25 Haziran 2008 Çarşamba

caravaggio

caravaggio denen çok sevgili italyan ressamın resimlerinden çok etkileniyorum. ışıktan çok karanlığı, gölgeyi kullanmasından, kompozisyonlarından. gombrich'in anlatışından da kaynaklanıyo olabilir, beynim yıkanmış olabilir. bilmem. ama büyük bi saygım var, kimin yok ki. modern resmin başlangıcı sayılan bir sanatı var. ayrıca, wikipedia der ki, hafif delişmen biriymiş, birini öldürmüş, ölüsüne para ödülü konunca malta'ya kaçmış, hep birileriyle kavgalıymış.
neyse, bolca dini kompozisyon resmetmiş bu 1572-1610 kişisi. fırçasıyla kafa tutmuş kiliseye, kendince. fırçasındaki sanatı kiralamış kilise bolca, kendi gördükleri gibi resmetsin diye azizleri ve isayı. o fırçayı tutan adamın görüşünü beğenmemişler mesela. reddedilmiş kimi resimleri, tekrar çizdirilmiş. fırçayı tutan adam, sadece azizleri değil, dini çizmiş aslında. islam'da resim olmayışından naşi (ki naşi çok güzel bi kelimedir) bir ressamın din adamlarına, din anlayışına kafa tutması sanatıyla olmadı elbet. şii toplumlarda da olmamıştır bence, hz.ali resimleri arasında ne kadar fark vardır mesela, pek bilmiyorum. ama 17. yüzyılın başında bir ressam ve kilise arasındaki bu görüş farkı, çatışması ve inadı, elbet o topluma bi fayda sağlamıştır... illa martin luther'le olup bitmedi haliyle avrupanın kiliseyle derdi. neyse, konuşmak yerine efendim, göstereyim:
kilise caravaggio'nun Aziz matta'yı resmetmesini ister. matta malum incili yazan azizlerden, 4'e indiriliyo filan hani iznik'te. di mi öyleydi. neyse işte, bizim matta, matthew, matta incilini yazmış haliyle. 1945'te yanmış bu resim, fotoğrafları kalmış. caravaggio aşağıdaki şekilde resmeder: Matta yaşlı ve cahil bir köylü gibi, çıplak ayaklı ve şaşkın. elleri ayakları kaba saba, oturuşu bile eğreti (hatta ayak tabanı cemaate dönük). bilgelikten ziyade ürkek, elini meleğe teslim etmiş. melek şefkatle incili yazdırıyor matta'ya, matta'nın suratında kendi yaptığına şaşar bi ifade, kaşlar havada. bence çok insani, sevimli, hatta saf bi resim. bir köylünün, sıradan bir adamın DA aziz olabileceğini gösteren bir kompozisyon. hani maksat inancı güçlendirmekse..



velakin kilise tarafından reddedilir. kilise reform sonrası restorasyon kilisesi. caravaggio'ya bi ayar çekerler ve o da isteğe uygun (müşteri memnuniyeti) yeni bir kompozisyon yapar ve bu kez beğenilir. kilisenin mattası daha ziyade şöyledir:

sanat uzmanı olmaya gerek yok farkı görmek için. alim matta, yazmaya oturmuş, melek de ona yardımcı oluyo tahminen. bilemem dini detaylarını. masası ve sandalyesiyle, dökümlü kumaşıyla, bu mattanın daha bi şık ve hatta "jön" olduğu kesin. işbilir haliyle, meleğe "tamam kaptan, görev anlaşıldı" der gibi bakıyo nerdeyse. şüphesiz kilisenin cemaati olan köylülerden çok finansörü olan seçkinlere benziyo. belki kardinali model almıştır caravaggio hatta.

favori resmimle kapatıyorum. burda da efendim, isanın bi mucizesi resmedilmiş. inanmayan havarisi inanç tazeliyo sanırım. soldaki malum, isa. merakla bakan, yine köylü, cahil ve üstü başı yırtık adamlar da havarileri. St. thomas'mış hatta o parmağını uzatan. isanın gömüldükten sonra dirilişine şahit olmadığı için, "aa yaralarına parmağımı sokmadan inanmam" gibi bi şi diyo galiba. neyse işte, dediğim gibi, detayları bulanık haliyle. hiçbirinin başında hareler yok, şaşkınlık var. üstelik yaşlı başlılar. ve bu kadar önemli bi konunun kompozisyonu neredeyse mum ışığında gibi, bol gölgeli ve karanlık. ışık nerdeyse isanın arkasından geliyo gibi. çok canlı, hatta kanlı canlı.
işte bu da böyle bi şi efendim.
2008 yılı itibariyle hala, nobel alan yazarının politik olmasına şaşan bi ülkedeyiz malum. politika için illa kelime gerekmediğini düşünüyorum. beğensek de beğenmesek de, var politik bi halleri sanki bu sanatçı takımının. az gelir, çok gelir, ters gelir.. ama var. bakıyoruz yıl 1607, o zaman da varmış, hala var. nobel almayanlarda da var hatta, inanamazsınız. mimarda, heykeltraşta, ressamda, şairde.. var bi haller. toplumculuk değil bu illa, duruş. beni bizi inşa etmek değil, kendini bilmek. eh, bırakınca iki ayak üstünde durabilsinler di mi sanatçılar, sağdan soldan omuz verilmeden...
böyle de bağlarım, hiç acımam.

9 yorum:

Dikkat! biyo var ! dedi ki...

İtalyan ressam caravaggio'yu seven birini bulmunca gurbette hemşehrimi görmüş gibi garip bir his yaratır bende:)

Bu adam sadece çok sevgili ressam değil bir dahi.Bir insan bunları fırça ve boyayla yapamaz gibi geliyor dimi:)

deniz ural dedi ki...

Bir resim eksik gibi yazıda, "hani maksat inancı güçlendirmekse.." cümlesinden sonra. Caravaggio'nun kilise için yaptığı Matta resmi olsa gerek.

Çok güzel bir yazı Deryik, teşekkürler.

deryik dedi ki...

biyo: çok huysuz yaşlı bi adam canlanıyo gözümde hep niyeyse.

deniz ural: üç resim var yazıda. eksik mi görünüyo ki? ben explorer'da görüyorum, belki mozilla filan farkıdır. siyah-beyaz, caravaggio'nun ilk yaptığı resim, evet o cümleden sonra geliyo... sonra kilisenin isteği üzerine yapılan resim var, en sonda da benim sevdiğim.. beğenilmesine sevindim :)

mermaid dedi ki...

deryik caravaggio sever biri bulmak ne güzel:)
ışığı kullanışı inanılmaz, ne desek az, bak bak dur hayran ol.
sanatın öyküsü de harika bir kitap, her yere gelir benimle tekrar tekrar oku, hatta sadece resimlerine bak:)

pek neşelendim:)

Sevgiler

Abi dedi ki...

naşi'yi nerden buldun da hatırladın ya? ::))))
naşi olmasından naşi..mi?

metu26 dedi ki...

barok tarzı olunca insan ayrı bir keyif duyuyor..

Dolmabahçe,
Vivaldi Dört mevsim...

Hepsi ayrı ayrı keyifli...

Rönesans'ın saçma(!) Carpe Diem(Anı yaşa) düşüncesine karşı Kilise'nin Memento Mori'si(Ölümü hatırla)

Bütün resimlerde farkındaysanız yaşayan, meşgul insanlarla bir araya gelmiş melekler.. Sürekli bir Tanrı'yı hatırlatma çabası..

deryik dedi ki...

mermaid: yaşasın gombrich o zaman :)

abi: evet, bkz. kullanıldığı cümle.

metu36:işte güzel yanı, gerçekten meşgul insanları kullanması sanırım. gerçekten çalışanları, aristokratik, dünyadan uzak bi "aziz"lik yaratmaktansa..

metu26 dedi ki...

deryik: tam olarak o değil anlam sanırım. Tanrı aranızda anlamı verilmeye çalışıyor olmalı. Çünkü
o dönem Avrupa 30 yıl savaşlarını yaşamış, herkeste bir yenilmişlik acı var. (Dikkat edersen bütün resimlerde inanılmaz derecede bıkkınlık yenilmişlik hissediliyor.)
Avrupada Rönesans olmuş ve halk devrim yapmış. Bu amca tam o dönemde ortaya çıkıyor, Rönesans kiliseye ve aristokrasiye karşı yapılmışken bu diyorki bakın isa sizden biri, kiliseye karşı olmanıza gerek yok. Havarilerde sizden, kiliseyi bu kadar zorlamayın.. Tabii barok herşeyin abartılması anlamına geldiği için amcada biraz fazla abartıyor ve kiliseden fırçayı yiyor:)
Burdaki karanlık halkı, aydınlıksa kiliseyi temsil ediyor. Öyle amanın

Orhan Pamukla bağlamışsın, ama o bağlama çokta doğru gelmedi bana.
Caravaggio barok tarzının mimarlarından, Avrupa'da bir çağ açmış. Türkiye'de Mimar Sinan, Mevlana neyse o. Kusura bakma ama Orhan Pamuk kimdir nedir? Ne siyaseti vardır? Edebiyat öğretmeni bir arkadaşım inceledi kitaplarını, bir çok yanlış buldu.

Aslında daha çok yazasım var okumak istersen ama şimdilik burda son bir şey daha söyleyip yazıma noktayı koyayım.. Duruşunu övdüğün Avrupa'da Berlin müzesinde duran "Aziz Matta ve Melek" tablosu her nedense bir anda ortadan kaybolmuştur...(kısadan hisse kilise siyasetine çomak sokmaya kalkarsan Orhan Pamuk'tan beter olursun)

deryik dedi ki...

caravaggio'nun dindar olduğu kesin; ama din anlayışının dönemin reform karşıtı restorasyon kilisesinden farklı olduğunu düşünüyorum. hatta bence, "kiliseye karşı olmayın"dan ziyade "dine karşı olmayın" diyor. hatta belki, kilisenin tekelleştirdiği dini sunumu kırıyor. halktan figürlerin (dediğin gibi, onların ruh halindeki figürlerin hatta) inancı güçlendireceği fikrinde olduğunu düşünüyorum ben; kilisenin değil insanların görmek istediği şekilde çizmeyi seçtiği için.

ben haliyle, "orhan pamuk caravaggio'dur" demedim, fazla basit ve gereksizce iddialı olurdu. sanatla uğraşan birinin politik olmasından bahsettim. yani orhan pamuk'la da bağlamadım aslında, o tartışmalar sırasında bolca söylenen "siyaset diil edebiyat yapsın" lafı vardı, ona ithafendi. çünkü bu bi tek ona değil, zamanında bir sürü yazara da söylendi, eski bir laf yeniden alevlendi. mevlana yad a mimar sinan için söylenmiş olsa onlar olurdu örneğim.
arkadaşınızın hata bulması, edebi bi şidir. ben de "ingilizce yazıp türkçeye çeviriyo" diyebilirim. bunlar sanatıyla ilgili şeyler. benim bahsettiğim sanat yapan (ki allah için, yazar kabul ediyoruzdur en azından di mi?) birinin, siyaseten bi duruşu olması gerektiğiydi, siyaset yapması değil. bir siyaseti olması gerekmiyor. sanatına yansasa da yansımasa da bi duruşu olmalı, fikri. itirazı. beğensek de beğenmesek de. bence. bunu yadırgayan çok insan olmuştu, ben ondan bahsediyorum. sanatının ya da duruşunun kalitesinden değil.

"duruşunu övdüğüm avrupa" nerden çıktı bilmiyorum. ben sadece böyle bir sürtüşmeyi yaşamanın o topluma bir faydası olduğundan bahsettim. bi duruş yok, övgü yok. yoksa berlin'de olan tek kötü şey kaybolan tablolar değildi sanırım. tablo ikinci dünya savaşı sonlarında yanmış der wikipedia, ben bilmiyorum.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker