21 Ağustos 2011 Pazar

"o kadar da değil"

bu ara ne çok duyuyorum.

"tabii kimse kimsenin inancına karışamaz ama o kadar da değil, oruçlu olduğumuzu bile bile sigara içmesin yanımızda".
"tabii ki tacize göz yumulmamalı, bu bi suç; ama o kadar da değil, akşam vakti giydiği eteğin boyuna bakar mısın?"
"tabii barış istiyorum ben de ama yani, o kadar da değil, kanımız yerde kalmasın".
"ay tabii sokak çocuklarına çok acıyorum ben de ama o kadar da değil, yolda yürürken eteğime yapışmasın".
"tabii ki herkesin tercihi kendine, benim de gay arkadaşlarım var ama gözümün önünde iki erkek öpüşmesin, o kadar da değil"
"tabii ki herkes ana dilini konuşabilsin ama o kadar da değil, okulda kürtçe eğitim filan olmaz yani".
"tabii ki herkes denize girebilir ama yani o kadar da değil, inşaatta çalışan işçiler az ileride yüzsün, suyumuz bulanmasın"
"tabii ki ben de seviyorum hayvanları ama o kadar da değil, havlamasın ve tüy dökmesin".

böyle gider bu. sonsuz.
*
herkesin elinde bi mezura, her şeyi, her an, santim santim ölçüyorlar. istekleri, prensipleri, hayata karşı duruşları filan çok net olabilir; ama hep aynı sınıra çarpıyor: "o kadar da değil". en basitinden en derinine, her konuda "o kadar da değil"leyebilenler var. yok, asla haklı çıkarmaya çalışmıyorlar, no no  no, yo yo yo. öyle anlaşılmasın. onların bu sınır sevdalarının sebebi gayet mantıklı. saf mantık, realist düzlemler, pragmatik boylamlar. çünkü bu cümlenin devamı duruma göre genelde şu:
"sonuçta gerçekçi olmak lazım, burası türkiye".

"o kadar da değil" ya, peki ne kadar? sahi yani, ne kadar olmalı? bende niye bu doğal teraziden yok, niye elimde kırmızı çizgiler ve katı sınırlar listesi yok? annem mi az emzirmiş, babam mı az yedirmiş, neyimi eksik koymuşlar da ben bu cümleyi her duyuşumda boş boş bakıyorum? sanki herkes önceden sözleşmiş de anlaşmış o sınırlarda, böyle bikaç salak olarak ne dediklerini anlamadan aval aval bakıyoruz.

 o kadar da değilmiş. elini taşın altına koyamayanların uzaktan maç hakemliği yapması gibi bi şi bu laf. o kadar diil, bu kadar. koltuğu cama yaslama necati,  ay yok yok cama yasla necati, kitaplığı eski yerine mi taşısak necati, ay dur masayı bi daha çevir necati.. o minval. uzaktan kumanda. necatinin beli kaysın, sen hala manzara derdindesin.

edilgenköy'ün didaktik pasifgülleri sizi.

5 yorum:

banyosuyu dedi ki...

Nasıl da ikiyüzlüyüz değil mi?
Herkesin özgür olduğundan dem vuruyoruz ama dediğin gibi elimizde kocaman kocaman listeler var.
Uymayanların üzerine çizik atıp geçiyoruz. Kim veriyorsa bize bu hakkı.

Adsız dedi ki...

şuradan niye bakamıyoruz olaya peki; kıllı kocaman elleri olan bir adamın burnunu karıştırıp hop diye ağzına atıp sümüğünü yemesine tahammül edebilir miyiz? yo yo yoooo... sana ait bahçen olur evin olur gay ol seviş oruç ol aç gez ama ortak alanlarda ben bırak gay leri angelina jolie ile brad pitt en estetik haliyle bile öpüşse rahatsız oluyorum, yanımda babacım varsa hiç hoşlanmıyorum ulu orta sex ten. ha ben yapmıyo muyum, hava mis güneş batıyo çimlerde sevgililimle uzanmış kitap okuyoruz bir an gözgöze gelip öpüştük bilmem kaç kez bu haftasonu, ve eminim rahatsız olan aileler vardı çevremde, ama çok aşığım napiiim...koyduğum her kurala uyabilseydim ohooo :o)

Adsız dedi ki...

gönderdiğim yorum gitmedi mi???

banyosuyu dedi ki...

Adamın ellerinin kocaman ve kıllı olması bir seçim değil.
Burnunun bokunu yemesi öyle. Ama bunun bir sınırı yok ki.
Sen O'nun burnunu karıştırmasından rahatsız olursun,
bir diğeri sokakta başıboş dolaşan köpekten,
daha bir başkası kadının tekinin sarışın değil de esmer olmasından vs vs
ee sınırı kim çizecek?

deryik dedi ki...

"kıllı kocaman elleri olan bir adamın burnunu karıştırıp hop diye ağzına atıp sümüğünü yemesi", benim verdiğim örneklerin yanından bile geçmediğinden, aynı şeyden bahsetmediğimizi düşünüyorum.

ayrıca el onun, sümük onun. gelip sizin ağzınıza sokmadığı sürece, "iğrenç" der geçersiniz, ama onun eline vurma hakkınız yok. bilmem anlatabildim mi?

hayata dair tek kuralımız da öpüşen çiftler olsun, gündüz vakti sokak ortasında 57 bıçak darbesiyle öldürülen kadınlara denk gelmemek dileğiyle.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker