6 Haziran 2008 Cuma

salı sallanıcam.

akşam 9da elinde matkapla duvara saldıran bi komşunun elinden matkabı kapıp beynine saldırmak istiyorum deli gibi. kulak da olabilir. açıldı binanın tamirat tadilat mevsimi. sanki bütün bina emekli, sıkıntıdan alet kutusuna daldılar. zöt zöt zöt. bi de durup durup yapıyo, sivrisinek gibi. bıızzrt... sessizlik.. bız- zır-zıırrt... sessizlik... bızt?... sessizlik... bızzzzrrttt!!! içimde 10 kaplan gücünde, bi 3. sayfa haberi yaratma potansiyeli var.

ben küçüğüm ufacığım, kardeşimi kucağıma vermişler ilk kez, "ama bunu kaşı yoook?!?!?" demişim. işte o kaşsız çocuk benden önce jethro tull konserine gidiyo. üstelik artık kaşı da var.

gül çifti japonyada. fotoğrafları heyecanla bekliyorum. capon kızlarının mini etek ve zafer işareti sevdaları malumunuz. ilk meyvelerini vermeye başlamış ama tek tek olmaz, sürü halde köşeye kıstırmalarını istiyorum.

radikalin internet sayfası giderek fasonlaşıyo, durduramıyoruz. "erkek adam etekle süt sağar"mış. bu mudur haber yani. burda mıyız hala. seksist bilinçsiz şeyler. matkabımı getirin.
telekulak konusunda çözüm burda .

YÖK'ün adı geçince kafasını çeviren öğrenciler var. benim görece anaakım okulcum bile "yök artık" demişti zamanında. neyse, şahsen tiksiniyorum varlığından, tarihinden, bilmişliğinden, yaşlılığından, kaskatılığından. ama tiksinmek bir çözüm değil, geçtim işte ellerinden, sonra da öküz öldü. bi yerlerde insanlar, ki bu insanlar diktatörlerini de sevmezler nedense, eğitim reformu istiyo. gençler. gagidi çıkmış adamlarlarlarlar yerine gençler, çok gençler. alışmamışlar maalesef. bi alışsalar, normalleşse, geçicek her şey oysa. direniyolar.

2 yorum:

deniz ural dedi ki...

Bu pazar Radikal İki'deki Nazan Özcan'la adını hatırlayamadığım kişinin 7 Tepe / 7 tünel haberini okuyunca elim ayağım titredi sinirden vallahi. Aylardır, hem de cumartesi pazar demeden 24 saat süren bir gürültüyle yaşıyormuş insanlar evlerinde. Ayağı Harbiye'ye uzanan tünel projesi... Konuştukları mühendis bey ise "daha bir tek insan bile ölmedi" özetli konuşması can yakıcı. Sürekli sallanan ve çatlayan o binalardan biri yıkılsa, "sadece 12 insan öldü, halbuki o bölgede 12 bin kişi oturuyor" diyecek galiba. Yani, şans eseri yaşıyoruz şu ülkede diye düşünüyor insan bazen.

Oy, sen gürültü deyince aklıma geldi yine bak. N'alaka bir yorum gibi oldu da, uzun uzun :)

deryik dedi ki...

onu ben de okudum. tünel kazısından duvar çatlamış ama deprem olsa nolurdu acaba? içimdeki pollyanna: "bu vesileyle çürük binaları fark etmişlerdir" diye düşünüyo ama yani... iyimser iyimser nereye kadar.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker