8 Nisan 2008 Salı

motivasyon

André Gide, Saint-Exupery'nin "küçükprensolmayankitapları"ndan birine, Gece uçuşu'na önsöz yazmış. şöyle:

Ruhbilimsel değeri bence çok büyük olan şu aykırı gerçeği ışığa kavuşturduğu için, özel bir teşekkür borçluyum yazara: insanın mutluluğu özgürlükte değil, bir ödev yüklenmektedir.

bu çizgide kitaptaki karakterlerden bdem vuruyo. kitap savaş sonrası fransız edebiyatının en çok okunan kitabı. Malum, yazar bir pilot. Atlantik'i aşan ilk gece uçuşlarından bahsediyor. elimdekinin baskısı eski, 68 tarihli. yenisi vardır elbet. yeni başladım okumaya... bakalım nasılmış.

neyse, işte bu cümleyi düşünüyorum bikaç gündür. yapacağı şeye bağlanarak ve onu yerine getirerek tatmin duyan insanı... tabii, doğrudur bir yerde. insan kendine hep bi ödev buluyor. en aylak adamın işi bile aylaklığı düzgün, tam yapmak. hatta "hiçbi şi yapmamak" kendi başına becerilmesi zor bi ödev. ödevsizlik ödevi. bi de bu minvalde bi bilimsel araştırma vardı işte emekli olan insanların, çalışmayan insanların yaşadığı kişisel tatmin boşluğu vs vs. yani bu bahsedilen ödev yüklenme mutluluğu, "işe yarıyorum" hissiyle "ben becerdim baaak" hissi arası bi şi olsa gerek.

durup dururken günde 10-11 saat çalışır hale geldim de. algıda seçiciyim haliyle. motivasyon araçları... ilaçları. ne varsa.
bi de şey vardı hah: bizi çalışmak kurtarır.
bi de neydi burcu: işleyen demir ışıldar.

gerçi bi de motora abanıp yakmak, sigortayı attırmak, işleye işleye eskitmek, sürmenaj olmak, "bak çalıştın hayatına bi anlam geldi" maskesiyle emek sömürüsüne kurban gitmek... filan da gelebilir insanın aklına. ama hayır tabii kiiiii.



ama tabii bay andré'ye bi soru: ya benim ödevim özgürlükse?
şampuan artı saç kremi gibi.

12 yorum:

ismailalkis dedi ki...

yazınızı , son zamanlarda "abi hiç bi halt edesim yok, bırakcam işi gücü çalışmiicam, yemişim dünyayı, zaten geçinemiyom o vakıt niye çalışıyom" diye ağlanıp duran bir arkadaşıma göndermek için ödünç alabilirmiyim???
bir gönderimlik sadece.

deryik dedi ki...

buyrun, ni demek...

metu26 dedi ki...

bizi çalışmak kurtarır'dan kasıt "arbeit macht frei" ise o kampta çalışanların çoğu öldüler..

işleyen demir de yağlanır, yağlanan şey ışıldamaz vıcık vıcık olur sadece...

motivasyon aracı..ilacı ne varsa bende alabilir miyim? çalışamıyorum çünkü..

Ugo Fantozzi dedi ki...

yuklenilen odeve bagli...masabasi sirket isleri (heyecani ve cabuk getirisi yoksa) ne kadar motivasyon saglar bilemem...motivasyon ve yaptigin ise baglanip mutlu olma icin men of honour filmini tavsiye ederim, klasik hollywood ama gaz...gunde 10-11 saat ofis isi icin de emre yilmaz'in genc bir isadamina kitabi iyi gider...

deryik dedi ki...

metu26: yok o değil. bunu çehov mu birisi söylemişti. daha güzel olanı. özgürleştirmiyo yani. şu aralar tek ilacım işe yarıyo olma ihtimalim ve merak. o kadar.

ugo:şirket işi değil, tam ofis de sayılmaz. araştırma. genç bir işadamı potansiyeli yok zaten bende :)

inci dedi ki...

motivasyon diye bir şey yoktur.

bazen çok istemenin, bazen de mecburiyetin getirdiği geçici konsantre dönemler vardır.

bazen de disiplin diye bir şey vardır, ilkeseldir yani.

ama motivasyon diye bir şey yokttur bence.
(keşke olsaydı...)

inci dedi ki...

ay yine çaresi yok yani bizim bu durumumuzun...:(
(dertliyim de bu ara bu mevzudan)

"ama hayatı kaçırıcaz diye ödümüz kopuyo da ondan biz böyleyiz" diyebilir miyiz?(bkz.bi sonraki yazınız:"kaydıraktan kaymaya korkan çocuğa" gülümsemek istemeler falan...:S )

turuncu dedi ki...

evet o lafı çehov söylediydi fakat sahiden kampın kapısında da yazardı. sonra kurtulan pek az oldu.

ıyh, ne zaman duysam şöyle bir içimi titretir o laf.

metu26 dedi ki...

Çalışmakla ilgili araştırma yaparken şu siteye rastladım,ünlü sözleri kimlerin söylediğini de yazmış, hoş olmuş:

"http://www.sozden.com/unlusozler.php?harf=%E7&sayfa=10"

@ugo: Men of Honour filmini izlemiştim, Annapolis daha güzeldi, G.I. Jane de idare ederdi.. Hiçbiri amanın çalışayım diye beni gaza getiremedi:) Kitabı okunacaklar listeme ekledim, zaman gelince okurum(Liste biraz kabarık, o yüzden zamanın gelmesi uzun sürebilir:))

@inci: ilkesel nedir? (Çalıştığım şirket biraz fazla profesyonel de:)) Birde hayat zaten kaçıyor,korkmanın bir faydası yok..

inci dedi ki...

metu26: öncelikle, "ilkesel" derken çok yorgun ve uykusuzdum:)
ama şunu kastediyorum: hani kimi insanlar, çalışır çalışır çalışır, onların yanında, motivasyonmuş, kişisel bunalımlarmış, lafını edemezsin hani. onlar dünyaya çalışmak için gelmiştir. "ay ama bu ara pek bi efkarlıyım" demek, komik olur onların yanında. çünkü onlar, disiplinli ve de programlı bir hayatı kendinelerine ilke(en sonunda kendisi de geldi) edinmişlerdir. ve mutlaka da idealisttirler(benim bahsettiklerim). yaşanmış bir dialog:
tembel: "boyun fıtığın da var, çok kötü görünüyorsun son zamanlarda, bu kadar yüklenme kendine"

çalışkan: "çalışmayı bırakırsam ölürüm asıl"

özetle, çeşitli bahanelerimiz olsa da, kendimizi zorlamak suretiyle disiplin kurarak çalışmamız, bir ilke meselesidir.

deryik dedi ki...

ah ben böyle bi adam tanıyorum. çooook yakından tanıyorum. "yeni işim saat 4te biticekmiş bi işe daha mı girsem, boş durmak istemiyorum" dedi. dedi demin. insan sevdiğine de canım böyle miii yapaarr..

herkes idealist olabilir. bence mühim olan insanın idealinin (varsa) ne olduğu. yani "paraya para demiycem nıhahah" da bi ideal.

nebiliim işte.

inci dedi ki...

(insan sana nasıl kıyar hakkaten:)

ay yok işte, para için yapsa "banane, benimki daha makbul" derim:)

ama bak anlatayım(seni de üzücem ama):
bu kişi benim dayımın eşi ve kızmeslek mezunu. kendilerinin para sıkıntısı yok. ve yaptığı, çeyizimtırak şeyler yapıp zengin çevresine satıp, fakir kız çocuklarını okutmak(her yıl belli bi hedef koyuyo falan).

ne sağlığını düşünüyor, ne de başka bişi, bu yolda.

saçımı başımı yolmak istiyorum...

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker