6 Nisan 2008 Pazar

haftanın günleri yedidir yedi

benim hafta içi-sonu gibi bi kavramım yok. ya her gün hafta içi, ya her gün hafta sonu. araştırma asistanı olunca genelde ilki. 3 gündür içim dışım malum şekilde barajlar. üniversitede finansla ilgilenmemiş ve hatta gördüğü yerde kaçmış biri olarak, kaderin bitmek bilmeyen oyunu mu buuu diye haykırasım var bol bol. baraj finansmanı allahımmmm. patronum pamuk şeker gibi biri allahtan. ben son dakikacı ve dağınık, o planlı ve titiz. üstelik hala beni öldürmeyi düşünmüyo ve ben "iş öğreniyorum". küçük çırak.

yarın ilk kez ben ve kaprisgül (bilgisayarım oluyo) ofise gidiciiz. evde sıkıntıdan okuduğum blog sayısının haddi hesabı yok, üstelik bi kısmının dilini bile anlamıyorum. resimli kitap gibi... ofiste çalışırım artık diye ummaktayım. haliyle okumam gereken şeyler okunmadan duruyo... ya da daha fenası, finansman kısmını okiycakken "çevreye etkilerine dair eleştiriler" kısmına takılıyorum. raporda "finansmana uygun planlanmış baraj projeleri" belirticez. itiraf ediym, çok fazla eleştiri alanları bunun dışında tutma planım var. patroncuğum fark etmezse tabii... nil havzası içün.

üff.. tez yazmanın tek iyi yanı "ilham gelmiyo, çay içiym bari" kaçmasıymış. şimdi ilhamlık bi durum da yok ki. kır dizini, yaz ne yazıcaksan. kopipeyst krallığı üstelik şimdilik iş. bariz tembellik yapıyorum ve hiç hoş değil. gerçi, bi aylık bi iş bu. ondan sonra kimbilir ne kadar işsiz kalıcam. şikayet yok.

alakasız: kuru üzüm kadar güzel bi şi az şu hayatta.
yaş üzüm? hmm olabilir.

sanırım ilk "to do list" hazırladığımda 12-13 yaşımda filandım. ipek ongun listeleri hevesi. 10 yıldır ne değişmiş- hiç. geçenlerde 14-15 yaşındayken hazırlanmış bi listeyi buldum (adeta çöp ev değil, bi kitaptan çıktı), oturup ağlasam yeri yani... ilk madde zaten.. tokat gibi:

-odanı masanı topla, azıcık düzenli ol.

ama doktor bey dağınık değil ki odam, sadece yaşanmışlık hissi veriyo.
(speşıl tenks tu: bu bahaneyi zamanında benim odam için sunan, geliştiren ve delice savunan sevgili)

liste bu şekilde tembellik yapma, adam gibi beslenip kilo al spor yap vs diye başlayıp "kullanışlı bi saç kesimi bul"a doğru gidiyo. harika yani. yeni bi tane yapsam biliyorum ki ilk 5 madde 14 yaşımdan bi ileriye gidememiş ve daha da fenası bende bi "iyi böyle" hali var. madem iyi, ne diye listeleniyosun ki? deli misin, kendine sarmak için bahanen mi yok, vaktin mi çok?yok ama sebebi biliyorum. benim kafamda dondurulmuş kareler var. 8'de kalkan, kahvaltıdan sonra güzelce çalışan (tabii ki ahşap pencere pervazının önünde çay/kahve içerek monşer), öğleden sonrası boş kalınca bi şiler yapan filan böyle tipik bi ipek ongun "genç kız"ı hayali filan. beynimi yıkamış resmen kadın. her şeyin suçlusu taktak ağacı ipek. ama çalışırken gerekiyo sanki azıcık plan program. haklı mı ne ipek... ama yok, bana illa romantik romantik "ah gök gürlüyo, 'bir fincan çayla evden yağmuru izleyen kız' karesini oynat uğurcum" halleri..

yine alakasız:
"kork abrulun beşinden, öküzü ayırır eşinden"
geçmiş bulunmakta. artık bahar gelebilir.
mesela geçen gün elime aldığım kağıt parçasına "insan gibi saatlerde yatıp bi uyku düzeni oturtmak için geç değil" filan yazdım. bi de hep böyle kağıt parçaları hali.. hani fişin arkasına filan. yazıyorum geçiyo, o kağıdı bi daha görmüyorum. başucuma yapıştırılmış, bi günümü 8:00-22:00 arası düzenleyen kağıda geçen gün defne bakıp "bu ne işe yarıyo ki" dedi. zira ben 10'dan önce iş göremeyip 2'den önce de yatmıyorum. "kalmış orda" dedim, ne diym. maksat yeni nesle kötü örnek olmamak.
neyse, burcuyla suluhan'a (ya da sulukule'ye, di mi burcu? ahahaha) gidicez elbet bi gün. senede biiirrrr güünnn... sonra işlerimiz hafiflediğinde azer'e gidicez. bi de yeni elime geçen tarçınlı-portakallı minik krep tarifi var. ben bile yaparım gibi duruyo. onu yapıcam. portakal kabuğunu rendelediğim gün. azer'e de yaparım hatta evet. bi de havalar düzeldiğine göre artık parka gidilebilir. her yer bahar ağacı, pembe beyaz. çok güzel.


listeye ekliym ben bunları.
saat 5:45 allahım. yetiştireyim nolur.
son bi "bi de": pdf'i doc'a çevirmem lazım. mucizevi bi program önerisi bekliyorum. internetten bulduğum bi kaç tanesi işe yaramadı. tersi zebille yapılırken bu niye bu kadar zor ki?
neticede, iki ters bi düz insanlarız yerine göre.

6 yorum:

inci dedi ki...

yalnız değilim. yalnız değilsin.
he, şu "ah gök gürlüyo, 'bir fincan çayla evden yağmuru izleyen kız'..." meselesine de mantıklı bir açıklama getirebilirim("biz"den biri olarak): çok basit; hava kötü olsun, aklımız dışarda kalmasın. ki ancak öyle oturup çalışalım. ideal ortamımız bu. yani niyetin temiz aslında, sadece çalışmaya başlamadan önce biraz seyretmek istiyosun, hepsi bu...:P

bi de, teşekkür ederim:)

Adsız dedi ki...

Üniversitedeyken tezimi Abby Fine Reader yazmıştı benim yerime sağolsun. (Bildiğim kadarı ile lisanslı bir program ancak kırılabiliyor.) Ya da onun yerine herhangi bir OCR programı bulunabilirse o da olur.

Ludmilla dedi ki...

Able2Extract olanı bayağı işe yarıyor, Türkçe karakter sorunu da çıkarmıyor ama ücretli, yani serialini bulursan bayağı güzel.

axel dedi ki...

http://rapidshare.de/files/39043771/PDF_i_word_dosyas__305_na_doenuestuerme__solidconverterpdf_.rar.html

bunu deneyebilirsiniz..crackide icinde

Elsa dedi ki...

off ipek ongun okumanın genç kız üzerindeki etkileri işte böyle, bana da çok tanıdık geliyor. itiraf etmesi bile güç ve gülünç bir diğer yandan.
bahar geldimi ben de heyecanlanmaya başlıyorum, bir park piknik açık hava hevesi ki yerimde zor duruyorum.
hala ipek ongunun tipik genç kız hayali etkilerinden kurtulamadıgımız için mi acaba. haklı maklı değil bence ipek.

deryik dedi ki...

inci: ama hava kötü olunca da uykum geliyo :S bi şi diil :)

isimsiz, ludmilla, axel: harika harika. deniyorum hepsini. axel'inkinden geriye doğru :) çok teşekkürler.

elsa: ay büyüyünce fark etmeden ipek olurmuşuz bi de. ne fena.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker