14 Nisan 2009 Salı

duygusal saptamalar yapıcam, çekilin.

Oskar Schindler: I could have got more out. I could have got more. I don't know. If I'd just... I could have got more.
Itzhak Stern: Oskar, there are eleven hundred people who are alive because of you. Look at them.

Oskar Schindler: If I'd made more money... I threw away so much money. You have no idea. If I'd just...

Itzhak Stern: There will be generations because of what you did.

Oskar Schindler: I didn't do enough!

Itzhak Stern: You did so much.

[
Schindler looks at his car]
Oskar Schindler: This car. Goeth would have bought this car. Why did I keep the car? Ten people right there. Ten people. Ten more people.
[removing Nazi pin from lapel]
Oskar Schindler: This pin. Two people. This is gold. Two more people. He would have given me two for it, at least one. One more person. A person, Stern. For this.
[sobbing]
Oskar
Schindler: I could have gotten one more person... and I didn't! And I... I didn't!

Evet bildiniz, Schindler'in Listesi. Bay Schindler'in arabasına bakıp, elindeki üstündekilere bakıp "bunlarla daha kaç kişi kurtarabilirdim!" diye ağlamasına ondan daha fazla ağlayan bir milletiz. Di mi yani, Spielberg bunun için akıttı parayı ve biz o siyah beyaz filmdeki tek kırmızı şeyi hala hatırlıyoruz. spoiler kurbanları da öğrensinler artık, geç kalmışlar.

Yani bunu alıntılamamın sebebi şu: bu dünyada "küçük dağları ben yarattım" havasında gezip yandaki ovalara da utanmasa adını kazıyacak yığınla insan var. bir de yani, işte böyle, bakınız 1100 kişiyi felaketten kurtarıp hala elinden geleni yapmadığını düşünenler. iki zıt kutup. ilk grubun çoğunluk, ikincinin azınlık olduğu bir sistemdeyiz.

Türkan Saylan, evi aranırken, kopyalanmayan harddiskler giderken 56 bin çocuğun burs hakkı peşindeydi. hala. inatla. her zamanki gibi. arama sırasında kan alırken, kemoterapili haliyle. kemoterapi nedir, bir insanı nasıl tüketir, günden güne nasıl eritir bilmeyenler olabilir. ev partileri düzenleyip herkese her şeye yetişebilen şen şakrak bir adamın 35 kilo oluşu ve hala inatla kapadokya-bodrum turu yapmasıdır kemoterapi. bir doğumgünü partisinde, annemin beni dansa kaldıran arkadaşının 6 ay sonra ölüşüdür kanser. siz görmeyin, bilmeyin.

ergenekonu takip edemeyeli aylar oluyo. davanın özünde, dibinde, bir gece oğulları gidip de dönmemiş birçok anne ve baba için önemli olduğunu düşünüyorum. ölebilme, öldürülebilme ihtimallerimizin daha normal seviyelere inmesi için. "hükümet komplosu"culardan değilim yani; ama bu hükümetin de böyle bir büyüklükteki davayı, olayları yönetebileceğinden de ciddi şüphelerim var. (evet yargı bağımsız hı hı. bir kısım yargı ve bir kısım medya yüzünden niyeyse ben pek öyle düşünmüyorum). neyse ne yani.

Türkan Saylan'ın gözlerine, yüzüne, hayatına ve hala burs burs burs deyişine bakınca, azınlık işte Türkan Hanım. o tip azınlıktan. bu yolda ömrünü ve kendini çürütse de yeterli bulmayacaklardan. ben anlamıyorum. tamam genel olarak anlamıyorum belki; ama bu kadar terbiyesizliği, bu ayıbı açıklayacak bir şey bulamıyorum. devlet denetimi delisi olmuş bi dernek zaten. sistemler ve devletler ve gladyonun çok ötesinde, bir birey olarak Türkan Saylan'a gelince konu, o insana, ne bileyim... utanır insan. hayır, türkan saylan'ın schindler olduğunu, fırından insan kurtardığını söylemiyorum. şartlar da farklı yes yes doğrucubaşılar. benim bahsettiğim, ruh. içindeki yani. çaba. emek. okul. öğrenci. yurt. ve kişinin, sıradışı çabalarına rağmen o çabayı yetersiz bulması. neyse işte, anlayana.

başkaları da var, fakındayım. ama kusura bakmasın kimse, türkan saylanın yeri, durumu, geçmişi ayrı. başka o.

4 yorum:

eğreltiotu dedi ki...

ben de üzüldüm Türkan Saylan'a ve o kadar şey ile uğraşmış -bknz. http://www.cuzzam.org.tr/meryas.htm-
bi insanın başkalarıyla (bilen bilir) aynı kefeye konulup aranmasına.
her zaman nerede olduğunu, nerelere eş uzaklıkta olduğunu bangır bangır bağıran birine yapılır mıydı bu, cevabı yargının bağımsızlığında gizli işte.

yoğurt yoğurt nereye kadar, azıcık da sulandırıp cacık yiyelim, fena mı?

eğreltiotu dedi ki...

dün kafama takılan burs alanların başka yerde kayıtlı hesap numaraları yok muydu sorusu idi.
az önce haberde dinledim otomatik ödemeyle yapılıormuş bu bursun ödemeleri.
garip değil mi?

eğreltiotu dedi ki...

az önceki yorumumda Türkan Saylan'a kötü bişi demek istemedim aksine severim de. sadece kadını da mı kandırıyorlar acabağ die vehmettim. düşüncelerimi de söylemekten korkar oldum anında etiket yapıştırıolar çünkü insanlar.

neyse, çok konuştum durduk yere.
sevgiler saygılar.

deryik dedi ki...

:) yok canım kendisini açıklayan bi yorumlar dizisi olmuş, o kadar. nolcak. ayrı kayıt tutmayabilirler, burs alanlar sık değişiyo olabilir filan. dernekler vs zaten bu tür işlerde sorun yaşar hep, şirket değil neticede.

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker