BU YAZIYI Bİ ZAHMET OKUYUN, NOLUR.
DİDAKTİK AMA GÜZELDİR KENDİSİ. GEREKLİDİR.

naylon torba bir, kağıt mendil iki. kullanırken vicdan azabı duyduğum iki şey. sabuş ki her peçete uzatışımda itinayla ikiye bölüp "
bu kadarı yeter, israf etmeyelim, ağaç bu" der. her seferinde. ikiye bölüp versem bi daha böler ikiye. bi de hediye paketi atılmaz bizde, senelerce aynı kağıtlar kullanılır.
naylon torba kısmı sim hanım kaynaklıdır. evde bitmeyen bi naylon torba stoğu var. atılmaz. mümkünse yeniden kullanılır. naylon torba atmak ormana bi kamyon dolusu plastik boşaltmış gibi hissettirir. sim hanım arkadan cık cıklar, açıklama bekler.
naylon torba konusunda ufak notlar...kendisi günlük hayatta sıkça kullanılan bi şi ama pek sevimsiz garibim. bazısı ince olur kopar, bazısı kalındır iş görür. falan filan. ama bi ekmek alsanız hop yanında poşet gelir. çok sevgili

migros "
poşetlerimizin çöp torbası olarak kullanılması marka imajımızı zedeliyo" vurdumduymazlığıyla poşetlerin dibini deldiğinden beri türk orta sınıfı bi de "çöp torbası" alışverişi yapar oldu, onu da poşetleyerek getiriyo evine. yemekleri korumak için poşet, çöp poşetlerini topluca atmak için poşet. naylon evler!!! kabus.
ayrıca deniz kaplumbağaları her yıl denize karışan naylon poşetleri denizanası sanıp yiyo, mideleri şiştiği için ölüyolar. o çok sevgili CARETTA CARETTALAR DAHİL.
şimdiiii.....
1) efendim o poşetleri bi zahmet oturup
katlayın, evinizin bi köşesinde biriktirin. poşet katlamak çok rahatlatan bi şiymiş burda keşfettim. hem böylece "yer kaplıyo" bahanesi elenmiş olur.
2) her gün çıkarken çantanıza bi iki tane minicik katlanmış poşet koyun.
hatta bu haftaki amacınız "eve hiç yeni poşet getirmemek" olsun. 3) sırt çantası kullananlar, bavul misali çantalı kadınlar... size naylon torba yasak.
çantanıza koyun. hani dökülecek sıvı vs varsa, zaten çantanızda taşıdığınız torbaya sardınız, di mi?

4) minicik tel tokayı bile poşetleyen "maksat müşteri yağlamak"satıcılarına bi zahmet "
torbaya gerek yok" deyin. tek bi cümle kurun, cebinizde çantanızda taşıyın ama naylonlanmayın. hatta "ziyandır gerek yok" falan deyip bilinçlenmesi için bi adım bile atabilirsiniz. Yandaki foto KIBRIS.
5) hollandacım
süper marketlerde naylon torbaya 40 cent fiyat biçmiş, tüketimi azalsın diye. migrostan torba araklayan, sebze naylonlarını cebine atanlara selam olsun. ülkece herkes süpermarket alışverişine kendi torbasını götürüyo haliyle. siz de bakkala ekmek ve yoğurt almaya giderken
yanınıza poşetinizi alın. zaten poşet gerekeceği kesin yani.
6) sebze meyve alışverişini manavdan yaparken kesekağıdına elini atarsa, "benim poşetim var buraya koyun" deyin,
kağıt israfını da engelleyin.
8) en güzeli, bi tane
alışveriş çantası edinin. döne döne kullanın. burda çok güzelleri var, kocaman, içi kartonlu gibi, kalıplı yani ve üstü baskılı. bildiğin çanta gibi.
9) aslında en güzeli
pazar filesi yahu. ya da pazar çantası... teyzelerin aklını seveyim, eski toprak gibisi yok.
10) aa daha da önemlisi... şimdi burda bi ufak şaşala 2 milyon verince anlıyo insan:
pet şişeleri tekrar tekrar kullanın. suyu evde doldurup yanınızda taşıyın. tercihen cam şişede su için (misal, baylan halen cam şişede su veriyo), hem daha sağlıklı hem de tadı düzgün. yemek yediğiniz yerden ısrarla isteyin, uyarın. ortamın ukalası olun. o mekanların hepsi "depozitoyla kim uğraşacak yaau" arsızlığından plastiğe geçti. bi de nerden geldiğini bilmediğim bi
"fransız kadını stili, suyu plastik tadıyla içmeyi reddetmektir" cümlesi var beynimde. isteyene.
11) bira tenekeden değil,
şişeden. depozitosu da cabası. şişeyi geri götürün. keza süt de öyle.
12) ve tabii ki...
taksiye değil otobüse, metroya binin.
arabanızın hızına değil taban kuvvetine inanın.
arabaya mı bindiniz, asla tek kişi gitmeyin, 5 kişilik bi aracı mümkün olduğunca doldurup bireybaşı araba kullanımı düşürmeye çalışın.
bundan sonraki hedefiniz geridönüşüm olacak. özellikle BOĞAZİÇİ ÖĞRENCİLERİnin hiçbir mazareti olamaz, okul gayet güzel hizmet sağlıyo. pil çöpü bile var.
kağıt, pil, cam. kağıt, pil, cam.
ayırın. ayırın.
biriktirin ve atın. ayırın.
hem kendi vicdanınıza, hem doğaya, hem de ekonomiye katkınız olsun.
ODTÜ kağıt ve kartonlardan elde edilen parayla öğrencilerine burs veriyo. yılda 10 öğrenci şimdilik.
ayrıştırın ve sakın poşetlemeyin.
kağıt cam pil kağıt pil cam. çöp kutunuzun üstüne yazın!!!!!

burdaki sevgili okulum şunu yaptı: her öğrencinin 300 euroluk baskı kotası var. çıktı mı alırsın fotokopi mi çekersin sana kalmış. ama fiyatlandırma kağıt başına. tek taraflı baskı 7 cent, çift taraflı baskı kağıt başına 10 cent. haliyle her 2 sayfa yazıda (14-10= 4), 4 cent karda oluyosunuz. şimdiye kadar en az 700 sayfa çıktım olduğuna göre, bayaa bi mühim kendisi. hatta ben hızımı alamayıp
bi kağıda 4 sayfa bastırmaktayım, bunun için yazıcının zoom teknolojisiyle sayfayı büyütüp bi yüze 2 bastırıyorum,
yazılar ufak kalıyo bahane değil yani.. cimrilik değil bu, her gün bi ormanla eve gelmekteyim, can acıtıyo düşünmek. hele çevre master'ı yapan biri olunca.
e siz de kendiniz yapın. az kağıt, az naylon, az cam. az pil.
mümkün yani. başta zorlansanız da, bundan şikayet etmenin bi lüks olduğunu artık anlamamız gerek. doğadan arsızca daha fazlasını istemek yerine taleplerimizi kısmak da bi yaşam şekli. en mühimi bizi sürekli uyaracak bi vicdan yaratmak. bi vicdan azabı duymak.
hani isterseniz, bu vicdan ben olurum ama ağır konuşurum ona göre. ehehe.
bu hafta hiç yeni naylon poşet girmeyecek eve. hatırlatırım!!!