caravaggio denen çok sevgili italyan ressamın resimlerinden çok etkileniyorum. ışıktan çok karanlığı, gölgeyi kullanmasından, kompozisyonlarından. gombrich'in anlatışından da kaynaklanıyo olabilir, beynim yıkanmış olabilir. bilmem. ama büyük bi saygım var, kimin yok ki. modern resmin başlangıcı sayılan bir sanatı var. ayrıca, wikipedia der ki, hafif delişmen biriymiş, birini öldürmüş, ölüsüne para ödülü konunca malta'ya kaçmış, hep birileriyle kavgalıymış.
neyse, bolca dini kompozisyon resmetmiş bu 1572-1610 kişisi. fırçasıyla kafa tutmuş kiliseye, kendince. fırçasındaki sanatı kiralamış kilise bolca, kendi gördükleri gibi resmetsin diye azizleri ve isayı. o fırçayı tutan adamın görüşünü beğenmemişler mesela. reddedilmiş kimi resimleri, tekrar çizdirilmiş. fırçayı tutan adam, sadece azizleri değil, dini çizmiş aslında. islam'da resim olmayışından naşi (ki naşi çok güzel bi kelimedir) bir ressamın din adamlarına, din anlayışına kafa tutması sanatıyla olmadı elbet. şii toplumlarda da olmamıştır bence, hz.ali resimleri arasında ne kadar fark vardır mesela, pek bilmiyorum. ama 17. yüzyılın başında bir ressam ve kilise arasındaki bu görüş farkı, çatışması ve inadı, elbet o topluma bi fayda sağlamıştır... illa martin luther'le olup bitmedi haliyle avrupanın kiliseyle derdi. neyse, konuşmak yerine efendim, göstereyim:
kilise caravaggio'nun Aziz matta'yı resmetmesini ister. matta malum incili yazan azizlerden, 4'e indiriliyo filan hani iznik'te. di mi öyleydi. neyse işte, bizim matta, matthew, matta incilini yazmış haliyle. 1945'te yanmış bu resim, fotoğrafları kalmış. caravaggio aşağıdaki şekilde resmeder: Matta yaşlı ve cahil bir köylü gibi, çıplak ayaklı ve şaşkın. elleri ayakları kaba saba, oturuşu bile eğreti (hatta ayak tabanı cemaate dönük). bilgelikten ziyade ürkek, elini meleğe teslim etmiş. melek şefkatle incili yazdırıyor matta'ya, matta'nın suratında kendi yaptığına şaşar bi ifade, kaşlar havada. bence çok insani, sevimli, hatta saf bi resim. bir köylünün, sıradan bir adamın DA aziz olabileceğini gösteren bir kompozisyon. hani maksat inancı güçlendirmekse..
velakin kilise tarafından reddedilir. kilise reform sonrası restorasyon kilisesi. caravaggio'ya bi ayar çekerler ve o da isteğe uygun (müşteri memnuniyeti) yeni bir kompozisyon yapar ve bu kez beğenilir. kilisenin mattası daha ziyade şöyledir:
sanat uzmanı olmaya gerek yok farkı görmek için. alim matta, yazmaya oturmuş, melek de ona yardımcı oluyo tahminen. bilemem dini detaylarını. masası ve sandalyesiyle, dökümlü kumaşıyla, bu mattanın daha bi şık ve hatta "jön" olduğu kesin. işbilir haliyle, meleğe "tamam kaptan, görev anlaşıldı" der gibi bakıyo nerdeyse. şüphesiz kilisenin cemaati olan köylülerden çok finansörü olan seçkinlere benziyo. belki kardinali model almıştır caravaggio hatta.
favori resmimle kapatıyorum. burda da efendim, isanın bi mucizesi resmedilmiş. inanmayan havarisi inanç tazeliyo sanırım. soldaki malum, isa. merakla bakan, yine köylü, cahil ve üstü başı yırtık adamlar da havarileri. St. thomas'mış hatta o parmağını uzatan. isanın gömüldükten sonra dirilişine şahit olmadığı için, "aa yaralarına parmağımı sokmadan inanmam" gibi bi şi diyo galiba. neyse işte, dediğim gibi, detayları bulanık haliyle. hiçbirinin başında hareler yok, şaşkınlık var. üstelik yaşlı başlılar. ve bu kadar önemli bi konunun kompozisyonu neredeyse mum ışığında gibi, bol gölgeli ve karanlık. ışık nerdeyse isanın arkasından geliyo gibi. çok canlı, hatta kanlı canlı.işte bu da böyle bi şi efendim.
2008 yılı itibariyle hala, nobel alan yazarının politik olmasına şaşan bi ülkedeyiz malum. politika için illa kelime gerekmediğini düşünüyorum. beğensek de beğenmesek de, var politik bi halleri sanki bu sanatçı takımının. az gelir, çok gelir, ters gelir.. ama var. bakıyoruz yıl 1607, o zaman da varmış, hala var. nobel almayanlarda da var hatta, inanamazsınız. mimarda, heykeltraşta, ressamda, şairde.. var bi haller. toplumculuk değil bu illa, duruş. beni bizi inşa etmek değil, kendini bilmek. eh, bırakınca iki ayak üstünde durabilsinler di mi sanatçılar, sağdan soldan omuz verilmeden...
böyle de bağlarım, hiç acımam.








