25 Kasım 2010 Perşembe

hala bozuk laptop

iç şişmesi, pul biberli yemek reflüsü, mart ayı belki dert ayı değildir, bekleyip görmeli. ta taa.

geçen gün ben hasta olmamak için çok güzel uyudum. evimizde anne dolması (anneleri doldurmuyoruz, anne yapımı dolma, ho ho ho) olması şüphesiz ki nezle eşiğindeki biri için nimettir. ev zaten fazla fazla sıcak; yorgana gömüldüm, kitap okudum, uyudum. sabah oldu ve ben nergislerle kahvaltı ettim. nergis ne güzel çiçeksin sen, mis gibisin. yılın ilk nergisi için: içeçe niçeçe niçe yıllara. osmanlı çileği reçelim var demiş miydim? var. işte böyle çiçekmiş, yumurtaymış (ben yumurta çok severim. hatta kahvaltı aslında yumurta yeme bahanesidir. kolesterol filan diyecek olanlara tıp!), reçelmiş derken işe geç kalıyorum. otobüse koşuyorum, sonra aa - aslında geç kalmamışım. yolum daha kısa artık çünkü. oh mis.

dün bir kez daha aklıma geldi. yıl 2010, hatta nerdeyse 2011, benim hala bir tiffany lambaderim yok dostlar. ayaklı lambaya ne zamandır lambader diyoruz bilmiyorum; ama havalı. yoksa (divadi linkler geliyor), şu bu o veya diğerleri odamı süslüyor olabilirdi. gerçi odamda yer yok. olsun, yine de süslerdi. tiffany lambader için yer bulamıyosam ayıp zaten. taklitleri var ama gönül gerçeğini istiyor, aradaki farkı göz görüyor, burun kokluyor filan. evet bendeniz kendileriyle tanışmıştım, ondan.

bu yazıyı iki gündür yazıyorum. hala yazıyorum.
aslında yazacak bir şeyim olmadığının kanıtıdır.

ben ankaraya gittim ya, doğanın bir lütfu olan A harfi şeklindeki dal parçasından yaptığım kolyeyi gördüm. içim titredi. o dal, kocaman bir ormanda benim karşıma çıktıysa, bozulmadan kırılmadan yollar aştıysa, hala güzel güzel duruyorsa, e sanırım ben biçok şeyi halledebilirim. güç madalyonu gibi.

sait faik öykülerini özledim. behiç ak 'ın dumduma'sı gibi, kıpırdayan, canlı şeyler.
hayallerimi pamuklara, çizgili satırlara sarıyorum, rafa kaldırıyorum. orda çiçek açacaklar. hani fasulye tanesinin pamuklar arasından filizlenmesi gibi. zaten bence pamuklara sarıp sarmalamak, güzelim türkçe dışında bi şi ifade etmeyen, pofuduk bi kalıp. hatta tekstil tekstil bi kalıp.

perşembecum.cuma-cuma-cum. bitebilemek.

4 yorum:

Divad dedi ki...

link vereceğine bugün uzunçorap'ın doğumgününü kutlayaydın, peh!

a little penny dedi ki...

yumurta faydalıdır. bunu tonton doktor amca (babam) söylüyor. günah keçisi ilan edenler gerzenktir.

a little penny dedi ki...

Biz de epey süre lambader düşündük ama orijinal -kısa boylu ve sehap üstü tombik- abajurlar her zaman daha şirin geldi.

not: blogger'ın izleme şeysinde her zaman için senin bloguna hata veriyor. Bu adresi teyit edin diyor ama doğru adres. Göstermiyor milletin yeni yazı özetlerinin içinde seninkileri. Adresi girip öyle bakabiliyorum.

deryik dedi ki...

divad: bay nilson aşkına, unuttum!

alittlepenny: ben reader'ı kapadım, ondandır hata. kasıtlı bir şey yani, takip edilemiyorum. RSS'te ipin ucu kaçıyor gibi hissettim. old school yöntemlere döndüm :) hatta o yüzden sanırım en son post "armut" mu ne görünüyor, çünkü ondan sonra kapamıştım. o yazıda açıkladım kapama sebebimi (uzun hikaye).

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker