23 Eylül 2012 Pazar

kutlamalar, şenlikler

Birkaç günlük doğumgünü kutlamaları zamanıydı bu hafta. londra'nın en güzel yanı bence akrobasi/burlesk şov / kabare tipi şeyleri aramasan da bulabilmen. bu vesileyle biz de çift olarak bu işi sevdiğimizi fark ettik; hele ki şöyle vintage kostümler, mini mini bir piyano filan da varsa, harika.

neyse, 3-4 günlük kutlamaları da ona göre planladım haliyle. perşembe günü bir güzel restoran olan circus'a gittik. içinde ufak bir podyum kurulu. akşam yemeği saatlerinde gidecekseniz, yarım saatte bir akrobat, dansçı veya bir drag queen çıkıyor. 21:30'dan sonraysa yemek servisi bittiği için şovlar sıklaşıyor, 10-15 dakikada bir, gibi. bar kısmıyla birlikte gece 12'ye kadar sürebiliyormuş. yemekler asya mutfağı ağırlıklı, lezzetliydi. bir de çalışanlar çok güleryüzlüydü. hele bizim masayla ilgilenen kadın bence bu dünyaya hizmet sektöründe çalışmak için gelmiş, resmen neşe saçıyodu. tatlılar gelirken doğumgünü mumu koyup şarkı filan söylediler hem.

bir sürü program işte: cuma da "the tassle club" günüydü ki kendisi "londranın en uzun soluklu vintage sirk kabaresi" imiş. genelde iş dünyasına özel şovlar filan yapıyolarmış. bence zevkliydi. bileğim kadar beli olan çok güzel kadınların, harika kostümler içinde alev yutması beni büyülüyor, evet. bir de bu elfler tüyler ve tüller içinde sahnede süzülürken bir 3-5 dakikalığına tüm dünya duruyor, 3 boyutlu tablo gibiler. neyse, şovun adı göğüs uçlarına taktıkları ve gösterilerinin sonunda çevirdikleri püsküllerden geliyordu. anladınız.

cumartesi günü: bizim buraların en biricik caz mekanının 25. yıl kutlaması varmış, öyle bir müziklenmece oldu. ressam bi teyze açık hava sahnesine çıkan her grubun yağlı boya resmini yaptı, sonra sahne etrafına dizdiler. gece sonunda, etrafta balonlar ve elimizde punchlar eşliğinde amerikan prom night müzikleri dinliyoduk, pek bir 80lerdi efendim. bildiğimizden değil de işte, olsa öyle olur gibiydi.

 bugünü kabareli brunchla taçlandırmak  ve bu "konsept"i  altın vuruşla tamamlamak istedim; ama mekanda yer yokmuş. sağlık olsun. cümbür cemaat başka bi brunch mekanına gittik ve eylül yerine kasım ayını yaşayan londra'ya sitem ettik; çünkü everybody talks about the weather.

evet, resmen  "yedik içtik, çok eğlendik" raporu verdim. kafamı kullanacağım yazılar da yazarım inşallah.

*

şu an üşüyorum. yağmuru izlemek güzel. aslında şemsiye varsa ve rüzgar yoksa, yürüyüş de güzel. evcağızımızla ilgili minik minik projelerim var. onlarla oyalanmak güzel. iş başvurusu yapıp yanıt almamak kötü; ama umut fakirin ekmeği. öyle böyle derken, 2 gün sonra londra'daki 6. ayım olacak ki evet, zaman hızla akıııp gidiyor. biz bu vize yenileme işi yüzünden heralde bi 3-4 ay daha ülkeden çıkamayacağız. bu demek ki türkiye'ye de gidemeyeceğiz. bu da demek ki bazı gelin ve damatlara ayıp olacak. göçmen bürosuna söylenmiyorum, sadece beklemedeyim. göçmen bürosu da insan, neticede. neyse işte. çok heveslenmiştik ve bugün sessizce kahve içerek durumu kabullendik. o an kötü; ama bunu yaşayan 6 kişi bir arada olmak iyi.

3 yorum:

jelatin dedi ki...

O zaman biz geliriz Londra'ya?

deryik dedi ki...

Oyle icap ediyor gibi bence de :)

E dedi ki...


Okudukça şehir gözümde canlanıyor, gidip görmek istiyorum da İngiltere vize olayı gözümü korkutuyor, sessizce kahve içerek durumu kabulleniyorum :) Yabancı mekanlarda olmak ferahlıktır, tadını çıkarınız :) Sevgiler
Erinç

Powered by Blogger

eXTReMe Tracker