13 Kasım 2007 Salı

yimmidöt

tez teslimime yazıyla yirmi dört, sayıyla 24 saat kaldı. bi ufak süt, biraz muz ve bolca corn flakes eksenli bir "acıksam da masadan kalkmiyciim nayır" halleri.
e ben haliyle sıkılınca şöyle bi gazete başlıklarına bakıyorum. sayılmaz.

ve lakin aptal oldum. Milliyet ana sayfa aynen şöyle:

geri dönen 8 asker tutuklandı.
8 askerle ilgili haber yasağı getirildi.
2si korucu 7 kişi PKK tarafından kaçırıldı.

okuduğumuzu anlamayalım resmen. bi daha bi daha bakıyorum. başlıklar aynı duruyo. haber yasağı koyan zihniyete mi, tutklamaya mı, yoksa şimdi de 7 sivilin kaçırılmasına mı yaniym, aptal oluyorum. yurtdışına firardan yargılanacak o askerler. ölmediler diye. gece dürbünsüz askerler. evindeki yemeği yiyemeden hapse girenler. ve biz bunu konuşmamalı, bilmemeliyiz.

gazeteler bize aslında her gün yeni doğmuş bebek saflığında dünyaya şaşırma imkanı veriyo. gözler kırpış kırpış, tanıdık bi anne kokusuna sığınarak gazete okuma dürtüsü. "biri bana izah etsin" hissi.

frankfurtta "bütün renkleriyle türkiye" başlıklı bir türkün hoşgörüsü tanıtımı yapılacakmış. ilkokuldan beri her öğretmenim bana ısrarla "aslen nerelisin yavrucum? türke benzemiyosun da" demeseydi samimiyetlerine inanırdım belki. ha bu örnek hoşgörüsüzlük örneği değil, etiketleme örneği. merakını tutamama. etiketleyip rahatlayacak. ve ben doğası gereği etiketlemenin pek de barışçıl bir şey olduğunu zannetmiyorum. zira kolunuza yıldız taktırmak gibi bir şey bu. abartmıyorum. ad koyacak size; çünkü ezberi şaştı-- dersini anlatmaya devam edemiyor resmen... sonra sınıfın ortasında izah etmek zorunda kaldığım aile ağacımdaki %3'lük mübadil kırıntısıyla sevinip "hah işte biliyodum ben!" demek, kafatasçılık olmuyo mu yani?? bu bir etiket fetişi. ve öğretmen yapıyosa öğrenci de yapar. bütün renkleriyle türkiye birbirinin rengini kenara not ediyor bence.


neyse işte, 24 saatim kaldı. işlerim daha kontrol altında duruyo. umarım umarım... bir jack bauer bi ben. biticek. küçük minik edit ve yazı. sonra allı güllü yollama. çıkacak hayatımdan bu tez.
ay ferahladım bi an düşününce.

sonra kocaman bir nefes alma, bir de şarap şişesi tahminen.
yok yok uyku. bolca.

sonra... daha eğlenceli yazılar.
gak gak gubarak.

7 yorum:

TugCe dedi ki...

Tutuklanan 8 askeri okuduğumda ekrana öyle mal mal bi 5 dk baktım ben. "Neden şehit olmadınız, terbiyesizler, utanın!" der gibi sanki... Keşke ölseydiniz gibi.. Hani yeşilçam filmi tadında..
Neyse bunun hakkında ve son durum hakkında ben de yazacaktım, burada hepsini bitirmeyeyim.. 2 saat daha içimde tutmak gerek, odaya gidince yazana kadar yani...
Türke benzememe durumu.. Bir ara beni sürekli olarak hristiyan sanan bir grup vardı, sonra Rum asıllı olduğum düşünüldü, burda da inatla ya Fransız ya da İtalyan olduğum düşünülmekte..Giritli anne tarafım gerçi, onları tatmin eder mi bilemem.
Çok sıkıldım Deryik çok.. Gazete okusam bir türlü okumasam bir türlü...Hatim moduna geçiyorsun, sonra çok yakın bir arkadaşın sana ben yorum yapamayacağım, arada kalıyorum diyor filan...
Çok fena...
Şarap isterim ben de. Artık 21 de olduğuma göre, gidip alsam mı ki?

Peanut Butter dedi ki...

haha süper yazı deryikko. gene on dakikada yapmışsın yapıcanı bakıorum. ben senle konuştuğumda 15 saat kalmıştı gerçi.
karşılıklı küfür savaşımızda sen beni geride bıraktın; ama ben hala inatla sövmeye devam ediorum. burada. bıraktığın yerde. senin hocana, benim hocama, butun hocalara. ilerde ben de hoca olucam; dileyen o zaman bana da sovsun koymaz hic.
olcek olcek. sonra sen kuş gibin rahat olcan. soz vallahi.

jelatin dedi ki...

Bu aptal olma hâlleri baki. Fakat benimki daha çok neye inanacağını bilememe hâlinden... Yani "Nasıl oluyor yahu tutukluyorlar askerimizi! Nasıl olur, nasıl nasıl..." diye efkarlanmaktan çok, "NELER OLUYOR? BU ASKERLER NECİ? DEVLET BUNU NİYE YAPIYOR?!" serzenişi. Kimin osurduğunu bilememe, tahmin bile yürütememe.

Ölmediğiniz için sizi tutukluyoruz. YA DA Türk askeri teslim olur mu canım? Hele hele kendisini kaçıran terör örgütüyle sınır dışına çıkar mı? mazeretlerinin ne denli salakça olduğunun farkındayız. Beni kıllandıran şey, mazeretin İŞTE BU KADAR SALAKÇA olması. Bi' bok tahayyül edemez oldum.

Adsız dedi ki...

kolay gelsin/geçmiş olsun deryik.

deroş dedi ki...

deryik mrb sanırım adın derya bende deryayım yazılarını okudum tesadüfen google'da kardeşimin dersi konusunda arştırma yaparken önce bir yazını okudum sonra bir başkasını derken 2 saattir sanırım okuyorum.vay be ben de ist. doğanlardan ama aslen ısparta kökenli olanlardanım
neyse bende büyük bir ist. aşığıyım onun herşeyi çok güzel trafiği bile bi başka şu anda kocaeli gebzede ikamet ediyorum ama fırsatını buldukça istanbul'a kaçıyorum.ne mutlu istanbul'u seviyorum diyene. umarım diğer şehirliler kızmazz.

Aysin dedi ki...

Bu merak etme başkasının nereli olduğunu sorma mevzuuna daha önce okuduğum bi yazıda da söylenmiştin. Ben bunu pek anlamıyorum. Merak masum bişey, etiketlemeyle alakası yok, soru soruyosun, cevabını alıyosun. Belki bilmediğim bir kültür, bikaç soru daha soruyorum. Cevabını alıyorum ya da sktir yiyorum, önemli değil. Ama bu kadar hassasiyet de biraz gerçekdışı geliyor bana.

deryik dedi ki...

gerçekdışı değil, sevmem sahiden; ama kastım sohbet ortamı vs değil, aksine bi peşin hüküm barındıran durumlar. soran kişinin soruyu kuruşundan bile anlaşılan bir şey.

ben masum bir meraktan bahsetmiyorum, bir öğretmenin bir öğrencisine "tipin türke benzemiyor" demesinden, aldığı cevapla yetinmemesinden, ısrarla "başka" bir şey duymaya çalışmasından bahsediyorum. yoksa "ee sırayla herkes memleketinden bahsetsin" değil kastettiğim. anlatsın ne güzel, biz de öğrenelim.

ha ayrıca, belli bi türk tipi mi var, ona benzemem mi gerekir, öğretmenim benim tipimin türke benzememesine niye takılsın, bunu niye dersin ortasında sorsun, falan filan. bunlar da etiketleme kısmı.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker