7 Nisan 2009 Salı

obama-free kalabilmek

ben yaptım. haberleri izlemedim, sabah sabah enteresan bi şekilde yollar açıktı. az önce de memleketine döndü selametle. kırlangıç fırtınası yaşadı, haberi yok. şimdi bitmiş bi maçın tekrarını izlerken skoru öğrenmemeye çalışan taraftar gibi bi haldeyim. başlık da yarı ingilizce, evet.

halbuki 10 yıl önce de erkan bebek miydi neydi, clinton'ın burnunu sıkmıştı. yani başkanlar gelir gider, biz burnunu sıkarız. düzgün bir "merhaba" diyebildi mi merak ederiz, işte efendim dış basındaki yankılarına sudaki aksimizmiş gibi büyülenerek bakarız filan. o zaman deprem yeni olmuştu. arada 3 abd başkanı (ki bush iki turdu, rica edicem onu 5 sayalım) eskittik. noldu depreme? depremde ölenlere? öldürenlere? rakı içinde 30 bin baloncuk oldu hepsi, hazin ve boğucu ağustos gecelerinde mezemizin yanında içerken ağladık heralde. yeniler ölmesindi hani? "sahi 10 yıl olmuş" yaa. bilmem, obamadan depreme hızlı mı geçtim noldu; ama ben bu "esmaralda bana su verdi" diye sevinen Quasimodo hallerinden bunaldım. işte Notre Dame, işte kambur. su verse nolur, soğuk soğuk iç otur (buyrun size kafiye, şirketten).

bir ülke büyüğü gelir, 23 nisan kostümü giydirilmiş gibi duran "semavi din temsilcileri" kendisiyle buluşur, istanbul belediyesi tanıtım videosu tadında gülücükler eşliğinde konuşulur. ev sahibi statüsünden kendisine en alengirli, en ücra ve muhtemelen bayaa lezzetli şeyler ikram edilir. yani bilirsiniz işte, misafirin memnuniyeti için her şey mübah. netçe: biz ev sahibi ülkeyiz.

hatçe:bok ev sahibiyiz.

ortada ev yok. o taraftan bakınca, bizim de arada bi çok şişindiğimiz üzere, köprüyüz efendim. bilirsiniz köprü sahibi olunabilecek bi mekan değildir; zira köprüde kalınmaz. köprüden geçersin ve gidersin. doğudan batıya veya tersi. handa bile sabahlarsın ama köprüde olmaz. ev sahipliği oynuyoruz ama bence köprü bekçisinden lüzumsuz eğlence gibi bir hal var ortada. yani köprülük, doğası gereği bağlar ve bırakır. jeopolitik ve dini köprülenmelerimiz haricinde, ne var elimizde bilmiyorum. şöyle bi görüntü: obama köprünün başına gelmiş, karşı taraftakine sesleniyo. biz de buna "mecliste konuşma" diyoruz. ya da tersi, bi kısım ortadoğulular istanbulda toplaşıp barış tartışıyolar, burda da biz köprücan. köprü, aracı, ara parça falan filan.

ticarette olsa aracı kurumluktan parsayı toplayabilirdik ama sanırım işler öyle yürümüyo.

neyse, öyle işte. gündem bile diil aslında ve ben çatacak yer arıyorum.

yegane alerjim makyaj ürünlerine. temizlemezsem 1-2 gün, pıtır pıtır kırmızı noktalarla doluyo göz kapağımın içi. göz kapağım zavallı, kırmızı ve pofuduk bir hal alıyo. bkz. aldı. bile bile lades. kaşınıyo meret. geçer. göz kapağı kaşınması sinir bozucu.

neyse, bir insanı sevmekle başlar her şey. di mi. parkta çift avına çıkan manyaklara rağmen. sinirliyim. 60 yaşında ruhsatsız silah taşıyan bir doktor tarafından ölen bir adamın ölüm sebebi ne? öpüşmek. gidin sevişin rahatlayın kardeşim. obama da sevişsin, kırlangıçlar da. yeter yahu.

3 yorum:

Esther dedi ki...

keşke obama yüzünden trafik felç olsa da işe gitmesek diyen insanlar da gördüm bugün :)

bezis dedi ki...

Köprü olan bir ülke ve Obama'nın gelişi ile ilgili bir yazıyı ben de şu şekilde yazmıştım:

"(...)Neyse Barack'tan Şimon'a geçtim. Ama asıl olaya gelemedim. Asıl olay Türkiye'nin kendini büyük görme ve gösterme halidir. Bilmez ki Obama'nın sözleri o kadar da önemli değildir çünkü ana amaç başka bir müslüman topluluğa karşı söylenir. "Müslümanlarla bir savaşım yok ve hiçbir zaman da olmayacak" dedi mesela Obama meclisteki toplantıda. Büyük bir alkış bizimkilerden. Ulen bir dur. Sana etmedi ki lafı ne hemen şak şak. Adamın seslendiği kitle sen değilsin, mesajı seslendirdiği ülke sensin. Yani sen ve senin ülken sadece onun ayak bastığı bir yer. Bundan sonra hangi Müslüman ülkeye gidecek acaba obama? (Bizim hocaya göre asıl soru bu. Ve eğer o gittiği ülkenin başbakanını da bizimkine sarıldığı gibi sarılırsa aldatılmış hisseder mi acaba bizim başbakan.) Bilmem belki hisseder ama akıllanır ve düşünür belki de ve anlar ki Türkiye'nin konumu o kadar da altınla pırlanta değilmiş.

deryik dedi ki...

katılıyorum aynen. hatta abd gösterip bağdat'a giderek bi sürpriz bile yaptı :)

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker