanki neden olmasın.

bi süre, tek bacağı, kollarının yarısı, alnı-burnu-yanakları yanık, ve yine de ağzı kulaklarında bi kız çocuğu. hayat cidden güzel. assos'a gitmeyeni de.. .döverler. gidin tıpış tıpış. ay takvimine bakın, dolunay hedefiyle yola çıkın. hazirandan sonra cunda adası'na seferler de başlıyo. gidin. emily'e de benden selam.

8 yorum:

n7e dedi ki...

Denizle mehtaba şarap eşlik etti dimi? Onlar dörtlü bi grup ya, sevgili de dahil ne de olsa diye şarabı soroorum =)

lavender dedi ki...

bu postun alt metnini biliorm. <3

deryik dedi ki...

n7e: bittabi etti efendim bakınız madde 9. etmez mi :)

lavender: her şeyi bilen ponçik! :)

gln dedi ki...

aa! anladım :) hey süper! <3

divadeiwob dedi ki...

tatilin "hop kampüs" kısmı olarak görüştüğümüze pek bi memnun oldum ne de olsa Den Haagggggghhhhkkkhhh'tan bu yana iki sene geçti neredeyse diğ mi

Adsız dedi ki...

hayat senin gördüğün gibi güzel silah ve ardın dan gelecek ölüm çok güzel......

divadeiwob dedi ki...

isimsiz böyle dediğine göre ya cennetten ya cehennemden bildiriyor. ölümün güzelliğinden bahsettiğine göre bence sıcak olanından.

deryik dedi ki...

gln: ikinizin de tepkileri sevsinler :)

divad: bi sus bi çaktırma. hemen de "ordaydım" halleri. cık cık :P

isimsiz: bireysel silahlanmaya hayır. yoksa hayat mı güzel bi silah?

divad: bilemoorum kafam karışık.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker