29 Kasım 2010 Pazartesi

hırıl

geleneksel sonbahar şenlikleri kapsamında, sesim kısıldı. cuma gecesinden beri hırlamayla tıslama arası sesler çıkarıyorum. sabah 7de başlayan gün, anca gece yarısı bitebildiği için olabilir. bilemiyorum. hasta mıyım, onu bile bilmiyorum ama sesim kısık. 3 gündür sürekli iksir kıvamı sıcak içecekler ve tıbbi destekle toparladım gibi. gerçi  pek bi ilerleme olmadı; ama en azından artık öksürünce boğazım kanayacak gibi hissetmiyorum. 2 saat içinde düzelirse bi sunum yapıcam. kısmet.

dün bi mesaj: "haydarpaşa yanıyor derya". ben kısa olan mesajlardan hep korkarım. gözümün önüne sadece ana kirişlerdeki demirlerin kaldığı... feci şeyler geldi işte aklıma. hrantı vurduklarında da bu kadar kısa ve özdü gelen mesaj, tek bir cümle. aynı şey mi, değil. ama o kısalık zaten "ben daha ne diym, aç bak öğren" hüznü, takatsizliği taşıyor, öyle bir his benzerliği. neyse, haydar bey bunu da hafif atlatmış, bence. peruğu yanmış diyelim. vapur iskelesine komşu trenevi, hala ayakta. yani alınmayan önlemleri, 2 ay önce de tatbikat tadında bir yangın atlatılmasını ve binanın ahşaplığı düşününce, iyi bile. bundan sonra "halka açınca yanıyo, en iyisi elitlere açalım" diyebilirler tabii, ama aslında bu sefer zor. hem çatıda izolasyonu halk yapmıyodu. yangını görüp içi acıyanların aklına ilk olarak otel planları geliyorsa, valla bırakmayız şeker, haydarpaşa gar kalacak.

bunlardan önce, ben çırağanla barıştım. denizin gri-laci olduğu günler, herkesle ve her şeyle barışabilirim.

pınar selek-imsi ne çok insan var. olmak istediği halde samimiyetsizliğinden olamayan, hep bir yanı eğri, bir yanı hep "aslında farkında olmaması gereken, mış gibi mış gibi kameranın" taa içine içine gülümsüyor. anlatamıyorum. her gün her yerde sevgi pıtırı, halk dostu şekercikler. "yoksul musun sen çocuk? üşüyor musun ayazlarda? uzat o pis, terli ellerini, seveyim öpeyim" - pek bi şairane, ne kadar iğrenç. tahammülfersah. pis demeden, yoksul demeden becerin sevmeyi.elinizi bi acele temizlemeden samimi olun. altını çizdiğiniz kelimeler, kameraya baktığınızı fısıldıyor işte: pek bi farkında, pek bir ayarlı, pek bir haberli her adımınız. o yüzden eğreti ve ben o yüzden selek konusunda yazılan bazı şeylere karşı derimi kalınlaştıramadım. neye sinirlendiysem şimdi.

son dakikada bir contemporary istanbul turu. allahım, gezenlerin hepsi birbirine benziyor, bi çare bulunsun. alternatifler ordusu kostümleri veya benim gibi, ev gezmesi haliyle giden faniler. herkes her şeyden o kadar çok anlıyor ki burnumuzdan kültür soluyoruz, saç modelimiz depresif, stilimiz bohemya, renkler pastel, desenler retro. ah ama derken, ağızlar açılıyor: burhan doğançay yükselişe geçen genç artist, mehmet güleryüz cesur karikatürist oluyor. n'apam, nerelere kaçam.

fuarın neresiydi hatırlamıyorum, bi ara geri geri gittim resmi düzgün görmek için, sonra kameralar ve kocaman adamlar beni itti, yerime geri gittim: gül çifti çağdaş sanat turundaydı. gülümseyerek. gerçi etraflarındaki etten duvar sebebiyle en çok yer kaplamasını ve tavanı incelediler; ama olsun. modern zamanlarda kültürel sınıf atlama lazım. ayrıca bu tür etkinliklere protokol vaftizi de gerekir oldu sanırım. cumhurbaşkanı tasdikli muhalif eserler. ne bileyim, bir bana mı itici geliyor? videosunu çekseler bir eser de o konvoy olurdu. neyse işte, bi güzel tur, sonra mesaj.

peki kardeşimin evini ikea atölyesine çevirmesi? iki odanın yerini değiştirip, baştan aşağı taşıması? inanamama. harika bir iş çıkarmış. perde kesmiş, yatak demontajı ve sonra montajı ve masa ve ve ve. sahiden inanamama.

laptop'ım hala bozuk ve ofis dışı saatlerde ödünç ödünç günler geçiyor. bıktım.

7 yorum:

mermaid dedi ki...

"ama aslında bu sefer zor." sen de kabul ettin bak :P

deryik dedi ki...

ama kasıt, "kötü adamlar"a zor. yani bize kolay. lay lay lom :)

Damlo dedi ki...

İkinci bi Lütfü Kırdar karşılaşmasının ucundan dönmüşüz o zaman.
ve gelenlerin hepsi bence önce taksimdeki by retro'ya uğramış. sanat diince insanların aklına niyeyse paspallık olmadı salaşlık falan geliyor. entellektüel cemaat.

deryik dedi ki...

bence gözü bozuk olmayanların gözlük takmasının önüne geçebilirlerse baya bir adım atılmış olacak.

Damlo dedi ki...

hepsi by retronun suçu ısrarla =P ama canımıs kıymetlimis şeymel'i ayrı tutuorum.

deryik dedi ki...

by retro bana çok liseli geliyor, niye bilmem. şeymeli seviyorum ama o da artık her yerde yahu. ne bileyim, "günlük giysileri vintage parçalarla birlştiriyorum" klonlarının işgali altında gibi gibi. müzmin dırdırcıyım, birileri taşliycak :)

DoDo dedi ki...

Ben de korumalar tarafıdan bir iteklendim. First lady ve cbabdullahgul huşu içinde selamladılar bizi, sonra midemiz bulandı çıktık.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker