17 Kasım 2010 Çarşamba

sarı tatil

national geographic ne kadar güzel özetlemiş: sarı tatil.
cumartesi karar verip, pazar yola çıkıp bi güzel yedigöller kampı. hava güzel, çadır güzel, her yer sarı. resmen yaprak yağmış, her yer sarı. şelale bile sarıydı. biri sarı boyayı açık bırakmış. çadırımızın 30 saniyede kurulması ve 1 dakikada toplanması, katlanabilir olması, çubuklarla boğuşmamak en güzel kısmıydı sanırım. sonra 500 yıllık bir ağaca sarılıp sinek gibi kalmak. "anıt ağaca da isim kazımışlar mıdır" diye bi dert sahibi olmak: yok, kazımamışlar. o kadar da değil. ağacın kudretlisi bi başka bi şi. yüzüklerin efendisindeki orman gibi, tıpkı o ağaçlar gibi, bi anda eğilip başınızı okşiycakmış gibi. ağaca saygı duymak çok doğal geliyor insana. lise biyoloji hocamızın dediği gibi: önce fotosentez yapmayı becer, sonra yaprağı çiçeği koparırsın deyyus! gibigibi.

tabii yanlış anlaşılmasın, ümit vermek istemem: anıt çam dışında her yere her şeyi kazımışlar.  "ahmet kalp ayşe", "tolga was here" gibi sıradan şeyleri geçtim, bastırılmış edebiyat merakı seviyesindeydi. şunca yıl lisede kompozisyon konusu saptamak yerine serbest metin çalışması filan yapılsa sanırım işe yarardı. hatta kamp alanındaki bi piknik masasında şu yazıyodu:

"sevgili günlük,
bugün geyik üretim çiftliğine gittik. ayrıca sazlı göl, nazlı göl ve ince gölü gördüm. tam yedi göl var. 
burası çok güzel. yarın da tepeye çıkıcaz. her yer ağaç dolu. keşke hemen dönmesek."

gibi bi şi. attım tabii bi kısmını; ama emin olun aslı daha uzundu. evet bu metin o masaya özenle yazılmış. kazık kadar biri üşenmemiş, sevimli bir ilkokul çocuğu havasıyla, vandal vandal sabitlemiş varlığını, anılarını. herkes her yere her şeyi sabitlemiş zaten. dünyada iz bırakmak için fazla çabasız bi yol olduğundan, iz bırakmış, bırakabilmiş olmalarına, izlerinin her yerden saçılmasına kızgınım. vandallık dışında bir şey, hakedilmemiş kazanç gibi. saygısızca. suratıma suratıma.

 "sayın ziyaretçilerimiz, lütfen MASALARI ve AĞAÇLARI KAZIMAYINIZ". tabelalarca. hani koruma altında milli parktayız filan ya, bi zahmet tutun ilhamınızı - utanç verici. ben görünce utanıyorum, adam hala "Çarşı burda da karşı- ehi ehi" diye azimli... neyse. sonra yıldızlar. sessizlik. her şey olduğundan daha parlaktı. sessizlik parladı, yıldız parladı. yürümek ve gece ve uyku. her şey parladı. 2 güzel şarapla tanıştık, kavalyem tüm gün kuru dal topladı, ben kamp ateşi kundakladım, güzeldi işte. içtiğimiz su bile parlaktı, şaka değil.

sonra ankara. bayram turları. kesin kararlar. imzalar. ben durgunum. düzüm. sakin miyim yoksa bi hal mi geldi, bilmiyorum. kapankaya'dan aşağı bakmak iyi gelmişti, yine ondan istiyorum. hatta evereste filan çıkıp bulutlardan bakmak, anca keser. anlar biriktiriyorum, iyi bakıp büyütünce anı oluyolar. üç boyutlu an depoları yapmayı hala çok istiyorum. çırpınırmış karadeniz. karadenizden iyi mi bilicem. çırpınıyorum, çırpınıcam. ah kasım ah. tatil iyi geldi, sarı güzel renk. fotoğraflarımız o kadar sarı ve parlak ki büyüyüp anı olacaklar, kesin.
ah kasım.

5 yorum:

mermaid dedi ki...

"sessizlik parladı, yıldız parladı" ne güzel cümle bu derya. Ben seni bekliyorum burada, hadi dön artık, kasım'ın güzel yönleri de var. Ve bu arada minik akrep'in yükseleni balıkmış:)

axel dedi ki...

Her yıl gideriz, o yola rağmen. en son geçtiğimiz ağustosta gitmiştik, İnanılmaz kalabalıktı,2 kadeh içince kendini kendini dağıtmayı meşru sanan ayılar doldurmuştu hemde.O zaman yedigöllerin mevsiminin ekim-kasım olduğuna kanaat getirmiştik. bi' dahaki sene için vazgeçme eğilimindeyiz kalabalık durumu nasıldı?

ağaçlara servet-i fünün döşemek türkün gücü.bunun yanında göllere akan çeşmelerde 'deterjanla' bulaşık yıkayan-ki yasak- yengelerle sık sık boğuştuk.

eskiden işletmesi orman bakanlığına bağlıydı. tuvaletler beleş ama pisti. şimdi bi' işletmeciye vermişler temiz ama 1 tl.

1 dk da kurulup 30 sn de toplanan çadırın markası ne? bizim iyi miktar bayılıp aldığımız çadır bizi uğraştıyor da.

bu da benim 2 yıl önceki yedigöller çiziktirmem..

http://libertei.blogspot.com/2008/09/biz-hayat-sren-leler.html

a little penny dedi ki...

döktürmüşssün yine.

deryik dedi ki...

mermaid: :) uu akrep+balık! bakalım sizi ne maceralar bekliyor:)

axel: yol sahiden zorlu, "iyi ki yağmur yok" diye dua ederek gittik, düzce üzerinden. dönüşte mengen daha kolaydı. bayram olduğu için konaklama yerleri doluydu ama çok çadır yoktu ve hava gayet güzeldi. kalabalık bizi rahatsız etmedi pek, günlük tur gürültüsü hariç.
memur beyler yoktu pek etrafta. 1 TL yazıyor ama tuvaletler yine beleş, parayı kimse almıyor, zaten kimse temizlemiyor :) yine de çok kötü değildi.
çadır, yanlış hatırlamıyosam decathlon creation'ın quechua modeli olabilir. sonbaharı pek bi güzeldi, hedefim ilkbahar :)

a little penny: teşkür ederim.

narsis7ekho dedi ki...

anneee, kazıksızı vardı da çıbıksızını da mı yapmışlar? içim kıpır kıpır oldu birden. sarı tatil'e bakamıyorum canım çok isticek diye, ama senden ayrıntılı dinlemeliyim.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker