20 Ekim 2008 Pazartesi

iyigecelerblog

dün gece de fark ettiğim üzere, ankaradan hala çıkamamış olmayı düşündükçe klavye temizliyorum. sanki o minik toz yumaklarının kaynağına inersem orda bi iş teklifi yatıyo gibi. her yerdeler bi de. temizle temizle bitmiyo. itinalı bi şekilde tuşları tek tek sökmek filan zor iş. uygun bi karton (mukavva hatta) veya mendil ve ince uçlu bi kalemle çok mutlu olabilirsiniz. "gözüme toz kaçtı" filan da tamamen gerçek bi açıklama haliyle. "gözüme toz soktum" hatta.

--- konu değiştirme çizgisi------

kaleye gittik biz. öylesine.
çıkrıkçılar yokuşunda sadece 1 (bir) tükan at boncuğu satıyo. eskiden dizi diziydiler. eskiden dediysem, olmuş üç beş. ben böyle at gözü ebatlarında boncuk arıyodum üstelik. bulduk bi şiler. geri kalanlar turkish handicrafts oo silver milver olmuş. restorasyon fena gitmiyo sanki, evler güzel olmuş. gerçi aslını bilmiyorum, belki çok tektipleşmiştir. güvenememe. her yer toz duman. yokuşun sonundaki o çirkin otopark binasını çözemedik, bi de antep sofrasının göz alıcı metalik tabelasını.

rehber çocuklar şirindi: "burdatam16konakvar... ordanyürümeyinkayıpoturursunuz... bubinanınsahibikafasınataşdüşünceöldü..." gibi faydalı bilgiler verdiler.

bi de antikacılar çarşısında "baykuşlar ve diğerleri- koleksiyonevi" tabelası görürseniz, içeri yürüyün (samanpazarı tarafında). 30 yıldır biriktirilmiş bir baykuş objelerlerlerlerlerler öbeği satışta. dünyanın her yerinden. hatta sahibinin özetlediği üzere: "her malzemeden ve her formda" baykuş. inanmazsanız ispatı var. gezegen olarak baykuşlar tarafından bile yönetiliyo olabiliriz. ayrıca kobalt mavisi cam şişeler, teneke kutular, kumbaralar, bir sürü meşrubat şişesi, fok, avon markasının 1970lerde çıkardığı ürünlerin şişeleri, oyuncaklar vs de var. neyse ben cam şişe aldım. çünküü 1)zaten en güzel baykuş biblosuna sahibim, üzgünüm. 2)onun yanına kardeş gelebilecekler pahalıydı, rafine zevklerim var. 3) renki camı ışığa tutup seyretmeyi seviyorum. sahibi baykuşsuz çıkmama dayanamayıp kolye ucu hediye etti. 1 saatten fazla durduk orda galiba. evet, o bi güzel sanatlar grafik mezunu, bakınız baykuş.

neyse, bi de çok güzel lambalar satan bi yer vardı. ışık vermiyo pek gerçi. böyle keçe çanta, latin amerikadan örtü filan satabilecek bi yer. o da yokuş üstünde. turist tarifesi dışında fiyatlanan tek yer gibiydi.

---- konuya dönüş çizgisi --------

resmen klavye tozlansın diye bekliyorum.

6 yorum:

inci dedi ki...

bi şey demek istiyorum:
hani şimdi sen, nasıl bir iş aradığını/ne istediğini yazsan?
ne bileyim...belkim biri denk gelir. yani mesela ben dedim okurken öyle biri olsam senle iletişim kurardım.

belki yazmışsındır daha önce, bilemiyorum...

bi de belki benimki yanlış bir fikir, ondan da emin değilim.

iyi şanslar.

Abi dedi ki...

"gezegen olarak baykuşlar tarafından bile yönetiliyo olabiliriz.." :)))))))))))))

bi'de "uğraşma klavyenin tozuyla." derim ben.. çok ucuz, eğer çok süper bi'şiler kullanmıyosan..

fk dedi ki...

eski ev arkadası mangamdan biri baykuş hastası bir norveçliydi. öyle ki adına bir baykuş cinsi olan "hubro"yu ekletmiş. buranın fotografını çekip göndermek için sabırsızlanıyorum şimdi. klavyedeki tozlar içinse en kahve falı halimle üç vakte kadar süper bişey çıkar demek istiyorum.
gönlünce olur umarım.

Mr.Paradise dedi ki...

evet uğraşma boşver gitsin derim bende :)

metu26 dedi ki...

Pazartesi istanbula iş görüşmesine gidiyorum.. Şans dileyin:)

deryik dedi ki...

inci: teşekkür ederim :) yok burdan iş konusuna anca bu kadar giricem ben. gerçi daha önce kabaca satır arasında geçmiştir belki ama neyse işte. iyice çaresizleşirsem, belki :)

abi: ama öbür türlü kendimle uğraşıcam. klavyeyi seçiyorum.

fk: mutlaka, bizzat gelip görmeli. baykuşlar cenneti. üç vakte inancım tam.

mr.paradise: maksat oyun.

metu26: oouuv bol şans efendim. iyi geçer umarım.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker